“Akıncı’nın stratejik anlaşma önerisine dobra dobra karşılık verebilirdik, vermedik”

Politis, New York sonrasında Kıbrıs sorununun bugün hangi aşamada bulunduğu ve hangi gelişmelerin beklendiğini sorduğu Çelebis; “müzakere prosedürü olmadığından hava boşluğunda bulunuyoruz” vurgusunu yaptı.

AKEL Kıbrıs Masası Şefi ve Rum müzakere grubu üyesi Tumazos Çelebis, eski Başsavcı, Rum müzakere grubu üyesi Alekos Markidis ve DİKO Milletvekili Hristiana Erotokritu; DİSİ ve AKEL arasında tansiyonu yükselten “milli tsunami”, “çözüm penceresi kapanıyor” ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in “iki devleti görüşmeye başladığı” söylem ve tartışmaları üzerine Kıbrıs sorununu değerlendirdi.
Politis, New York sonrasında Kıbrıs sorununun bugün hangi aşamada bulunduğu ve hangi gelişmelerin beklendiğini sorduğu Çelebis; “müzakere prosedürü olmadığından hava boşluğunda bulunuyoruz” vurgusunu yaptı.
Çelebis, Genel Sekreter’in raporunda Rum tarafının da suçlanması halinde kendilerine “fiili durum kabul edilemez olduğuna ve iki bölgeli iki toplumlu federasyon zemini yönünde değişiklik olamayacağına göre yarım asra yakındır bu sorunu yaşayan Kıbrıslı Türklerin ilanihaye, hiçbir statüleri olmadan hiç durumunda bırakılamayacağının söyleneceğine” işaret ederek, “bunu, sahte devletin resmen tanıması izleyecek” uyarısında bulundu.
“TÜRKİYE EXXONMOBİL’İN SONDAJINI ENGELLEMEYEBİLİR AMA SONDAJ İÇİN MEB İÇİNE GİREBİLECEĞİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ”
Bunun, AB içerisindeki çeşitli yapılara emsal teşkil eder korkusuyla hemen olmayacağını, ancak er geç olacağını söyleyen Çelebis “Bunu da, doğal gaz konusunda ne olacak meselesini de önümüzde bulacağız. Türkiye, ExxonMobil’i engellemeyebilir, böyle bir şeye cüret etmeyebilir ancak sondaj yapmak için Kıbrıs MEB’i içerisine gelebileceği göz ardı edilemez” dedi.
Çelebis, her iki tarafın da müzakere prosedürünün derhal yeniden başlaması için bahaneleri bir kenara bırakması gerektiği görüşünü ortaya koydu ve özetle şöyle devam etti:
“Çok zaman yok çünkü Genel Sekreter’in raporunu günler içerisinde Güvenlik Konseyi’ne sunacak. Rapor Ekim ayı içerisinde sunulacak ve anlaşılacağı gibi rapor sunulduktan sonra, çok geç olacak. BM Barış Gücü ile ilgili karar Ocak ayında alınacak. Dolayısıyla o zamana kadar tam bir görüntü olmalı.
Şahsım ve AKEL açısından iki devlet çözümü kabul edilir değildir. ancak iki devleti ve kadife ayrılığı düşünenler varsa çıkıp bunu söylesinler. Taksim istiyorlarsa, bu da bir müzakere gerektirir. Kendi başına (taksim) gelmesine izin verir, sonra da çıkıp başka seçeneğimiz yoktu dersek, çok daha kötü şekilde gelecek, hiçbir şey elde edemeyeceğiz.”
Eski Başsavcı, Rum müzakere grubu üyesi Alekos Markidis ise; Rum tarafının, Temmuz 2017’de Crans-Montana’da konuşulanlara dair anlatımlarına BM’de ve AB’de itibar edilmediğini, son 15-16 ay içerisinde de o çabanın kopmasının ve çıkmazın Türkiye’nin veya öteki tarafın (KKTC) uzlaşmazlığından kaynaklandığına inandırmayı da başaramadıklarını belirtti.
“AKINCI’NIN STRATEJİK ANLAŞMA ÖNERİSİNE DOBRA DOBRA KARŞILIK VEREBİLİRDİK, VERMEDİK”
“Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın, Genel Sekreter’in Rum tarafına sorumluluk yüklememesinin büyük başarı olduğunu söylediği noktaya geldik” vurgusunu yapan Markidis özetle şunları söyledi:
“Akıncı’nın stratejik anlaşma önerisine doğrudan dobra-dobra karşılık verebilir, çözüm için doğru zemin diyerek kutladığımız Guterres çerçevesini stratejik anlaşmaya dönüştürebilirdik. Yapmadık. Bunun yerine 4 Temmuz ile 30 Haziran’ı karıştırdık, Türkiye’nin tezini öğrenmek istedik. Mesele çok talihsiz şekilde yönetildi. Kıbrıs sorununu, iki bölgeli iki toplumlu federasyonu öngören BM kararlarına uygun şekilde çözmeyi gerçekten istediğimiz konusunda bize inanılıp inanılmadığı meselesi var. 
Başkan BM’ye gidip BM kararlarından bahsediyor, iki bölgeli iki toplumlu federasyondan söz etmiyor. Federasyon sözünden utanıyor mu? politikasının bu olduğunu söylemekten utanıyor mu? Esasta kararlardan söz ederken bu çözümden söz ediyor. Neden söylemiyor? Kıbrıs sorununda 60’lı yıllardan beri genellikle olduğu gibi iç politikada bazı dolaplar döndüğüne dair çeşitli soru işaretleri doğuran da bunlardır.”
Kıbrıs sorununun artık hidrokarbonların kullanılması meselesinden ayrılamayacağına işret eden Markidis, “ExxonMobil’in sondaj yapacağı yer Türkiye’nin en azından şu ana kadar talep etmediği bir yerdir. Dolayısıyla o sondaja Türkiye’den herhangi ciddi bir tepki göstermesi öngörülmüyor. Elbette bunu bütün hükümetlerin yapacağı gibi şimdiki hükümetimiz, iç cepheye ‘görüyorsunuz sondaj oluyor, hiçbir şey olmuyor, korkmayın, planlarımız normal şekilde devam ediyor’ diyerek halkla ilişkiler açısından kullanacak. Bunu içe yönelik politika olarak görüyorum, uluslararası politika ile alakası yoktur.”
“TÜRKİYE’Yİ DEĞİL BİZİ İKİLEMLERE SÜRÜKLEYEN YAKLAŞIMLARI TERCİH ETTİK”
DİKO Milletvekili Hristiana Erotokritu ise, Kıbrıs sorununun zor bir aşamada bulunduğunu, her ne gelişme olursa olsun Rum tarafını zor ikilemlere sokacağını söyledi.
Durağanlık olursa Kıbrıs sorununun en iyi ihtimalle buzdolabına kaldırılacağını, bunu da kimsenin istemediğini kaydeden Erotokritu, müzakerelere kaldığı yerden başlanması halinde ise, bunun; Rum tarafının, ezelden beridir Ulusal Konsey kararları ile reddettiği ara anlaşmayı kabul etmesi anlamına geleceğini ekledi.
Erotokritu; “Bizim önceliğimiz, Kıbrıs sorununun özünün, yani güvenlik, garantiler ve işgal ordusunun görüşülmesi olmalıydı. Maalesef sürekli olarak Türkiye’yi değil bizi ikilemlere sürükleyen başka yaklaşımlar tercih ettik” dedi.