Kimse üstüne alınmasın, gocunmasın… Ama bu seçim dönemleri var ya… Ki son 15 yılda içimiz dışımız seçim oldu, Tüm perdelerimi panjurlarımı sıkı sıkı kapatıp, dışarıya görünmez olmak istiyorum. Her gün bazen günde birkaç defa kapılar çalınıyor… Partilerinin rengine bürünmüş, şık giyimli, en sevimli bakışlarını yüzlerine yapıştırmış grup grup insanlar, ellerindeki broşürleri uzatıp, “bize oy verirsiniz değil mi?” diyorlar… Evde değilseniz eğer, işten eve döndüğünüzde kapınızın altında yığınla broşür buluyorsunuz… Bizimki gibi küçücük bir ülkede, üstelik medyanın seçim amaçlarıyla dibine kadar kullanılabildiği bir ülkede bu tür yöntemlerin ne kadar yararlı olduğu tartışma götürür bence… Hatta kendim için konuşmak gerekirse, siyasetin kirine bulaştırılıp kirletilen o güzelim turuncuları, kırmızıları, mavileri, yeşilleri kapımda görmek istemiyorum. Dağıttıkları broşürlerde ne var ki zaten? Erdemlerine bakılmaksızın bölgelerindeki popülerlik katsayısına göre seçilip listeye konmuş bir grup insan… İster genel seçim olsun ister yerel yönetim. Fark etmiyor… Bu güne kadar gördüğüm, akademik başarıları, devlet yönetiminde belirli köşeyi doldurabilecek kadar teorik, pratik ve yönetsel beceri sahibi kişileri içeren listelerin sayısı bir elin parmak sayısına bile erişemiyor… “Bu adam /kadın doktor… Çok hastası, çok seveni var… alalım” “Bu adam/bu kadın avukat… Dünya kadar müvekkili var… alalım” “Bu adam/kadının bu minik bölgedeki çevresi çok geniş…alalım” Kaygı nitelik değil, nicelik olduktan sonra ne fayda! Bir şekilde seçiliyorlar, sonra görüyoruz… Uyuşturucu kaçakçılığına karışan milletvekilleri mi görmedik, rüşvetçilerini mi? Belediyelere gelince tam bir hayal kırıklığı… Yerel yönetimlerin şimdiki durumlarına bakmak yeterli. Oy hesabıyla aday gösterilip seçilen meclis üyeleri nereye kadar etkili olabildiler ki? Dün gazeteden eve dönerken yolda yine broşür dağıtan aday gruplarını gördüm… Boyunlarında partilerinin renkleriyle bezenmiş fularlar, kapıları çalıp en tatlı gülümsemeleriyle vatandaşlardan oy istiyorlardı… “Bize verin… En iyi biz yaparız, biz biliriz” dediklerinden eminim… demeseler bile verdikleri broşürlerdeki mesajlar öyledir şüphesiz… Listelere, özgeçmişlere bir göz atsanız, “bu insan seçilse ne yapabilir ki?” diyeceğiniz bir sürü isim! Başta da dedim ya, Kimse alınmasın, üstüne almasın… ‘Çevresi genişlerle’ çıkılan oy dilenciliğinden – kusura bakmayın ama- nefret ediyorum… Bakalım, demokrasi adına bugüne kadar meclise, belediyelere, rüşvetten uyuşturucuya bulaşmış kişilere kapıları açan sistem bu kez memlekete neler sunacak?