• BIST 1.359,550
  • Altın 495,59
  • Dolar 8,5630
  • Euro 10,0900
  • Lefkoşa 30 °C
  • Mağusa 28 °C
  • Girne 31 °C
  • Güzelyurt 27 °C
  • İskele 28 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 18 °C

Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar

Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar
Taner Ulutaş'tan Sahibine Mesajlar

 

Sahibine Mesajlar

Sn. Koral Çağman, Çalışma Bakanı olarak size, bazı konularda hükümetin, Türkiye’den gelen telkinler nedeniyle, dayatmalar yaptığı ve bu dayatmalar nedeniyle istifa etme eğilimine girdiğiniz söyleniyor. Ah be doktorum ah. Fil ile yatağa giren ezilmeyi de göze almalıdır. Erhan Arıklı ile Bertan Zaroğlu’nun oluşacak bir hükümette yer alması halinde o hükümete güvenoyu vermem dedikten sonra ayni hükümette bakan oldunuz. Kaleminizin silgisi ne kadar çok kullanılırsa o kadar azalır. Sizin silgi bitti kalemin metal kısmı kaldı.  Koral doktorum seçime girerken full çeken bataryanız ile insanların yüreklerinin kapsama alanından çıkmıyordunuz. Ancak yapılan yanlışlıklar bataryanın SOS vermesine neden oldu. Arandığınız zaman şuanda kapsama alanı dışındadır ulaşılamıyor. Bir daha arayın deniyor. Ayşaba, doktor ovlucuğum onu ağlatanın neden olduğu gözyaşlarını sileceğine, onu ağlatanı silsin diyor.

**

Sn. Fikri Ataoğlu, one upon a time kısacası bir zamanlar, Salamis Otel’in ormanlık alana serdiği solinalar, pardon plastik borular vasıtası ile ormanda gübreleme işlemi yaptığını yazmıştım. Buna ek olarak denizin içine kadar uzanan ve izinli olup olmadığını bilmediğimiz iskelenin altından geçirdiği kalın siyah bir boru ile bukez balıkları gübrelediğine vurgu yapmıştım. Yeşilçam filmlerindeki kör kıza araba çarpınca gözleri açıldığı gibi bizde Turizm ve Çevre Bakanlığına çarpalım belki görme yeteneğini tekrar kazanır diye düşünmüştük. Ancak o çarpma ve görme işi ancak filmlerde olduğu için bu konuda başarısız olmuştuk. Bu defa Topuz gazetesi direksiyon başına geçerek, ikinci bir çarpmayı daha gerçekleştirdi. Geçen hafta boruların yerli yerinde olduğunu görmüştüm. Belki bu defa çarpma etkisini gösterir ve gözler tekrar görme yeteneğini kazanır diye düşünüyorum. 

**

Sn. Yiğitcan Hekimoğlu, başarılı bir sporcu olarak, girdiğin yarışlardaki derecelerin ve başarın ile ülke halkının gurur kaynağı oldun. Millet her yarışta senin ile heyecanlandı senin başarın ile sevindi. Başarıların nedeni ile "koşu mekaniği ve sūrat" ile ilgili, teknik ve fiziksel bilgi ve Özel ders vermek üzere İstanbul’dan Özel bir davet aldığını öğrendik. Şu sıralarda da İstanbul’da çalışmalarını sürdürdüğün söyleniyor. Sevgili Yiğitcan, gök gürültüsü iyidir, gök gürültüsü korkutur, fakat asıl işi yapan şimşektir. Senin gibi genç bir yeteneğe, böylesi önemli bir görev verilmesi senin asıl işi yapan şimşek olduğunun kanıtıdır. Zirveye yılan gibi sürünerek de, Kartal gibi süzülerek de çıkılır. Maşallah sen o zirveye kartal gibi süzülerek çıktın. Ve ülkeni onurlandırırken senin ile gurur duymalarını sağladın.

