Sosyal Demokrasinin sonu mu? İşçileri kaybettiler... Anketler alarm veriyor: Almanya'da SPD'nin miadı doldu mu?

SPD Almanya'da onlarca yıl boyunca siyasetin vazgeçilmez aktörlerinden biriydi. Ancak artık SPD siyasi önemini korumak için mücadele ediyor.

2026 Almanya'da süper seçim yılı. 16 eyaletten beşinde yeni bir eyalet parlamentosu seçilecek. Federal düzeyde Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) için siyasi tablo pek iç açıcı değil.

Baden Württemberg eyaletinde 8 Mart'ta yapılacak seçimlerde kamuoyu yoklamalarına göre SPD'nin oy oranı yüzde 10'un altına düşmüş durumda. Rheinland Pfalz eyaletinde 22 Mart'ta yapılacak seçimler öncesindeki anketler SPD'nin oy oranının yüzde 27 civarında olduğunu gösteriyor. Ancak bu oy oranı ile Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin kıl payı gerisinde kalan SPD, eyaletteki iktidarını kaybedebilir.

Eylül ayında sandığın kurulacağı Mecklenburg Vorpommern eyaletinde parti iktidardan düşme riski ile karşı karşıya. Yine sonbaharda seçimlerin yapılacağı Berlin eyaletinde de partinin oyları düşüşte.  Saksonya Anhalt eyaletinde ise anketler SPD'nin oylarının yüzde 10'un altında olduğuna işaret ediyor.

SPD federal düzeyde de başarılı bir tablo sergilemiyor. Anketlere göre partinin oy oranı uzun süredir yalnızca yüzde 13 ile 16 arasında seyrediyor. Bir zamanlar Almanya'daki her iki seçmenden neredeyse birini kazanabilen halk partisine ne oldu?

SPD işçi kesimini kaybetti

SPD'de neyin yanlış gittiğini anlamak için geriye dönmek gerekiyor. Parti, 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında klasik bir işçi partisi olarak kuruldu; fiilen haklardan yoksun fabrika işçilerinin siyasi temsilcisi olarak. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, güvencesiz işler, yetersiz iş güvenliği ve konut sıkıntısı onların zor yaşamını belirliyordu.

Sıradan işçiler, Almanya Federal Cumhuriyeti tarihinin ilerleyen dönemlerine kadar SPD'nin klasik seçmen kitlesini oluşturdu. Sosyal Demokratlar, kökene bakılmaksızın eğitim, yükselme ve başarı vaat eden bir siyaseti temsil ediyordu. Ancak artık klasik işçi sınıfı yok. Yüksek gelirli sanayi işçileri uzun süredir toplumun orta sınıfını oluşturuyor.

SPD'den ayrılanlar Sol Parti'yi kurdu

Kamuoyu araştırma kuruluşu Forsa'nın Kasım 2025 tarihli analizine göre, bugün sıradan işçiler ve işsizler arasında SPD'ye oy vereceğini söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 9. Toplumsal olarak dezavantajlı olduğunu düşünenler ise bugün kısmen aşırı sağcı olarak sınıflandırılan Almanya için Alternatif (AfD) partisine yöneliyor. İnfratest-dimap araştırma kuruluşunun Şubat 2025'te yayımladığı verilere göre, işçilerin yüzde 38'i AfD'ye oy veriyor.

Birçok eski SPD seçmeni de Sol Parti'ye geçti. Sosyal Demokratlar için acı olan şu ki Sol Parti, eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder dönemindeki SPD'nin sosyal politikalarına duyulan tepkiden doğdu.

Schröder liderliğindeki SPD, 1998'deki genel seçimleri oyların yaklaşık yüzde 41'ini alarak kazanmıştı. Ancak Schröder, işsizlik oranının yüksek, ekonominin daraldığı ülkede radikal bir reform paketini hayata geçirdi. Sosyal devlet harcamalarında büyük kesintileri kapsayan radikal reform paketi "2010 Ajandası" (Agenda 2010) sol seçmende büyük tepkilere neden oldu.

SPD seçmenlerinin yarısını kaybetti

Muhafazakâr Hristiyan Birlik partilerinden ise söz konusu reform ajandasına coşkulu bir destek geldi. Alman ekonomisi açısından reformlar başarılı görüldü. Ancak SPD içinde sert tartışmalar yaşandı. Partinin sol kanadı isyan ederek, Schröder'in politikasını desteklemek istemedi. 2005'te önde gelen eski SPD üyeleri ve sendikacılar ayrı bir sol parti kurdu.

SPD on yıl içinde seçmenlerinin neredeyse yarısını, Yeşiller partisine ve CDU'ya da kaptırdı. Dönemin CDU Genel Başkanı ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, partisini siyasi merkeze kaydırdı. Siyasi gözlemciler, CDU'nun sosyal demokratlaştığından söz etti.

