Bugün Kıbrıs Gazetesi'nden Ayşemden Akın'ın haberine göre, Göker, soruşturmanın henüz tamamlanmadığını ve bazı önemli belgeleri beklediğini vurgularken, ilk bulguların geminin teknik durumu, kaptanın kriz anındaki tutumu ve denetim sistemindeki boşluklar üzerinde yoğunlaştığını söyledi.
“KAPTAN YAPMASI GEREKENLERİ YAPMADI”
Kaptanın kriz anındaki sevk ve idaresini ağır sözlerle eleştiren Göker, yolcuların zamanında bilgilendirilmediğini, geminin hızının düşürülmediğini ve düzenli bir tahliye planının uygulanmadığını belirtti.
Göker, “Kaptan gemiyi önceden terk etti, yolculara bilgi vermedi. Yolculara ne yapmaları gerektiği anlatılmadı. Gemiyi sevk ve idare etmek, sadece bir noktadan diğerine götürmek değildir. Yolcu taşıyorsanız kriz anında doğru bilgiyi vermek ve tahliyeyi yönetmek zorundasınız” dedi.
“EN BASİT YAPACAĞI ŞEY YOLU KESMEKTİ”
Göker’e göre facianın büyümesini önleyebilecek ilk ve en temel müdahale, geminin hızının derhal kesilmesiydi.
Geminin yaklaşık 18-20 knot hızla ilerlediğini hesapladıklarını anlatan Göker, hız arttıkça teknenin suya daha fazla gömüldüğünü ve hasarlı bölgenin dalgalarla daha yoğun biçimde temas ettiğini söyledi.
Göker şöyle konuştu:
“En basit yapacağı şey yolu kesmekti. Yolu kesecek, duracaktı. Gemi durdurulsa batışı çok daha geç gerçekleşebilirdi. Yolculara bilgi verilip herkes düzenli biçimde dışarı çıkarılabilirdi. Belki de kimseye bir şey olmayacaktı.”
Kaptanın geri dönmeye çalışmasının geminin dengesini daha da bozmuş olabileceğini belirten Göker, bunun henüz teknik incelemeyle kesinleştirilmesi gereken bir değerlendirme olduğunu vurguladı.
“YARDIM ÇAĞRISI YAPILMADI”
Göker, kaptanın zamanında yardım çağrısı yapmadığını da belirterek, olayın çevredeki bir denizcinin durumu fark edip Sahil Güvenlik’e haber vermesiyle duyulduğunu söyledi.
“Turuncu can sallarının denizde görülmesinin ardından Sahil Güvenlik’e haber verildi. Kaptan yardım çağrısını zamanında yapmış olsaydı müdahale daha erken başlayabilirdi” diyen Göker, yolcuların tahliyesinin de gemi personeli tarafından yönetilemediğini kaydetti.
CAN SALLARI KENDİLİĞİNDEN AÇILDI
Göker, görüntülerde deniz yüzeyinde görülen can sallarının personel tarafından planlı biçimde indirilmediğini, geminin yan yatması ve batması sırasında basınçla kendiliğinden açıldığını anlattı.
Gemide sekiz can salı bulunduğunu ve görünen can yeleği kapasitesinin yolcu sayısını karşılıyor gibi göründüğünü belirten Göker, asıl sorunun bu ekipmanların nasıl kullanılacağı konusunda yolculara hiçbir yönlendirme yapılmaması olduğunu söyledi.
Göker, “İnsanlar ne yapacaklarını bilmiyordu. Can yeleğini nerede ve nasıl giyecekleri, hangi çıkışa ve hangi can salına yönelmeleri gerektiği anlatılmamıştı. Herkes kendi başının çaresine bakmaya çalıştı” dedi.
“GEMİ JURNALİNE ULAŞILAMADI”
Soruşturma açısından en önemli belgelerden birinin gemi jurnali olduğunu belirten Göker, söz konusu belgeye henüz ulaşılamadığını söyledi.
Gemide yaşanan gelişmelerin, alınan kararların ve kaptanın yaptığı müdahalelerin gemi jurnaline kaydedilmesi gerektiğini anlatan Göker, kaptanın gemiyi terk ederken bu belgeyi yanına alması gerektiğini ifade etti.
Göker, “Kaptan en son gemiyi terk eder. Gemi evraklarını, personelin belgelerini ve gemi jurnalini yanına alır. Ancak kaptan gemiyi önce terk etti ve jurnal de alınmadı. Jurnali görmeden olayın dakika dakika seyrini belirlemek zorlaşıyor” diye konuştu.
MAYIS AYINDAKİ GÖRÜNTÜLER DOSYADA
Filo Jet’in 21 Mayıs’ta su aldığı anları gösteren yolcu görüntülerinin önemli olduğuna dikkat çeken Göker, sonraki aylarda da benzer görüntülerin bulunduğunu söyledi.
Geminin nisan ayının son günlerinde kuru havuza alındığını, burada ağırlıklı olarak boya ve rutin bakım işlemleri yapıldığını anlatan Göker, su girişine neden olan hasarın ne zaman oluştuğunun araştırıldığını belirtti.
Göker, “Hasar 21 Mayıs’tan önce de var olmuş olabilir. Geminin tamir raporlarını ve önceki belgelerini karşılaştırıyoruz. Şu aşamada kesin konuşmak için bütün evrakların görülmesi gerekiyor” dedi.
DENETLEME KURULU YILLARDIR ÇALIŞTIRILMIYOR
Göker’in açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri de gemilerin teknik ve operasyonel koşullarını kontrol etmekle görevli denetleme kurulunun yıllardır çalıştırılmaması oldu.
Kurulun bir kaptan ve başmühendisten oluştuğunu anlatan Göker, emekli olan üyelerin yerine yeni görevlendirme yapılmadığını söyledi:
“KKTC bayraklı gemileri ve limanlara gelen gemileri denetleyen bir kurul vardı. Gemilerin çalışma koşullarını ve güvenliğini değerlendiriyordu. Bu kurul üç, dört, belki beş yıldır çalıştırılmıyor. Emekli olanların yerine kimse atanmadı. Denetimsizlik olunca uygun olmayan gemilerin çalıştırılması da kolaylaşıyor.”
Göker, klas kuruluşlarının yaptığı yıllık kontrollerin yanı sıra yerel ve düzenli liman denetimlerinin de gerekli olduğuna dikkat çekti.
ÇIKIŞ İZNİNE TELEFONLA MÜDAHALE İDDİASINI DOĞRULAMADI
Facianın ardından gündeme gelen, gemiye başlangıçta çıkış izni verilmediği ancak daha sonra yapılan bir telefon görüşmesi üzerine belgenin imzalandığı iddiasına ilişkin de konuşan Göker, yaptığı görüşmeler sonucunda bu iddiayı doğrulayamadığını söyledi.
Çıkış belgesinin saat 11.50’de düzenlendiğini belirten Göker, “Birinci ağızdan görüştüm. Bakanlık veya başka bir makamdan telefonla talimat verildiği yönünde bir bilgi yok. Aynı gün başka bir yolcu gemisi de limandan ayrıldı” dedi.
Göker, liman görevlisinin yola elverişlilik belgesini geminin mevcut sertifikalarına ve hava koşullarına göre verdiğini; görünür bir arıza, ihbar veya şikayet olmadığı sürece geminin bütün bölümlerini yeniden teknik kontrolden geçirmesinin rutin prosedür içinde bulunmadığını anlattı.
HONDURAS BELGESİ İÇİN “KABUL EDİLEMEZ” DEĞERLENDİRMESİ
Kaptanın Honduras tarafından düzenlenmiş belgesini de incelediğini belirten Göker, belgenin gerçek veya sahte olduğuna ilişkin kesin değerlendirme yapabilmek için dayanak belgelerin görülmesi gerektiğini söyledi.
Söz konusu belgenin başka bir ülke tarafından verilmiş asıl yeterlilik belgesinin Honduras bayraklı gemilerde kullanılmak üzere onaylanması niteliğinde olduğunu anlatan Göker, KKTC bayraklı Filo Jet’te neden bu belgenin kabul edildiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Göker, “Bu belge Honduras bayraklı bir gemide çalışmak için kullanılabilir. Ancak KKTC bayraklı bir gemide çalışan kaptanın Türkiye Cumhuriyeti tarafından düzenlenen asıl gemi insanı belgesi ve liman cüzdanı görülmeliydi. Honduras belgesinin burada kabul edilmesini doğru bulmuyorum” dedi.
SİGORTA BELGELERİ DE İSTENDİ
Göker, geminin yolcu sorumluluk sigortası ile tekne ve makine sigortasına ilişkin belgelerin kendisine sunulan dosyada bulunmadığını, bu nedenle söz konusu evrakların şirketten istenmesini talep ettiğini açıkladı.
Hazırlayacağı bilirkişi raporunda yalnızca kaptanın eylemlerinin değil, armatör şirketin bakım, onarım, denetim ve sigorta yükümlülüklerinin de ele alınacağını belirten Göker, “Bütün sorumluluğu kaptana yüklemek doğru olmaz. Armatörün geminin su aldığından haberdar olup olmadığı, gerekli tamiratı yaptırıp yaptırmadığı ve kaptanın daha önce şirkete bildirimde bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Göker, nihai teknik değerlendirmesini geminin bakım ve onarım kayıtları, jurnal, sigorta poliçeleri, kaptanın asıl yeterlilik belgeleri ve diğer evrakların incelenmesinin ardından hazırlayacağını belirtti.