**

Sn. Sunat Atun, UBP Milletvekili olarak, kim kulağınıza kar suyu kaçırdıysa, ülkede din okulları açılması için Genel Ortaöğretim Dairesi Yasası’nın 2’nci maddesinde yer alan ‘Okul’ tefsirinin değiştirilmesi için Meclise öneri hazırladınız. Önerinizi duyan Hacı amca ellerini ovuşturarak, herkesin uzaya gittiğine bakmayın. Eğer bu kabul edilirse, din eğitimi veren ortaokul ve liselerden mezun olacak çocuklarımız, dinsizlikten kurtulacak. Bazıları saçının telini göstertmemek için türban takacak. Bazıları ise gerekirse Afgan kadınları gibi ‘Burka’ takıp gözlerini bile göstertmeyecek. Ayşaba babam sevmiş almış anamı. Halk olarak sevdik bazı siyasetçileri ama aldık babayı dedi. Sn. Atun, kısa bir süre önce isminin üzerine çizik atılarak silinmişti. Ve bu insanlar sana kapıyı göstertmişti. Ama bakıyoruz sen hala daha yaranmak için onların pencerelerine çiçekler koymaya çalışıyorsun. Çürüyen meyvenin çekirdeğinden ağaçlar yetişerek çok güzel bahçeler hasıl olur diyorlar. İnanma, çünkü çekirdek de çürüdü.

**

Sn. Olgun Amcaoğlu, iyi bir futbolcu olan Sunat Atun, Meclis’e sunduğu ilahiyat bölümlerine yasal statü kazandıracak yasa önerisi ile sana ince ve zarif çalım attı. Gönyeli’den bugüne kadar hep yıldız futbolcu yetişmesine ve kolay çalım yememelerine karşın, senin yediğin çalım sonrasında belinde iki yerde fıtık oluştuğu söyleniyor. Vallahi atılacak çalımdan haberim yoktu demene karşılık, yediğim çalım ile ilgili olarak gailem yoktur dedin. Sevgili Olgun insan önce farkı yaratır, sonra fark yaratır. Sus küçüğün söz büyüğün diyerek, baltayı taşa vurmama düşüncesi ile susarsan inan siyasette adam işte böyle ‘Bostan korkuluğuna ‘ dönüştürürler. Ve balsız kovanda arı durmayacağı için bal arıları kaçınca sana sadece ‘Mirmiyona’ arıları kalır. Olgunum, bugünlerde herkes seni “404 not found” gibi gördüğü için, kimse arayıp sormuyor. Ne dersin?

**

Sn. Salahi Şahiner CTP Milletvekili olarak, hükümeti eleştirerek neredeyse Bakanlar Kurulunun aldığı kararların yasalara aykırı olduğunu dile getirdiniz. Hükümetin kullanım tarihinin bittiğini söylerken, halkın yaralarına melhem olmak yerine tuzluğu kapıp geldiğini ima ettiniz. Hukuku guguk olarak gören ve Anayasanın yanısıra babayasayı da delik deşik eden bu yapının, Kalahari çölünde vaha olup sussuz kalan halka bir damla su veremeyeceğini belirttiniz. Ayşaba da halka bir damla su bile olamayan, yarasına melhem yerine tuz ekeleyen bu yapının çömesi için Salahi ovlucuğum ile partidaşları, neden yasa dışılığı başlarına kakarak, meclisten çekilerek sinei millete dönmüyorlar. Ve halkı bu kaostan kurtarmıyor diye soruyor.  Sn. Şahiner, maksat şahin gibi uçmak değil. Maksat şahin gibi yırtıcı olmaktır. Yoksa sadece karga gibi konuşmak, bir halt yapmaz. Sn. Vekil, incir ağacından oklava, mısır unundan baklava, söğüt ağacından kaval olmadığı gibi her ananın doğurduğundanda adam gibi siyasetçi olmaz. Olmayanlara ‘Hadde mahalleye’ diyerek angoniciklerin yanına göndermemiz gerek.

