Üç fidan

Oya GÜREL

Hiç inanmamıştım… Mümkün olabilir miydi? İnsanlık bu kadar mı ayaklar altındaydı? Ama olmuştu işte… İnsanlık bir kez daha ayaklar altına alınmıştı… Günlerden 6 Mayıs’tı… Yıl 1972… Haberi okula giderken öğrendim tam 42 yıl önce… Ne yapmışlardı? Adam mı öldürmüşlerdi? Devleti mi yıkmışlardı? Yaptıkları eylemler hayatlarına son verdirilecek kadar mı büyük suç unsurları taşıyordu? Tanrılar kurban istemişlerdi… Ve o üç güzel fidan, o üç güzel, mert insan darağacına gönderildi… Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan… Hayatımın en kötü sabahı olarak kaldı hep 6 Mayıs 1972… Onlar gençtiler, Yürekleri insan sevgisi yurt sevgisiyle dopdolu… Emperyalistlerin önünde el-pençe-divan duranlara, Amerikan kaşığıyla Avrupa pisliği yiyenlere, Kendi insanını sömüren, ezenlere… Haklarlı birbirine kırdıranlara karşıydılar… Devrimciydiler… Önderdiler… Kapitalizmin, emperyalizmin önünde secdeye varanlar, Kafataslarının içerisinde beyin yerine fasulye tanesi taşıyanlar, onların düşünceleriyle savaşamayacak kadar güçsüz, zayıf, çelimsiz ve basiretsizdiler… Bu yüzden düşünceye düşünceyle karşılık vermek yerine, onları ortadan kaldırmak istediler… O düşüncelerin bedenlerle birlikte ölmeyeceğini, ölümsüz olduğunu bilemeyecek kadar aptal, ama bir o kadar da acımasızdılar… Deniz, Hüseyin, Yusuf öldü…Öldürüldü… Ve ardından niceleri katledildi… Gidenler bedenler oldu… Katilleri hatırlayan çok az şimdi. Hatırlansalar bile lanetle anılıyorlar… Oysa darağacında susturacaklarını sandıkları devrimcilerin sesi her geçen gün daha gür… Onlar öldürüldüklerinde ana-babaları doğmamış çocuklar biliyor Deniz’i, Hüseyin’i Yusuf’u… İnandıkları uğruna darağacına gözlerini bile kırpmadan giden yiğitlerin adı hala ağızlarda… Hala türküleri söyleniyor… Onlar daha darağacının merdivenlerini çıkarlarken doğan onlarca Deniz, Hüseyin, ve Yusuf bugün yüz binleri aştı… Onlar için söylenen en güzel sözlerden biri, Can Yücel usta yazmıştı, “Bizim Deniz” şiirinde: "En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de Devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez luverin namlusundan fırlayarak… En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi… Acıyorsam sana anam avradım olsun Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun…" Evet… Hepsine Aşk olsun… Onlar, hala bugün özgürlük yolunda savaşanlara ışık olmaya devam ediyorlar… Anılarının önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.