"Aman Kıbrıs'ta da kandırılmayın"

ODA TV yazarı Müyesser Yıldız Kıbrıs'ta çözüm süreci ile ilgili ne yazdı...

ODA TV yazarı  Müyesser Yıldız "Türkiye'yi bayramdan sonra sadece Suriye ve Irak'ta değil, Kıbrıs'ta da önemli gelişmeler bekliyor" diyerek başladığı açıklamasında, Lefkoşa ile Ankara arasındaki çözüme dayalı politik durumu özetleyici bir yazı yazdı ve uyardı...

İşte o yazı:

Türkiye'yi bayramdan sonra sadece Suriye ve Irak'ta değil, Kıbrıs'ta da önemli gelişmeler bekliyor.

Emperyalistler yıl sonuna kadar Kıbrıs konusunun mutlak “hallini” istiyor. O yüzden önümüzdeki günlerde nihai görüşmelere geçilecek. Ama 2002-2004'te Annan Planı üzerinde yaşanan yoğun tartışmaların aksine ilginç bir şekilde konu bu defa ülkemiz gündemine bir türlü girmiyor, girdirilmiyor.

Oysa hem Kıbrıs'ta, hem bu “sorunu” çözmeye kararlı ülkelerde “hararet” oldukça yükselmiş durumda. Son 15 günü özetleyelim:

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Girit'te Yunan mevkidaşı Koçias'ı ziyaret ettikten sonra KKTC'ye gitti. Çavuşoğlu, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'yla ortak basın toplantısında, “Kıbrıs gibi hassas bir konu üzerinde farklı görüşler olabileceğini, ancak bunların gereksiz gerginliğe dönüştürülmemesi gerektiğini” belirterek, bu sürecin hem Türkiye, hem de “Türk tarafında” birlik ve beraberlik içerisinde yürütülmesini temenni etti. Müzakerelere ilişkin KKTC'de yaşanan tartışmaların içine girmek istemediklerini kaydeden Çavuşoğlu, müzakerelerin seyriyle ilgili Ankara ve Lefkoşa arasında iyi bir diyalog olduğunu bildirdi. 

Çavuşoğlu'nun, Rum ve Yunan tarafının garantiler konusunda yaptığı “negatif” açıklamaların “Türk tarafına” etkisine ilişkin yorumu da ilginçti. Çavuşoğlu, “Biz özellikle Yunanlı dostlarımızdan 5’li formata kadar bu konularda açıklamalar yapmamalarını rica etmiştik. Bunun negatif etkileri var. Bu süreçte Türk halkının endişelerini de iyi anlamak ve gidermek lâzım” dedi. 2004'te “bir fırsat kaçırıldığını” vurgulayan ve bir an önce 3'lü ve 5'li görüşmelerin yapılmasını isteyen Çavuşoğlu, “Gelecek nesillere bir sorun bırakmamak için bu son fırsat penceresinin kaçırılmaması” gerektiğini söyledi. 

KKTC Cumhurbaşkanı ile Rum Lider Nikos Anastasiadis arasında Eylül başında yapılan yoğunlaştırılmış müzakerelerin dördüncüsünün ardından Anastasiadis, Akıncı'dan, “1960 Anayasasındaki garantilerden farklı bir şey işittiğini” duyurdu. Akıncı'nın “2016'da çözüm” anlayışına karşılık olarak da Anastasiades, “Kıbrıs Rum tarafı seçimlerden bağımsız olarak 42 yıldır Kıbrıs sorunuyla uğraşıyor. Kıbrıs sorunu bir seçim konusu değil, bir ulusal çıkarlar konusudur” dedi.

Bu arada KKTC'de Akıncı ile hükümet arasında müzakereler konusundaki görüş farklılığı iyice belirginleşti. Cumhurbaşkanı ile hükümetin farklı görüş ve vizyonda olduğu ve farklı yorumlar yaptığını açıklayan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, temel mesele “garantiler” konusunda şunları söyledi:

“Türkiye’nin gerektiği takdirde tek taraflı müdahale hakkı var mı yok mu? Bize göre, garantinin olup olmadığını gösteren unsur budur. Hangi model bulunacaksa bulunsun, bunun içerisinde Türkiye’nin gerektiği takdirde tek taraflı müdahale hakkı vazgeçilmezdir. Aynı netlikte beyanatların, Cumhurbaşkanlığı tarafından da verilmesinden memnun olacağız... Rum tarafı hiçbir şey vermeden, her şeyi Kıbrıs Türk tarafından isteyerek Barış Harekatını ters yüz edecek şekilde neticeye varmak istiyor. Müzakere süreci sonucunda Kıbrıs Türkü’nün de Ada'daki haklarını, güvenliğini, ekonomik refahını, geleceğini garanti altına alacak, Rum boyundurluğu altına girmemesini garanti altına alacak, Anavatan garantisinde bu adada varlığını devam ettirecek bir anlaşma olasılığı varsa buna seve seve varız.”

KKTC tarafında bunlar olurken, Rum Dışişleri Bakanı Kasoulidis, “Kıbrıs sorununun yüzde 95-98 oranında sonuçlandığını” öne sürdü. 

7 AB ÜYESİ ÜLKE LİDERİ: KIBRIS'TA GARANTÖRLÜK OLMAZ

Öte yandan geçen hafta Atina'da toplanan Akdeniz'in 7 ülkesinin lideri bir deklarasyon yayınladı. Fransa Cumhurbaşkanı Holande, İtalya Başbakan Renzi, Portekiz Başbakanı Costa, Malta Başbakanı Muscat, İspanya Başbakanı Rajoy'u temsilen Fernando Eguidazu ile Rum lider Anastasiades'nun imzalarını taşıyan deklarasyonda, “AB ülkelerinden Kıbrıs sorununda BM'nin ilgili kararlarının öngördüğü gibi garantörlük olmaksızın bir çözümü desteklemesi” istendi ve bunun Cuma günü yapılacak AB Zirvesine sunulması kararlaştırıldı.

Atina'daki toplantı sırasında Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos'la görüşmesinin ardından bir açıklama yapan Rum Lideri Anastasiades, federal bir Kıbrıs için garantilerin olması görüşlerini tamamen reddettiğini açıklayıp, şöyle konuştu:

“Kıbrıslı Türk yurttaşlarımızın Kıbrıs'ta bağımsız, egemen bir devlet istediğimizi anlamaları gerekir. Kıbrıs Cumhuriyeti'ni herhangi bir gücün himayesi altına dönüştürmek istemiyoruz.”

Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos da Kıbrıs sorununda uluslararası hukuk ve AB müktesebatına uygun olmayan bir çözümün kabul edilmeyeceğini vurgulayarak, “Kıbrıs'ın egemenliği ile ilgili herhangi bir indirim yapılmamalıdır. Garantiler ve Kıbrıs'ta Türk askerinin varlığı kabul edilemez” dedi.  

RUM MECLİSİ TERÖRİSTBAŞININ SERBEST BIRAKILMASINI İSTEDİ

Irak ve Suriye'yi üçe dörde bölüp, Musul'dan Akdeniz'e “koridor” birleştirmesi yapan emperyalistlerin tarihi, dini, dili, kültürü ayrı ve 33 yıldır devlet olarak varlığını sürdüren KKTC'yi Rumlara niye böylesine yamamak istediğini sorgulamıyoruz tamam da;

“Karar” aşamasına gelinmiş, herkes KKTC'nin üzerine abanmış durumdayken; Acaba en azından bu gelişmeler ve tartışmaları niye duymuyor, konuşmuyoruz? 

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun, “Türk tarafını negatif etkiler”den koruma hassasiyeti mi?   

Rum Meclisi'nin geçen hafta onayladığı vahim bir kararın özenle duyurulmaması ve buna tepki gösterilmemesinin sebebi de bu olabilir mi?

O kararda neler mi var?

- “Türkiye'nin terörle savaş bahanesiyle Suriye'deki müdahalesi kabul edilemez” denildi ve Cerablus operasyonu şiddetle kınandı...

- Uluslararası toplululuğa, “Türkiye'nin Suriye'den askerlerini geri çekmesi ve Kıbrıs dahil diğer komşu ülkelerinin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı duyması amacıyla baskı yapması” çağrısında bulunuldu...

- AB'nin, müzakere sürecinde Türkiye'ye yaptırımlar uygulaması gerektiği belirtildi...

Ve sıkı durun;

- Kürt ve Rojava bölgesindeki diğer toplumlara destek ifade edildi...

- Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması, AB'nin de PKK'yı terör listesinden çıkarması istendi...

Kıbrıs konusunu kimlerle müzakere ediyoruz, görün işte!..

2004 Annan Planı referandumunda Türkiye KKTC'nin “evet” demesini sağlarken, Rumlar “hayır” dedi.

Referandum öncesi AB, KKTC'ye “izolasyonların kaldırılacağı” sözü verirken, Erdoğan ve Gül de, “Eğer Rumlar hayır derse kapı kapı dolaşıp, KKTC'nin tanınması için çalışacağız” dedi.

Herkes sözünü unuttu. Rum kesimi AB'ye üye yapıldı.

Sonrasında; Dönemin Başbakanı Erdoğan 2006'da, “Bizim değil, Rumların AB'yi aldattığını” vurguladı...

2009'da bir kez daha bunu söyledi...

2011'de ise nihayet, “AB, Kıbrıslı Türklere haksızlık yaptı. Türkiye’yi ise açıkça aldattı, bize dürüst davranmadılar” itirafında bulundu. 

Şuraya geleceğim; “FETÖ”de de, PKK'da da “aldatıldık” dediler. Görüldüğü üzere, en azından Kıbrıs konusunda “aldanma” marjları kalmamış durumda. Uyarmış olayım!..

Müyesser Yıldız

Odatv.com