Umutlar en son ölür

Oya GÜREL

    Bugün 1 Mayıs İşçinin emekçinin bayramı… Ama aynı zamanda bir başka önemli günün yıldönümü. Tam 10 yıl önceki gözyaşlarımın dadını hala hissediyorum dudaklarımda… Oysa ne kadar mücadele vermiştik… Meydanlarda her türlü tehdit ve baskıya karşı gelerek hep birlikte kurtuluşumuz olarak gördüğümüz AB’ye katılım için “önce barış” sloganları atmıştık… Ne hainlik edebiyatı durdurmuştu barış için meydanlara akan insan selini, ne bomba ihbarları… Ne ki AB? Neden öylesine sarılıverdik sanki aslında yayılmacılığın 21. Yüzyıl versiyonuna? En solcumuz bile “Barış ve AB” sloganları atıyordu… Atıyorduk… Denizde düşmüştük yıllar öncesinden çünkü ve sarılacak başka bir can simidimiz yoktu… 63’te cumhuriyetten dışlandık, dışlanmayı aldık kabul ettik… 74’te ortamızdan geçen kıpkırmızı bir hatla ikiye bölündük… 15 Kasım 2009’da bir devlet ilan ettik, dünya ardından burnumuzdan fitil fitil getirdi… Bedeller ödedik… Cebimizde 3 tane kimlik taşıdık ama , Kimliksiz kaldık… “İzolasyon”, “ambargo” dedik, en büyük izolasyonla ambargoyu anamızdan gördük… Ne olduğumuzu, nereye gideceğimizi, nereye ait olduğumuzu bir türlü bilemedik… O nedenle düştüğümüz deniz değil, okyanusta bulduğumuz AB’ye sarıldık… Başka çaremiz yoktu… Ama önce barış gerekiyordu… Olmadı… Bir el uzattık güneye, Elimizi tutan olmadı… 30 Nisan’ı 1 Mayıs’a bağlayan gece kendimi eve kapattım… Herkes güneydeki Eleftheria meydanına akın ederken ben kapıdan dışarı çıkmak istemedim… Saatler tam gece yarısını gösterirken güneyden patlatılan havai fişeklerin ışığı sadece güneyin değil, kuzeyin de göklerinde yıldızlar gibi parladı… Terasa çıkıp o büyük coşkunun ışığını gözyaşlarıyla izledim… Kahroldum… Uzattığımız barış eli havada kalmıştı… O el ki barış uğruna taş altında değil, kayaların altında ezilmiş, kemikleri un ufak olmuştu… O el ki barışla gelecek yeni Cumhuriyetin bayrağını yorulmadan sallamıştı meydanlarda… Sessiz bir isyandı o gece terasta yüreğime dolan… Kırgınlık, hayal kırıklığı, öfke, terk edilmişlik… Komşularımız havai fişeklerle AB üyeliklerini kutlarken bizler boğazlarımıza gelip oturan yumrukla tıkanıp kalmıştık… Hala bekliyoruz… Hala umut ediyoruz… Havai fişekleri acaba bir daha görebilecek miyiz… Bu kez iki toplum bir arada barışı, kurtuluşu kutlayabilecek miyiz? “Umutlar en son ölür”  diyorlar… Hala yaşadığımıza göre umutlar da yaşıyor… Belki bir sonraki 1 Mayıs’ta biz de patlatırız havai fişekleri