ALİ’me SON MEKTUP.

Ayşegül Garabli

Sözün bittiği yerde değilim.
Tam aksine içimdeki isyanı avazım çıktığı kadar haykırasım var.
Kalbim, iki değirmen taşı arasında eziliyormuşcasına acıyor.
İçim çok acıyor ama isyanım acımdan daha büyük.
Kanser kader olabilir mi?
Kimler yaz
ıyor bu kaderi çocuklara?
Zirai ilaçlar mı?
Narenciye ağaçlarındaki ilaçlar mı?
CMC' nin yer altı sularına karışan maden artıkları mı?

Baz istasyonları mı?

Arsenik mi?

Siyanür mü?
Tatbikatlarda atılan bombaların bıraktığı kimyasal tozlar mı?
KİM?
Kim yazıyor bu çocukların kaderini?
Senin hesabını kimden sorayım Ali'm kimden ?
İçimdeki bu öfke, bu acı nasıl dinecek melek yüzlüm nasıl?
Nasıl unutacağım o en ağrılı zamanında bile acıyla gülümseyen yüzünü ve tamamdır işareti yapan minik parmağını?
İçim çok yanıyor be bal surat çok.
Biliyorum bu kokuşmuş dünya sana sadece acı verdi ve şu an anacığının kucağında huzurdasın.
Ya kalanlar?
Ya senin ac
ınla birlikte bu gün hangi çocuk kanserden ölecek, hangi çocuğun elinde bomba patlayacak, hangi çocuk sele kapılacak, hangi çocuk trafikte can verecek kaygısıyla yaşayanlar?
ya çocuklar?
Onlar ne olacak ?
Hepsi birer birer senin gibi hayallerini toplay
ıp gidecek mi?
Biz senin, Mahkir'in, ve diğerlerinin hesaplarını sormayacak kadar insanlığımızı unutacak mıyız?
Evet melek yüzlüm unutacağız.
Ne sizin hesabınızı soracağız ne de sizden sonrakiler için önlem alacağız.
3 dün konuşup, 4. gün yalan hayatlarımıza bürünüp, sahte mutluluk oyunları oynayacağız.
"Ben ne yapabilirim ki" ya da "bu düzen değişmez" sahtekarlığına sığınacağız.
Sen ve diğerleri hiç olmamış gibi davranıp, sıradakini bekleyeceğiz.
Sizi zehirleyenler, sizi öldürenler yine çok paralar kazanacak.
Oy u
ğruna Onlara ses çıkarmayıp hatta olanak sağlayanlar yine seçilecek.
Biz yine sadece "yazık" deyip aynı nakaratı bir başka çocuk için tekrarlayacağız.
Ama sen üzülme hayal gözlüm, vicdanımızı rahatlatacak bir yalanı hep bulacağız.
Sonuçta da yarattığımız ve sessizliğimizle onayladığımız bu kahrolası düzende hepimiz babacığının, ablacığının yaşadığı acıları yaşayacağız.
Ya evladımızla ya da sevdiklerimizle.
Sen rahat uyu kuzum.
Sokul anac
ığının koynuna, yıllardır alamadığın kokusuyla, duyamadığın sıcaklığıyla, ışıklar içinde rahat uyu.
Melektin cennete uçtun, bu dünyada bulamadığın huzuru ve mutluluğu İnşallah gittiğin yerde bulursun.
Huzurun, şu an hissettiğim acımın büyüklüğünde olsun evlat.
Sen bana verdiğin sözü tutmadın ama ben sana söz veriyorum geldiğimde “Kimim ben” oynayacağız ve yeneceğim seni .

Ve sana söz veriyorum söz bitmeyecek, nefesim yetene kadar siz çocukları ölüme götüren sebepleri haykıracağım.

Artık  bu ülke çocuklar için sağlıklı ve güvenli bir ülke olana kadar  bizi yönetenlere sorumluluklarını hatırlatacağım.

Diğer çocuklar gibi senin de Makhir’inde  failleri belli.

Başka cinayetler işlenmesin, önlemler alınsın diye sözün bittiği yerde olmayacağım.

Çünkü biz sözü bitirdikçe siz yok oluyorsunuz.