• BIST 1.441
  • Altın 501,444
  • Dolar 8,3566
  • Euro 10,1202
  • Lefkoşa 28 °C
  • Mağusa 27 °C
  • Girne 24 °C
  • Güzelyurt 26 °C
  • İskele 27 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 22 °C

Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar

Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar
Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar

Sahibine Mesajlar

Sn. Ersin Tatar, KKTC Anayasası’nın her vatandaşa dini inançlarını ve kutsal kitaplarını öğrenme hakkı ile kendi inançları doğrultusunda ibadet etme özgürlüğünü sağlar dediniz. Da, her önüne gelenin kuran kursu vereceğini söylemez. Buna göre din eğitimi almak Anayasaya aykırı değil derken bu eğitim, eskiden ortaokul çağında bize verildiği gibi Devletin Eğitim Bakanlığının kontrolünde verilmesi gerektiğini belirtir. Anayasanın amir hükümleri arasında, önüne gelenin din dersi vereceğini yazmaz. Türkiye’den sallanan parmağı gören bizimkiler incir çekirdeğini doldurmayan, vatan, Millet Sakarya, nurlu ufuklar ve bayrak sözcükleri, incir çekirdeğini bile doldurmuyor. Ah Ersin başkanım ah. Gülü seven dikenine katlanır diye düşünürken Kaktüsü sevmeye kalktık. Özdemir Asaf, bunca vefasızlıktan sonra bunların ederi kalmadı artık gönlümde. Kaça deseler hiçe sayarım demişti.

 

**

Sn. Ersan Saner, Anayasa’ya bağlı olduğunuzu dile getirirken din eğitimi almayı da her vatandaşın Anayasal bir hakkı olduğunu belirttiniz. Ayrıca bunu toplumsal bir ihtiyaç olarak gördüğünüzü söylediniz. Yasanın da açıkça hiç kimsenin bir inancın kitabını ve esaslarını öğrenme ve uygulama hürriyetinden mahrum bırakılmayacağını yazmaktadır ifadesinde bulundunuz. Sn. Başbakan, sanırım kaz denildiği noktada bunu koz olarak algıladınız. Anayasa Mahkemesi, Din işleri Dairesi’nin Hafızlık (Kuran) Kursu düzenleme yetkisi veren yasa maddesini, Anayasaya aykırı bularak iptal etti. Kuran Kursu verilecekse bunun Eğitim Bakanlığının izni ve kontrolü ile yapılması gerektiğini belirtti. Yani her önüne gelen Kuran Kursu düzenleyeme dedi. Ayşaba, hadde bunu Necmettin amca, Nuri dayı, Hatçe Teyzemiz anlamadı. Koskoca Başbakanın, ülkenin en üst merci konumundaki Anayasa Mahkemesinin, kararını anlamamasını garipsedik dedi. Sn. Saner, bu arada, dikkat toplan borusu çalıyor. Dikili Taş altında tırnak kontrolü yapılacakmış. Çok acele gitmeniz gerekiyormuş. Aman dikili taş altında birerli kol hizasına geçmek için acele edin.

**

Sn. Erkut Şahali, Türkiye yetkililerinin, Anayasa Mahkemesinin kararını açıklamasına yönelik yaptıkları açıklamalar sonrasında, bizlere karşı efe olan kahramanların dut yemiş bülbüle dönmesi sanırım sizi de fena halde kızdırdı. Sosyal Medyadaki paylaşımınızda,  bizim attıkları zaman mangalda kül bırakmayan sahte ‘Rambolara’  sıkarsa, Ankara yargımıza da, iç işlerimize de, demokrasimize de karışamaz desin dediniz.   Tabi bunun cevabını Luricinalı Ahmet Efendi verdi ve ne demek istediyse eneşi bronzo dedi. Eneşiyi anladım da bronzo kelimesi lugat defterimde yazılı olmadığı için anlamadım. Sn. Şahali, emir eri Sendromu hastalığına yakalanan ve koltuktan başka hiçbirşeyi umursamayan, beni ısırmayan yılan bin yaşasın modunda, tekerlekleri paslanan, 1958’lerin Loforiyosuna dönüşen bu efendilerin dilleri de paslandı. Bunlar yabancı şarkı gibidir. Dinleyeni çok ama anlayanı azdır. İnanın bizler hala onları anlamış değiliz.

 

**

 

Sn. Mehmet Harmancı one minute diye başlayan paylaşımınızda, Üzerimize karşı sürekli bir şekilde artarak gelen kuşatmaya karşı tek bir kalkan haline gelmezsek, bu adanın günden güne bize dar geldiğini deney tavşanı ‘ralph’ gibi her gün yaşayarak göreceğiz dediniz. Ve Yargımız elimizde kalan son kaledir, bunu elimizden almalarına izin vermemeliyiz ifadesinde bulundunuz. Mehmet başkan, Truva kenti yıllarca yetişmiş Savaşçıları ile özellikle dıştan gelen ordulara karşı büyük zaferler elde etmişti. Ancak tahtadan yapılmış, siktiri boktan bir tahta ‘At’ onun ‘Yunan’ orduları tarafından tarihten silinmesine neden olmuştu. Bizde bir değil onlarca ‘Truva ‘atı var. Sevgili Mehmet, telefonumuz düşse panikliyoruz. Arkadaşımız düşse gülüyoruz. Sırtımıza hançer sokan brütüslerin kapısında ise ‘Kapıkulu’ askeri gibi ellerimizi ovuşturarak çok yaşa. Nur ol diyoruz. Hayat işte.

**

**

Sn. Doğuş Derya, KKTC Anayasa Mahkemesinin, Kuran Kursları ile ilgili aldığı bir karara sert eleştirilerde bulunan Fahrettin Altun’a yönelik cevabınızda, bir başka ülkenin atanmış memurunun, yargı bağımsızlığımıza dil uzatması ve manipülatif açıklamalarla halkımızı provoke etmeye kalkışması hadsizlikten de öte kötü niyetli bir tutumdur dediniz. Sevgili Doğuş, yıllardır örümcek kafalı bazı yobazlar, izinsiz olarak köşede bucakta, Kuran Kursu adını verdikleri tehlike ibresi yüksek, saçma işler yapıyor. Anayasa Mahkemesi, dinini öğrenmek, bu konuda ders almak her bireyin hakkıdır. Bu dersler, bağımsız, bilimsel ve eşit eğitimin mihenk taşı ve sigortası, Eğitim Yasasıdır. Bu din dersleri de kontrol altında buna göre verilsin diyor.  Ah be Doğuş, her verilen emir, çiçeğin köküne verilen fazla suyun kökleri erittiği gibi, Altun gibilere sessiz kalan bazı emir erlerinin kökünü de kurutuyor. Erken seçimde, bir hissa daha edilirse kökü kuruyan ağaç gibi bunlar da  ‘Tumba ‘ gidecek. Abondone olmuş boksör gibi ringde sallanıp dururken püf dedikten sonra boylu boyuna sandıkta uzanıp kalacaklar. Cavit amca (Covit 19) 21. Yüzyıl dünyasına hijyen ve temizliği öğretti. Sandık da bize siyasetteki pasların temizliğini öğretecek.

**

Sn. Aytaç Çaluda, oturma izinleri biten ve büyük sıkıntı yaşayan insanlara, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi ile yardım elinizi uzatmanız sonrasında başınıza çorap örüldü. Şerife hanım ile birlikte dokunulmazlığınız kaldırıldıktan sonra aleyhinize dava sürecinin başlatılması size sunulan ekmek kadayıfı, Yurt dışına çıkışınıza yasak konulması da ekmek kadayıfının üzerine konan dondurma oldu. Atalarımız iyilik yap denize at, balık bilmezse Allah bilir demişti. Yaptığınız iyiliğin, Allah tarafından bilineceğinden eminim. Ama balık ‘Balon balığı ‘ olduğu için sizi zehirledi. Meclis de, biz hemşire gibiyiz. Önümüze gelince tek kelime etmez, damardan gireriz dedi. Ve damara girdikten sonra yoğun bakım görevini yapacak olan Mahkemeye gönderdi. Yoğun bakımda ‘Allah’ yardımcınız olsun.

**

Sn. Hasan Esendağlı, Barolar Birliği Başkanı olarak bir kaşık suda fırtına kopartanlara ve Kuran ile Dine karşı çıkıyorlar, Fransa ile ayni yolda gidiyorlar diyenlere, Anayasa Mahkemesi’nin, Din işleri Dairesi’ne Hafızlık (Kuran) Kursu düzenleme yetkisi veren yasa maddesini, Anayasaya aykırı olduğu için iptal ettiğini hatırlattınız. Bunun bağımsız ve bağlantısız olduğu iddia edilen ancak, 30 yaşını geçip gürbüz bir genç olan, ancak hala daha yavru muamelesi yapılan KKTC de, Milat teşkil ettiğini belirttiniz.  Sn. Esendağlı, hiç kimsenin hayatında, hiçbir ülkede, hiçbir ülkenin yeri garanti değildir. Gün gelir rüzgâr tersine eser. Sevilmenin değerini bilmeyeni inan yalnızlık terbiye eder. 

**

Sn. Lale Bicim, sanırım birileri nasırına fena bastı ve seni kızdırarak bam telinden 7 desimetre ses vererek, geldikleri gibi gitmediler. Kimi itini bıraktı, kimi bitini. Kimi de piçini bıraktı. Yoksa bu kadar şerefsizin bizden olması mümkün değil demene neden oldu. Sevgili Lale, bu lafları neyi kast ederek ne için söylediğin, çözümü zor, çok bilinmeyenli bir denklem gibiydi. Cennet olan Ada, grevler, eylemler ve sumak dayıların yaptıkları sonrasında, cehenneme döndü. Cennet olan buraların cehenneme dönüştüğünü söylerken, korkunç olan bir dünyanın cehennemi de mi var demekten kendimizi alamıyoruz.  Andilla koyarak bakanlar, baktılar millet dört tambura beş okka bir alem, şimdi kem kümün dışında fısıldamazlar bile.

 **

Sn. Asu Muhtaroğlu, golifa gibi dağıtılan koltuklardan bir tanesi de size nasip oldu. Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Dairesi Protokol Müdürlüğü göreviniz erken seçim sonrasında gelecek olan değişime kadar ülke adına hayırlı olsun diyelim. Bu görevi yürüten Cem Topçu ‘ya geçmiş olsun dileklerimizi iletirken, her hükümet değişikliğinde tekrarlanan bu hastalık için artık yeter derken, hastalığın köküne kibrit suyu dökülerek yok edilmesini dileyelim. Sn. Muhtaroğlu ülkeyi yazboz tahtasına döndürenlerin haline bakıp kahkahalar ile gülmek istiyorum.  Ancak Türkiye yetkililerinden yedikleri sılgıç sonrasında süt dökmüş kedi gibi durduklarına bakınca öfkeden kuduruyorum

**

Sn. Cemal Tunceri, Brezilya, İtalya, Portekiz, Endonazya’nın yanı sıra, birçok ülkeden yağan ödül ve tebrik yağmurları sizin yaşamınıza bereket olarak yansıyor. Dünya ülkelerinden yaşamınıza ve isminize ve ülkemize bereket katan bu ödül ve onurluk yağmurları, nedense ülkemizde kendini bir türlü gösteremiyor. KKTC For Ever nedense bu konuda ciddi kuraklık yaşıyor. ‘Güneş’ sanat ve kültür arenasına bakan gözleri kör ederken, başağın kılçıkları da yaşarmasına neden oluyor. Kör gözler ile yaşaran gözler, ülkenin değerlerini bir türlü görülmemesine neden oluyor. Sn. Tunceri, İmamlar, hocalar ile tarikat mensupları görmeyen ve yaşaran gözler için bir hu çekip iki de bol tükürüklü kırk bir kere maşallah duası okudu mu sanırım gözlerdeki pas silinip perde açılır. Ne yaş nede çapak kalır. Bu nedenle siz ülkedeki kuraklığa boş verin. İşleyen demir pas tutmadığı, üreten beyin güzellikler yansıttığı için siz pas tutmamaya ve güzellikleri yansıtmayı sürdürün.
  

 **

Sn. Nazelin Taşçıoğlu, bizim Minik Kuşlar, Yeniboğaziçi bölgesinde, sevilen ve sayılan birisi olmanız nedeniyle, CTP geçen seçimlerde aday göstertmediği, Yeniboğaziçi belediye başkanlığı için, sizi aday göstereceği öne sürüyor. Bir hukukçu olarak, birçok başarılara da imza attığınız ileri sürülerek, bu konuda en uygun adaylar arasında olduğunuza vurgu yapılıyor. Sn. Taşçıoğlu, dört tane Sezen Aksu, iki tane İbrahim Tatlıses şarkısı dinleyenlerin, kaldırım taşına aşık olduğu bir ülkede, müsaadenizle bölgenizdeki insanlar da sizin başarılarınıza aşık olsun. Ayşaba, ama Nazelin hanıma selam söyleyin. Ve siyasetin turşu suyu gibi olduğunu, İçenin midesinin bulandığını, İçmeyenin ise ağzının sulandığını söyleyin. Midesinin bulanmaması için de çok dikkatli olmasını belirtin dedi. Elçiye zeval olmaz diyerek iletelim dedim.

