AP’den kayyum kararlarına kınama

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye’de demokratik biçimde seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atamalarını kınayan bir karar aldı.

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye'de seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atamalarını kınayan bir karar aldı.

Parlamentonun Strasbourg'da devam eden genel kurul toplantılarının bu sabahki bölümünde oylanıp kabul edilen karar metni, Hıristiyan Demokrat, Sosyal Demokrat, Yeşiller, Liberaller ve Sol gruplar tarafından ortaklaşa kaleme alındı. Kararda, kayyum atamalarının "siyasi muhalefetin demokratik rolünü oynamasını engellediği" belirtilerek, tutuklanan muhalefet üyelerinin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması istendi. 

Ezici oy çoğunluğuyla kabul edilen kararda CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki son yargı kararı "siyasi amaçlı" olarak yorumlanırken, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğunun devamı kınandı ve hakkındaki AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararının yerine getirilmesi çağrısında bulunuldu. 

Ankara'dan terörle mücadele yasalarını uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesinin istenildiği kararda, AB Dışişleri ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu'na, "Türkiye'de tutuklu muhalefet üyeleri, insan hakları savunucuları, siyasi aktivistler, hukukçular, gazeteciler ve akademisyenlerin durumunu Türk muhataplarının gündemine taşımaya devam etmeleri" çağrısı yer aldı.  

Ekonomik yaptırım çağrıları

Konu hakkında oylama öncesi genel kurulda yapılan oturumda söz alan siyasi grup temsilcileri, "Türkiye'deki gidişata tolerans gösterilmemesi" gerektiğini dile getirdi. Hıristiyan Demokrat ve Liberal gruplar adına söz alan konuşmacılar Türkiye'ye ekonomik yaptırım uygulanmasını isterken, muhafazakarlar ve aşırı sağcılar Ankara ile üyelik müzakerelerinin tamamen sonlandırılması çağrısında bulundular. 

Hıristiyan Demokrat Grup (EPP) adına konuşan Kıbrıslı Rum parlamenter Lefteris Christoforou, kayyum kararlarını "Türkiye'yi son yıllarda sarsan insan hakkı ihlallerinin devamı" olarak tanımladı. Christoforou ayrıca Türkiye'ye karşı "sıfır tolerans" ilkesiyle hareket edilmesini savunup, ekonomik yaptırım uygulanmasını istedi.

Benzer bir çağrı geçmişte Türkiye'nin üyelik perspektifine en sıcak bakan Liberal Grup'tan da geldi. Yeni adı "Renew" olan bu grup adına konuşan Rumen parlamenter Ramona Strugariu, "ikiyüzlülüğe son verilmesi" gerektiğini söyleyip, "ekonomik ortaklık ile insan haklarına saygı arasında bağlantı kurulması" çağrısında bulundu.

Sosyal Demokratlar adına söz alan Portekizli parlamenter Isabel Santos ise, insan hakkı ihlallerinin AB'nin "kırmızı çizgisi" olduğunu ve bu çizginin aşılmasına "tolerans gösterilemeyeceğini" söyledi. Muhafazakar Grup sözcüsü Çek parlamenter Jan Zahradil, 2004 yılında Türkiye'nin AB üyelik perspektifini desteklemeye başladığını, ancak 2016 darbe girişimi sonrası yaşananlar nedeniyle fikrini değiştirdiğini anlattı. "Rejim artık siyasilere saldırıyor" ifadelerini kullanan Zahradil, "Bu oyuna artık son verme zamanı geldi, üyelik müzakereleri sonlandırılsın" şeklinde konuştu.

"Türkiye’yi anlıyoruz ama…"

Avrupa Komisyonu adına görüş belirten, istihdam ve sosyal işlerden sorumlu Belçikalı komiser Marianne Thyssen ise "Türkiye'nin yüzleştiği güvenlik sorunlarının ve terörle mücadele etme hakkının farkında olduklarını" belirtmekle birlikte, bu güvenlik sorunlarının "terörle mücadele yasalarının siyasi amaçla muhalifleri görevden almak için kullanımını meşru kılamayacağını" savundu. 

Thyssen, hukuk devleti alanındaki "olumsuz gelişmelerin" sadece yerel yöneticilerle sınırlı olmadığını, gazeteci, akademisyen, siyasiler ve insan hakları savunucularını da kapsadığını söyledi. Thyssen, temel özgürlüklere saygı duyma konusunda AB'nin aralıksız biçimde Türkiye'ye çağrıda bulunduğunu belirtti. 

Karar ne anlama geliyor?

AP tarafından alınan kararın hukuksal planda yaptırımı bulunmuyor. Ancak bu tür ara kararlar parlamentonun her yıl düzenli olarak hazırladığı Türkiye raporlarına temel oluşturuyor.

Karar metniyle ilgili oylama öncesi genel kurulda yapılan oturum, Türkiye'ye yönelik "ekonomik yaptırım" fikrinin giderek zemin kazandığını göstermiş olması bakımından da önem taşımakta. Eskiden sadece aşırı sağcılar tarafından gündeme getirilen bu öneri, bugün liberaller, Hıristiyan demokratlar, muhafazakarlar ve sol grup tarafından da açık biçimde dile getirilmeye başlanmış durumda.

Kayhan Karaca / Strasbourg

© Deutsche Welle Türkçe