"Büyük koalisyon"da profil kaybı

Seçmenler için Hristiyan Birlik partileri ile SPD arasında içerik açısından ayrım yapmak giderek zorlaştı. Üstelik CDU, CSU ve SPD, 2005'ten 2021'e kadar çoğunlukla birlikte koalisyon halinde iktidardaydı. SPD, bu dönemde çok sayıda siyasi uzlaşmaya gitti ve giderek profil kaybetti.

Seçmenler nezdinde yaşanan büyük güven kaybı karşısında partinin sol kanadından programatik bir yeniden yönelim çağrıları geldi. Daha sol çizgide sosyal ve vergi politikası talep edildi. Yüksek gelirli ve varlıklı kesimlerin daha fazla vergi ve prim ödemesi, sosyal yardımlarda kesintiye gidilmemesi istendi. Ancak SPD'nin yer aldığı koalisyon hükümetlerinde bunların pek azı hayata geçirilebildi.

Başarısızlığın dip noktası: "Trafik ışığı koalisyonu"

2021 federal seçimleri öncesinde SPD anketlerde yüzde 16 seviyesindeydi. CDU ise büyük hatalar yaptı. SPD beklenin çok üzerinde yükseldi ve seçimi kazandı. Parti yeniden başarı yoluna girdiğini düşündü.

Ancak tam tersi oldu. SPD'li Almanya Başbakanı Olaf Scholz liderliğinde Yeşiller ve ekonomik liberal Hür Demokrat Parti (FDP) ile kurulan koalisyonda kısa sürede derin anlaşmazlıklar ve blokajlar yaşandı. Partilerin renklerini simgeleyen kırmızı, sarı ve yeşil renklere atıfla kamuoyunda "Trafik ışığı koalisyonu" olarak da adlandırılan "üç benzemezin" oluşturduğu koalisyon hükümeti erken dağıldı.

Koalisyon hükümetinin dağılması ile SPD'nin itibarı daha da zedelendi. 2025'te yapılan erken genel seçimlerde de parti yalnızca yaklaşık yüzde 16 oy aldı. Siyasi gözlemcilere göre, seçim sonuçları SPD için "varoluşsal bir tehdit" göstergesiydi.

SPD tekrar sola yöneliyor

Buna rağmen Sosyal Demokratlar, CDU/CSU ile yeniden küçük ortak olarak koalisyona girdi ama eski sorunlar hâlâ devam ediyor. Birlik partileriyle aynı çatı altında olması nedeniyle kendi profilini ortaya koyamama riski yine mevcut.

2027'ye kadar hazırlanacak yeni bir temel programda SPD'nin daha sol bir sosyal politika benimsemesi öngörülüyor. Ancak bunun ne kadar inandırıcı olduğu tartışmalı. Koalisyon ortağı karşısında bu taleplerin uygulanması zor.

CDU, parti başkanı ve Başbakan Friedrich Merz döneminde yeniden daha muhafazakâr bir çizgiye kaydı. Boş kamu kasaları ve zayıf ekonomi karşısında sosyal harcamalarda kesinti ve Schröder'in "2010 Ajandası" benzeri köklü bir reform paketi talep ediliyor. Emeklilik, sağlık ve bakım sisteminde kapsamlı bir sosyal devlet reformunun gerekli olduğu savunuluyor.

Koalisyon ne kadar sürecek?

SPD de reformları gerekli görüyor, ancak kimsenin sonrasında daha kötü durumda olmaması gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle zenginlerin daha yüksek vergilendirilmesini ve daha fazla sosyal prim ödemesini talep ediyor. Kamuoyunda bu yönde destek var. SPD son anketlerde daha fazla adalet talebinden bir miktar fayda sağladı.

Ancak Hristiyan Birlik partileri, vergi artışlarını reddediyor. Mart ayında yapılacak ilk iki eyalet seçimi nedeniyle CDU/CSU ve SPD açık bir çatışmadan kaçınmaya çalışıyor. Ancak federal hükümet iç politikada giderek daha fazla kilitlenmiş görünüyor. Şu sıralar en fazla, 14 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişiminin yasaklanması önerisinde uzlaşı var.

İlk iki eyalet seçiminden sonra koalisyonda yeniden hareketlenme yaşanacağı varsayılabilir. SPD Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz'da ne kadar kötü sonuç alırsa, partide kendi profilini yeniden güçlendirme ve Birlik partilerinden ayrışma yönündeki baskı o kadar artacaktır. Belki şu benzetmeyle açıklanabilir: Boğulma tehlikesi yaşayan kişi, daha fazla çırpınır!