**

Sn. Mehmet Kumser Skylap, yahu sen ne güzel insansın be gardaş. Her türlü vaat ile başa geçenlerin halk adına yapması gereken şeylere sen ve yakın dostun Serdinç Maypa yapıyor. Alayköyde yalnız yaşayan ve bu topraklara iki kardeşini şehit veren, dizleri protez olan bir insanımıza iğnen ile yaşam sevinci dopingi vererek başını sokacak bir yer yapıyorsun. Evin yüzde doksanı biterken, iylik yap denize at düşüncesi ile dizleri protez olan insanımızın ismini de açıklamayarak, o da bende kalsın diyorsun. İğneci Kımser gardaş, inan ağlamamak için kendimizi zorladığımız bir duygu seli yaşamamıza neden oluyorsun. Sevgili Mehmet Kumser, kadın kocası fakirken. Adam karısı hastayken. Kardeş miras bölüşürken. Arkadaş sıkıntı anında. Akraba bela anında. Ama vicdanlı ve insan sevgisi ile yüreği dolu insan ise işte böyle zamanlarda belli olur. 

**

Sn. Ali Yeltekin hayatları zam kazıklarını yontmak ve sigorta emeklilerinin cebi ile uğraşmakla geçen hükümetlerimizi sonuncusu şimdi de emekliye 1400 TL’lik harup ağacından mamül, zeytinyağına bulandırılmış kıynıklı ek vergi getirme peşine düştü. Bunun adaleti nerde. İnsanlığı nerde dediniz. Kamusal alanları bedavaya kiralayanlar, parti devleti kuranlar, partizanca atamalar ve istihdam yapanlar, para yok anlayışı ile Sefalet ücreti olan asgari ücret düzeyinde ve altında ücret alan emekliden ek vergi alması yasa dışı bir yaklaşımdır dediniz.  Sn. Yeltekin, hükümetimiz yaptıkları ile Adalet ablanın sinir krizi geçirmesine ve yatalak olmasına neden oldu. Adil bir düzen diye oturdukları koltukta bizimkiler diyerek istihdam yapmaları, Adil amcayı sinirden barut etti. Garibim kalp krizi geçirdi ve şuanda yoğun bakımda canı ile cebelleşiyor. Hak ve hukuk dedikleri noktada Hakkı dayı, öfke ve sinirden rahmetlik oldu. Vicdan ablayı hiç sormayın. O da size ömür bıraktı.

**

Sn. Can Sarvan, gazetecilere yönelik saldırılarda görmem, duymam, konuşmam ve g… yemez 4 maymunu oynayan meslektaşlarımız ile gazeteciler birlik ve derneklerinin aksine bir gazeteci kadına destek verdiniz. Ve bazı Avukatlara, Halep oradaysa arşın da buradadır dediniz. Berberin solumazı, tellağın terlemezi, kahvecinin söylemezi makbul ise, gazetecinin de gerçekleri dile getireni makbuldür diyerek, belgeler ile öne sürülen bazı iddiaları çürüttünüz. Kar tanelerinin bir birine zarar vermeden yol almayı becerdiği örneğini bir türlü öğrenemeyen biz gazetecilerin gözünün içine taaa ninnisine bunu soktunuz. Yazınızda da, dolu olup tangur tungur yağmayın. Kiremitler ile camlara yazık edersiniz imasında bulundunuz. Birilerine Hanya’nın Girit’te, Konya’nın da Türkiye’de olduğunu gösterirken, yandaş gazetecilerin dışında kalan gerçek gazeteciliğin de hala daha ölmediğini gösterttiniz. 

**

Sayın Cemal Bulutoğlu, başarılı kulüp başkanlığı ve belediye başkanlığı sonrasında, hayalimde parti başkanlığı var dediğin noktada, rahmetli İrsen abimizin emri ile bazı onbaşı bile olamayan çavuşlar ayağının altına muz kabuğunu koyarak seni yerle bir etti. Tam vermeye başladığın meyvelerin güzelliğine bakarken, meyvelere dadanan kurtçuklar meyveleri yerle bir etti. Ayağına atılan muz kabuğu sonrasında altın vuruşu yaptık diyenler, bugün senin yerden kalktığını ve diz üstünü geçtim ayak üstünde durduğunu görenler dudaklarını ısırıyor. Cemal başkan, bazı partidaşların maalesef bankacılar gibi hava pırıl pırılken, sana zorla şemsiyesini veren ama iki damla yağmur düştüğünde de şemsiyeyi zorla elinden alan insanlar oldu. Önceleri türlü türlü, ruh halimiz Vardı. Bunlar yüzünden ne Ruhumuz nede Hali kalmıştı.

**

Sayın Arif Albayrak doktorum alooo nerelerdesin? Özlendin ama ne görüntü nede ses olarak görünmüyor ve duyulmuyorsun. Siyaset arenasında kayıp gibi görünüp sanırım kültür ve sanat dalında saman altından suyu götürüyorsun. Ama bu kadar saklanmada olmaz ki. Dolarların havada uçuştuğu, kürsüde konuşan milletvekillerin ite kakıla kürsüden indirildiği günlerde espirilerin ile neşemize neşe katıyordun. Eşeğini kapıp gittiğin Meclisin butün ‘Gutsilli’ kadar bırakılan prestijine baktıkça kahrımızdan hergün ölüyoruz. Nerede Arif doktorum derken tamam Meclise gitmek için Kıbrıs eşeğini bulamazsa ‘Deve’yi kapıp gelsin diyoruz. Sen gittikten sonra neşe ve espiri kuraklığı yaşıyoruz. Gerçi bugünlerde ceylan derili koltuklarda oturan bazı Kalbi kurak olanların, şehrine yağmur olsan,  inan onlar gökkuşağına küfrederler.

**

Sn. Güven Bengihan, KTAMS Başkanı  olarak yaptığın açıklamada insanların geçim sıkıntılarına değinerek KKTC’de 4 kişilik bir aile için 31 Mayıs 2021 tarihi itibariyle açlık sınırının 4 bin 65 TL olarak hesaplandığını belirttin. Ve hali hazırda gün itibari ile yürürlükte olan net asgari ücretin 3.828.00 TL olduğuna vurgu yaptı. Yani bir başka deyişle sigorta emeklisinin açlık sınırının altında bir ücret aldığından dem vurdun. Güven başkan, emeklinin 3,828 TL aldığı bir zaman diliminde, bizi yönettiğini zannedenler 19-22 bin maaş bandındaki maaşı cup diye cebe indirirse birinin yediği diğerinin baktığı noktada kıyametin kopması yakındır. Ben bunlar ile ilgili aklımdan geçenleri Şeytan’a da anlattım. O bile yapma günahtır dedi. Bunlar boğazımızda düğümlenen hıçkırık gibidir. Ne öksürsek ne hapşursak boğazımı temizleyemiyoruz. Ama gargara yapacağımız günler yakındır. Sandık başında yapacağımız gurgura sonrasında boğazımızdaki birçok nodülü temizleyerek hıçkırığı durduracağız.

 

ÇAPKIN SÜRÜCÜ

Çapkın bir sürücü çok güzel bir otostopçu kızı arabasına alır. Yolculuk bir ağaca bindirmekle son bulur. Yoldan geçen bir köylü kaza yerine gelir ve sürücüye ucuz atlatmışsınız. Arkadaşınız da öyle. Kız çayıra fırlamıs ama sapasağlam.

Iki büklüm sürücü ağlamaya başlar. – Evet o sapasağlam ama ben degilim. Gidin bakalım elinde tuttuğu ne?..

 

200886970_1132474010567773_5564270005590860403_n.jpg201271602_774686589815893_6340890819295906532_n.jpg201009233_4621583127860485_8928222747925350528_n.jpg201740153_178519077466417_3961017510312418815_n.jpg

Etiketler: , ,
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler