Bir varmış bir yokmuş... Zamanın ötesinde, Hiç olmamış bir bölgede, Kadının “mal” Geriye kalanların “hamal”, Eşeğin “hür” İnsanların dört duvar arasında “özgür”, Gidenin de gelenin de “aynı tür”, Trafikte ölümlerin “kader” “kim vurduya gidenlerinin” adının “gider” olduğu, yurttaşlara “kul” yönetenlere “kral” soranlara “hain”, susanlara “cicim” düzenden yana olanlara “beyim” eşeğe “yerli” yerliye “hala bu memlekette misin a enayi?” denilen, elektrik kesintisi, su sıkıntısı; kazıklanmak, söğüşlenmek; çalmak, vurmak, öldürmek; memleket malını parsel parsel yedirmek; “normaller” listesinde bulunan; alın teri, dürüstlüğün “enayilik”, hak aramanın “düşmanlık”, insanca yaşam istemenin, “bölücülük”, Düş görmenin serbest, Düşünmenin yasak, Salaklığın “erdem”, Akıllının “sersem”, Olduğu bir ülke varmış… Adına “yeşil” denen bozkır… Denizin ortasındaki bölünmüş “pirzola”… Garibim ülkem!