**

Sn. Nevin Baturalp Otçuoğlu, Yeniboğaziçi belediyesine devredilen, Yeniboğaziçi kamp alanı ile ilgili bazı şahıslar ile yaptığınız tartışma sonrasında, sarf ettikleri sözleri kayıt altına aldığınızı ve Teşbihte hata olmasın, dinsizin hakkından, imansız gelir düşüncesi ile bunları, bilirkişilerin incelenmesi için Türkiye’ye gönderdiğinizi öğrendik. Vallahi dünyayı, bir telaş sarmış gidiyor. Batıda Korona, Doğuda göç ve yaşama, bizde ise birilerini gammazlama telaşı.  Nevin hanım, sağ olsunlar, yaramızı gören, tuzluğu kapıp geliyor. Bunları gördükçe, bunlar ile ilgili aklımdan geçenleri şeytana bile anlattım. O bile yapma günah dedi.

 **

Sn. Çavuş Kelle, Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği Başkanı olarak, Meclis Başkanı Sennaroğlu ile Cumhuriyet Meclisi Mavi Salon’da yer alan görüşmenizde, Çiftçilerin sıkıntıları anlatarak destek istediniz. Ve Sennaroğlu’nun içinizden çıkan birisi olduğunu belirterek, taleplerinizi meclis kürsüsünden dile getirmesini istediniz. Doğrudan gelir desteklerinin yenilenmesi gerektiğini ifade ederken, Güney Kıbrıs ve Türkiye’ye göre yetersiz kaldığını, tarımın geliştirilmediğini kaydederek hükümeti eleştirdiniz. Sn. Kelle, bodur tavuk, her gün piliçtir. Bu nedenle boyu bir türlü uzayamayan hükümete, piliç gibi görünmektense dövüş horozu (Hindiya horozu) gibi görünmek daha iyi olur sanırım. Ayşaba, siyaset arenasında, sittin sene bir kalpte, bir çiçek olmayı tercih edenler, bunun yerine artık, birçok gönülde buket olmayı denesinler. Buzdan hayaller ve şekerden evler vaat edip, sonrasında yağmur yağdıranların, buzdan hayalleri suya, şekeri de akideye dönüştürdüklerini gördükten sonra bu şaraptan daha kötü şarap olmaz diyerek birde diğerlerini denesinler dedi. 

**

Sn. Mahmut Kanber Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası (KTEZO), başkanı olarak, pandemi sürecinde esnafın zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiğini belirterek, yaşadığınız sorunları dile getirmek ve çözüm arayışlarını ileriye taşımak için “Yazıklar Olsun” sloganıyla eylemler başlatacağını açıkladınız.  Ayrıca Halep oradaysa arşın da buradadır düşüncesi ile ‘Adalet Platformu’yla birlikte bir hafta içerisinde “salgın sürecinde yaratılan eşitsizlik ve mağduriyet” gerekçesiyle hükümete dava açacağınızı kaydettiniz. Sn. Kanber, hükümete, siz bizlere bir adım gelin, bizler size freni patlamış kamyon gibi free feel gelmezsek namerdiz mesajı verdiniz. Ama yıkılmadık ama ‘’ayakta da değiliz’’ modundaki hükümet bu mesajı algılamaktan çok uzak kaldı. Adamlar babamızın adı ‘Hıdır’ yetenek eksikliğinden dolayı elimizden gelen budur diyor.

Günün Fıkrası

 

Ağzımı çalkalayıp çıkayım

4 rahibe ölmüs ve cennet, cehennem sınırında sorgulamaya alınmışlar. Sorgulama meleği ' şimdi herkes sırayla dünyadayken işledigi en büyük günahı anlatsın ama sakın işkembeden de atmayın tespit ederiz demiş.

1. rahibe ben hayattayken bir kere erkek namahremine dokunmuştum parmağımın ucuyla demiş. Melek hangi parmağınla diyince sağ elinin işaret parmağını göstermiş. Melek: Tamam yavrum şimdi git ve günahı işlediğin o parmağı yan taraftaki kutsal suya sokarak arın günahlarından demiş.

2. Rahibe ben hayattayken bir keresinde bende o namahrem şeyi tutmuştum. Melek, hangi elinle demiş. Sağ elini kaldırmış 2.rahibe. Melek de ona gidip o elini yandaki kutsal suya sokarak günahlarından arınmasını ögütlemiş.

Bu sırada 3. rahibeyle 4. rahibe aralarında fısıldaşıyolarmış. Sonra aniden yer değiştirmişler. Sorgulama Meleği bunu farkederek 'Bir dakika ne oluyor, siz niye yer değiştirdiniz ' diye sorunca daha önce 4. sırada olup 3. sıradakiyle yer değiştiren rahibe, ' İzin verirseniz, arkadaş kutsal suya g......tünü sokmadan ben bir ağzımı çalkalayıp çıkayım efendim...

1-382.jpg2-194.jpg3-129.jpg4-083.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler