Baybars: “Karpaz’daki araziyle ilgili kararın, idare hukuku prensiplerine aykırı olduğunu düşünmüyoruz”

İçişleri Bakanlığının 289 milyon 457 bin 400 TL’lik bütçesi oy çokluğuyla kabul edildi. Genel Kurul bugünkü toplantısını saat 11.00’de yapacak.

İçişleri Bakanlığının 289 milyon 457 bin 400 TL’lik bütçesi oy çokluğuyla kabul edildi. Genel Kurul bugünkü toplantısını saat 11.00’de yapacak.
Genel Kurul, dün saat 11.30’da başlayan bütçe görüşmelerine sabahın ilk saatlerine kadar sürerek, saat 03.30’da tamamlandı.
İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerine yaklaşık 10 saat süren konuşmalarda vatandaşlık, belediye ve emirnameler gibi başlıklar üzerine söz alan milletvekilleri hükümeti eleştirdi. Genel Kurulda zaman zaman tansiyon yükseldi.
UBP Genel Başkanı Ersin Tatar ile Maliye Bakanı Serdar Denktaş arasında “adamsın- adam değilsin”, “gollayla yapışmış hükümet-Bu golla hizmet gollasıdır, çıkar gollası değil” atışması; UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu ile CTP Milletvekili Biray Hamzaoğulları arasında “hakaret” tartışması yaşlandı.
İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, gün boyu konuşma yapan vekillerin sorularını yanıtladı. Gecenin sonunda kürsüye çıkan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da eleştirilere yanıt verdi.
Özersay, devletin arazilerinin kiralanmasında da ihale yöntemi uygulansın diye bir çalışma hazırladıklarını açıklayarak, “Maliye Bakanlığı eliyle, Emlak Malzeme Dairesi’nin takdiriyle bunun yapılmasını doğru bulmuyorum. Bu çalışma önümüzdeki günlerde tüzük mü, yasa mı olur bilmem ama her aşamasında muhalefetin desteğinizi beklerim” dedi.
ARIKLI: “KKTC’DE KISMİ AFFA İHTİYAÇ VAR”
YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, birçok belediyenin maaş dahi ödeyemediğini dile getirerek, lüks konutlardan bir defaya mahsus emlak vergisi alınmasını, bunun bir havuzda toplanmasını ve bu belediyeler için kullanılmasını önerdi.
Arıklı, belediye reformunun sürekli ertelenmesini eleştirerek, kırsal kesimdeki belediyelerin sıkıntılarının görmezden gelindiğini, bir süre sonra bu belediyelerin iflas edeceğini savundu.
Yıllardır vatandaşlık bekleyenlerin bir türlü vatandaşlık alamadığını söyleyen Arıklı, “Hak edenlerin vatandaşlıklarını verin” şekline konuştu.
Arıklı, “Sınırdışılarda çifte standart var. Bundan vazgeçin” açıklamasında bulundu.

 

Emirnameler konusunda da konuşan YDP Genel Başkanı Arıklı, “Mağusa- İskele-Yeniboğaziçi Emirnamesi konusunda ciddi rantlar oluştu... Karpaz’da insanlar 14 yıldır emirname mağduriyeti yaşıyor” ifadelerine yer verdi.

Merkezi Cezaevi, gardiyanlar ve şartlı tahliye konularında konuşan Arıklı, “Şartlı tahliye kurulunun tarafsızlığı ve kriterleri tartışma konusudur. KKTC’de kısmi affa ihtiyaç var. Cezaevinden hastaneye giden mahkûm sayısı çok fazla. Cezaevinde doktor ve hemşire bulundurulması gerekir” şeklinde konuştu.
Sosyal konut, Mal Tazmin Komisyonu gibi başlıklar üzerinde de konuşan Arıklı, “Mal Tazmin Komisyonu çalıştırılmalı. Bizden sürekli ‘yerleşikler’ diye söz edilmesini, elimizdeki tapuların ‘naylon tapu’ denilmesini artık hazmedemiyorum. Şerefiye Vergi konusunu da artık halledin” şeklinde konuştu.
Şehir Planlama Dairesi üzerinde de konuşan Arıklı, “Burası devletin en büyük ayıplarından biri. Aspestli binada hizmet veriliyor. Bu daire buradan taşınmalı. Daireye birçok görev yükleniyor. Gerekli düzenlemelerle bu görevlerin bir bölümü yerel yönetimlerin imar bölümlerine aktarılabilir” dedi.
AMCAOĞLU: “SORUN ÇÖZÜLMEZSE BELEDİYELER İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN İÇİNE PİMİ ÇEKİLMİŞ BOMBA GİBİ ATILACAK”
UBP milletvekili Olgun Amcaoğlu, kırsal kesim arazileriyle ilgili neler yapıldığını sorarak, “Sosyal konut projeleri gerekli mi, gereksiz mi? Bu konu iyice etüt edilmeli” dedi.
Cezaevinin hükümetler için önemli bir sorun olduğunu söyleyen Amcaoğlu, “Bence cezaevinde utanç duyulacak bir yapı var. Burada ne çalışanlar, ne de mahkumlar için insani koşul var” şeklinde konuştu, yeni cezaevi inşaatının ne durumda olduğunu sordu.
Amcaoğlu, belediyelere de değinerek, 28 belediyenin 19’unun batma noktasında olduğunu söyledi.
Olgun Amcaoğlu, “Belediyelerin 350 milyon TL olan borcunu hangi bankadan finanse edeceksiniz? Bunun için ne planladınız? Sorun çözülmezse 2019 sonunda, 2020 başında belediyeler İçişleri Bakanlığı’nın içine pimi çekilmiş bomba gibi atılacak” dedi.
Amcaoğlu, Kamu Maliyesinin Denetimi ve Kontrolü Yasası ile Belediyeler Yasası’nın hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Belediyeler konusunda önerilere kulak tıkamayın. Fikirleri hakir görmeyin. Bu sorun hepimizin sorunu” dedi.
OĞUZ: “DOĞAL AFETLE İLGİLİ BİR KARAR BEKLENİYOR”
UBP Milletvekili Dursun Oğuz da konuşmasında yerel yönetimler konusuna değindi. Oğuz, “Siyasi irade önemli. Reform olması ve belediyelerin sayının azaltılması gerektiğini siyasi partiler olarak dillendiriyoruz. Hükümet bunu yaparsa politik olarak zarar görebilir mi? Görebilir ama bu da hükümet olmanın sorumluluğu. Belediye başkanların yetkileri konusunda da sınır olmalı. Yoksa sorunlar devam eder” dedi.
Oğuz, vatandaşlık konusundaki mağduriyetlerin giderilmesinin herkesin ortak arzusu olduğunu, bu doğrultuda verilen vatandaşlıkları desteklediklerini dile getirdi.
Sel felaketine de değinen Dursun Oğuz, “Selden etkilenen bölgelerin belediye başkanları doğal afetle ilgili bir karar bekliyor” dedi.
TATAR: “EMİRNAME KONUSUNDA HÜKÜMET TAVİZ Mİ VERDİ?”
Ana Muhalefet UBP Genel Başkanı Ersin Tatar da konuşmasına “Emirname konusunda hükümet taviz mi verdi? Müteahhitler neden eylemden vazgeçti? Bu Sayın İçişleri Bakanın başarısı mı? Nasıl oldu da ortalık bir anda yumuşadı?” sorularıyla başladı.
Vatandaşlık konusuna da değinen Tatar, “Bu zorlama, ‘gollayla’ birbirine yapışan hükümetin açtığı vatandaşlık davalarının kaçı sonuçlandı? O kadar tantana niyeydi? ‘Şeffaf’ hükümet bazı konularda neden suskun? Neden geçmişte davrandıkları gibi davranmıyorlar? Dün öyle bugün böyle olmaz” dedi.
Güney Kıbrıs’ta binlerce iş insanına yatırım nedeniyle vatandaşlık verdiğini söyleyen Tatar, “UBP’nin vatandaşlık duruşu doğruydu. ‘Her gelen vatandaş olsun’ diye bir görüşümüz yok ama hak edene vereceksiniz. Hükümet vatandaşlık konusunda sınıfta kaldı. Biri öyle söyler, diğeri böyle” şeklinde konuştu.
Ekonomik protokolün hala imzalanamadığını kaydeden Tatar, “Protokol imzalanmaz, para gelmezse bütçedeki açık 2 milyar olacak. Bu bütçe de, hükümet de havada. Reformlar yok. Kaynaklar gelemiyor. Geleceği de belli değil. Hükümet nereye kadar devam edecek vatandaş bize soruyor” dedi.
DENKTAŞ: “GOLLA, HİZMET GOLLASIDIR, ÇIKAR GOLLASI DEĞİL”
Maliye Bakanı Serdar Denktaş da söz aldı. Denktaş, Tatar’ın “golla” açıklamasına işaret ederek, “27 milletvekili birbirine kenetlenmiş durumda. Bu golla hizmet gollasıdır, çıkar gollası değil” dedi.
Tatar’ın “küslükler erken bitti” açıklamasına işaret eden Denktaş, “Bu Kıbrıs Türkü’nün hasleti. Neden gocunuyorsunuz?” ifadelerini kullandı.
Denktaş, “Bazı eleştiriler hükümeti vurmak için yapılıyor ama esasen nereyi vuracağı hesaplanmıyor” dedi.
Yer ve isim vermeden konuşmayacağını kaydeden Denktaş, “Bir yatırım yapılacaktı, bölge sakinleri karşı çıktı. Yatırımcı vazgeçti. Mülk sahibinin Mal Tazmin Komisyonu’na başvurusu yok. Gittiler o insanı buldular. Gerekli anlaşmaları da yaptılar. Komisyon üzerinden o malın KKTC koçanı olarak alınması için. Oraya yatırım yapacak yasalar ne izin veriyorsa o yatırım yapılacak. Bu benim yakınım diye yaşamasın mı?”dedi.
Denktaş, Tatar’ın reform açıklamalarını da eleştirerek, “Hangi reformu yaptık da para aldık?” dedi.
DENKTAŞ VE TATAR TARTIŞTI
Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın “Başkan büyük milliyetçi ama kendi televizyonunda devlet her sabah ayaklar altında alınır. Sesi çıkar mı?”ifadeleri üzerine Denktaş ile Tatar arasında tansiyon yükseldi.
İkilinin arasında daha sonra “adam mısın- değil misin” tartışması çıktı.
Maliye Bakanı Denktaş’tan sonra yeniden söz alan Tatar, “Bu arkadaş bu ülkenin Maliye Bakanıdır. Yenişehir’deki araziyi kendi ailesine veriyor. 100 küsur dönümlük arazi askerden alındığında Halkın Partisi Metehan’da nöbet tutmuştu. O yeniden gündemde. Maliye Bakanı isen, Devlet Emlak Malzeme Dairesi de sana bağlıysa yakınına arazi veremezsin. Vermemen lazım. Rumlarla da anlaşma yapılabiliyor. Çıkıp bunlarla ilgili açıklama yapsınlar. Ben ona ne söylüyorum. O bana ne söylüyor. İşin Kanal T’ye getirilmesini kabul etmiyorum. Ben demokrat bir insanım. ‘Kimseye beni göster’ ‘benim hakkımda iyi şeyler söyle’ demedim. Ben orayı eşime verdim. Siyasetteyim. Ben oranın yayın politikasına da karışmıyorum. Her türlü insan vardır orada. Sayın Denktaş’ın söylediği demokrasi anlayışına sığar mı?” şeklinde konuştu.
HASİPOĞLU VE HAMZAOĞULLARI DA GERİLDİ
Öte yandan Genel Kuruldaki yükselen tansiyon UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu ve CTP Milletvekili Biray Hamzaoğulları’na da yansıdı.
Hamzaoğulları, Oğuzhan Hasipoğlu’nun kendisine hakaret ettiğini savundu ve özür dilemesini istedi. Hasipoğlu ve Hamzaoğulları arasındaki sözlü tartışmaya bazı muhalefet milletvekilleri de dahil oldu.
Hasipoğlu, Meclis Başkanından yetkilerini kullanmasını istedi.
Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, “Bu konuyu daha sonra görüşeceğiz” demesi ve uyarılarıyla tansiyon düştü
ATUN: “UBP REFORM YAPMADI İFADELERİ YANLIŞ”
UBP Milletvekili Sunat Atun, İçişleri Bakanlığı’nın ülke ekonomisi için önemini vurguladı.
Serdar Denktaş’ın eleştirilerine de değinen Atun, “UBP reform yapmadıifadeleri yanlış” dedi. Atun, “Bu ülkede reformları UBP yaptı. Reformu uygulayan ve siyasi riski göze alan UBP’dir. CTP bu ülkenin makro dengelerini üçüncü kez bozuyor, bedelini halk ödüyor” ifadelerini kullandı.
KKTC’nin resmen krize girdiğini söyleyen Atun, şöyle devam etti:
“Biz reform yaptık, bu arkadaşlar da sadece demagoji yaptı. Hafızaları tazelemek lazım...Bizim görevimiz doğruyu söylemek. Biz dürüstlükten ödün vermedik. Ercan’daki sözleşmeyi, 47\2010 sayılı yasayı, Özelleştirme Yasası’nı iptal edeceklerdi. Hani nerde?”
SUCUOĞLU: “AFETLERİN EN YOĞUN YAŞANDIĞI YER PLANLARIN OLDUĞU YER”
UBP Milletvekili Faiz Sucuoğlu konuşmasında, belediyeler, cezaevi, vatandaşlık gibi konulara değindi.
Vatandaşlıklar konusunda konuşurken Güney Kıbrıs’da ciddi sayıda vatandaşlık verildiğine işaret eden Sucuoğlu, İçişleri Bakanlığı’na “hakkı olanlara hassasiyet gösterin” çağrısı yaptı.
Ülkede yaşanan sel felaketine işaret eden ve kışa hazırlıksız yakalanıldığını söyleyen Sucuoğlu, “Afetlerin en yoğun yaşandığı yer planların olduğu yer. Demek ki planlar işlemiyor” yorumunda bulundu.
Cezaevi konusuna da değinen Sucuoğlu, “İnşallah cezaevi denildiği gibi 500 günde tamamlanır” dedi.
Belediyelerle ilgili de konuşan Faiz Sucuoğlu, “Belediyeler çok büyük sıkıntı içinde” dedi.
27 gece kulübünün 6’sının kapalı olduğunu söyleyen Sucuoğlu, en az 20 yıldır bu kulüpleri işletenlere geçmişte suç işledikleri için yeni izin verilmediğini kaydetti.
Sucuoğlu, şöyle devam etti:
“Koruma anlamında söylemiyorum ama ciddi bir zafiyet oluşacak. Özel evlerde yapılan bu işlem hastalıklara neden olabilir… Suçlu bu kişiler mi, buna izin veren devlet yetkilileri mi? Bu konu değerlendirilmeli. Hepsi kapatılsın. Bunu arzu ederiz. Dünyada denendi ama ciddi sıkıntılar yaratacak bir sektör”
SANER: “EMİRNAME KONUSUNDA HALA CİDDİ BİR BELİRSİZLİK SÖZ KONUSU”
UBP Milletvekili Hamza Ersan Saner de Bakanlar Kurulu kararıyla verilen vatandaşlıklara işaret ederek, “KKTC’de doğup büyüyenler gidip ceza ödemek değil, vatandaş olmak istiyor. Olması gereken budur” dedi.
Muhaceret aflarına değinen Saner, “Aflar sürekli beklenti oluşturuyor. Daha dikkatli davranılması gerek” şeklinde konuştu.
Emirname sürecinin doğru yönetilmediğini kaydeden Saner, “Hala ciddi bir belirsizlik söz konusu. Cicili bicili sözler güzel de karşılığı nerde…” dedi.
ÇALUDA: “LEFKE’YE BİR DARBE SİZ DE VURMAYIN”
UBP Milletvekili Aytaç Çaluda da konuşmasında Lefke’deki mahkemenin Güzelyurt’a taşınmasını eleştirdi. Çaluda, “Duyumlara göre kaymakamlık binası Lefke’den uzaklaştırıp Gemikonağı’na taşınmak isteniyormuş. Buna izin vermeyiz. Zaten zor durumda olan Lefke’ye bir darbe de siz vurmayın” şeklinde konuştu.
Lefke’de 27 bin nüfus olduğunu kaydeden Çaluda, bakanlığın Lefke’ye polis müdürlüğü açılması için üzerine düşeni yapmasını istedi.
Lefke’ye yerleşimin teşvik edilmesi, organize ağıllar bölgesi konusunda adım atılması, şehit çocuğu arsalarının alt yapısının tamamlanmasını talep eden Çaluda, “Eşdeğer kaynaklı mallar parti yandaşlarına peşkeş çekildi” dedi.
Hükümete gelmeden önce başka, hükümete geldikten sonra başka davranıldığını savunan Aytaç Çaluda, “Bir milletvekilinin dokunulmazlığını kaldıracaksınız ama memleketi yutanlardan hesap sormayacaksınız. Halk bunu görüyor, biliyor. Bu memleket kimsenin değil, Kıbrıs Türk halkının malıdır…” dedi.
Çaluda, Karpaz bölgesindeki arazi konusunda da hükümetten bilgi talep etti.
TAÇOY: “HÜKÜMETİN CAS ÇALIŞANLARINA YÖNELİK TAVRI YANLIŞ”
UBP Milletvekili Hasan Taçoy da cezaevi ve sosyal konut konularının yanı sıra CAS sorununa değindi.
Taçoy, “Hükümetin CAS çalışanlarına yönelik ‘size yardımcı olamayız’ tavrı yanlış. Hem işçilerin haklarını, hem de şirketin durumunun gözden geçirilmesi gerekir” dedi.
Hasan Taçoy, İçişleri Bakanı’ndan Rauf Raif Denktaş’ın anıt mezarının olduğu yeri ziyaret etmesini istedi. Taçoy, orasının yürünmeyecek durumda olduğunu söyledi.
BAYBARS: “KARPAZ’DAKİ ARAZİYLE İLGİLİ KARARIN, İDARE HUKUKU PRENSİPLERİNE AYKIRI OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUZ”
Konuşmaların ardından eleştirileri yanıtlamak üzere söz alan İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, konuşma yapan milletvekillerine teşekkür etti, olumlu ve yapıcı eleştirilerin 2019 yılı hedefleri için değerlendirileceğini söyledi.
Baybars, iskân malı arazilerin nasıl değerlendirildiğini aktararak, bu kapsamda turizm yatırımı amacıyla verilen ve kullanılan bin kadar arazi olduğunu belirtti.
Ayşegül Baybars, “Karpaz’da sözü edilen arazi de böyle. Bu arazi söz konusu kişiye UBP’nin hükümette olduğu 2013’te verildi. Daha sonra bu işlem Sibel Siber hükümeti tarafından iptal edildi. 4 Aralık 2018 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla arazi aynı kişiye verildi. Bu arazi üzerinde turizm yatırımı yapıldı. Kalkınma Bankası kredi verdi. Kişi bunu ödedi. Yani arazinin üzerinde değerinden fazla yatırım var. Bu kararı kazanılmış haklara saygı çerçevesinde verdik. Kararın, idare hukuku prensiplerine aykırı olduğunu düşünmüyoruz” dedi.
Emirname konusunun bittiğini ama hala kaosa oynandığını söyleyen Baybars, bugüne kadar birçok bölgenin imar plana kavuşturulmadan bir gecede çıkan emirnamelerle on kat, yirmi kat yükseklikteki binalara yol açıldığını söyledi.
Ayşegül Baybars, Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi imar planı çalışmalarının Kasım 2016’da başladığını ancak alanın büyük olması ve planlama ekibinde çalışanların sayısının az olması nedeniyle çalışmanın uzadığını dile getirdi. Baybars, “Yardım alınmasına rağmen çalışma beklenen hızda ilerlemedi” dedi.
Mevcut durum analizlerine değinen Baybars, “Mağusa’da az bölge kalmıştır belki ama faaliyetlerin düzenlenmesi açısından emirnamenin önemli olduğunu düşünüyorum. Yeniboğaziçi’nin sit alanı olmasından kaynaklı insanların mağduriyeti var ve biz bunu dikkate alacağız. İskele’yi hala şanslı görüyorum. Burayı doğru planlamanın tam zamanıdır. İmar planı çalışmalarını güvence altına alacak emirnameyle yaptığımız şey, bölgedeki mevcut durumu biraz yavaşlatıp, koruma altına almaktı” dedi.
Büyümenin merkezden başlaması gerektiğini, emirnamenin sadece yatay ya da dikey büyüme olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Baybars, yatırımcıların yatırımlarını güvence altına alacak, naylon projelerin buralara girmesini engelleyecek bazı tedbirler almayı hedeflediklerin ifade etti.
Baybars, “İnşaat sektörünün zarar görmesini ne ben isterim ne de hükümet ister” vurgusunda bulundu.
Emirnamenin hazırlarlarken sadece 3 belediye başkanı ve teknik ekibiyle görüşüldüğünü söyleyen Bakan, “3 belediye başkanının çelişkili açıklamaları olmasına rağmen, üç başkan da ‘emirname çıkarın bizi müteahhit baskısından çıkarın’ dedi. Bu konuşmalar şahitsiz konuşmalar değil” şeklinde konuştu.
“İlk günkü duruşumuz neyse koruduk” diyen Baybars, “Empoze olduğunu söyleyenler eski emirnamelerin bir gecede yayınlandığını unuttu mu? Bilgi kirliliği, kaos ve karmaşıklık temiz bir yere taşındı. Müteahhitler eylemden bu nedenle vazgeçti. Kaos ve eylem isteyenler için üzgünüm” şeklinde konuştu.
İmar planının yol haritasını çizdiklerini söyleyen Baybars, 55\89 sayılı yasanın birçok maddesinin tadil edilmesi, ilgili tüzüklerin değişmesi konusunda hedefleri olduğunu da belirtti.
Bakan Baybars, “Tartışmaların tek sevindiren yanı imar planı yapılacağını bilmesine rağmen hiç katkı koymayan kişiler şimdi heyecan duyuyor. Emirnameye bir yıl süre konması da bunun göstergesi. Katılımcılığı destekliyoruz” dedi.
Belediyeler konusunda da konuşan Baybars, belediyelerle ilgili yasanın kadük olduğunu, bunu çöpe atma gibi bir tutumları olmadığını, üzerinde çalıştıklarını, iç denetim, belediye başkanı ve meclis üyelerinin yetki görev ve sorumlulukları ile ceza ve yaptırımla ilgili maddelerde düzenleme ve eklemeler olduğunu belirtti.
Baybars, personel istihdamı konusundaki istismarın ortadan kaldırılması konusunda bir maddeyle ilgili çalışma yaptıklarını söyledi.
Belediyelerin aciz hale düşmesi halinde ne yapılacağı, nasıl bir yol izleneceğiyle ilgili hususların da tasarıya eklendiğini söyleyen Bakan, denetimin sayıştaydan çıkarılması, Belediyeler Yasası’na bu konuda ekleme yapılması, gelirlerin artırılması konusunda bir takım değişiklikler olduğunu söyledi.
Belediyeler Yasası’nın belediye sayısının azaltılması ve hizmet modellemesiyle ilgili reformları da içerdiğini kaydeden Bakan, “Belediye yasa tasarısı neredeyse bitmek üzere. Belediyeler Birliği ile hem hukukçularımız hem de uzman kadromuz güzel bir çalışma gerçekleştirdi. Komite tasarıyı ocak ayı içinde bakanlar kuruludan geçirerek ve meclis gündemine alacağız” dedi.
İçişleri Bakanı Baybars, “41 muhtarın binasının Merkezi İhale Komisyonu’na gönderildi. İhale bugün bitti” dedi.
E-devletin en temelinde muhtarların olacağını söyleyen İçişleri Bakanı, muhtarların mekânsal adres kayıt sistemi ve kütüklerini tutmasının önemli olduğunu, bu nedenle teknolojiyi bilen muhtarlar için el kitabı hazırladıklarını kaydetti.
Baybars, “Muhtarlar, asgari ücretin yarısı kadar ödenek alıyor. Maliye Bakanlığı ile bunun asgari ücretin üçte ikisine çıkarılması görüşmesi oldu. Kriz, 2019 başı itibarıyla bunun hayata geçmesine engel görünüyor ama bütçe olanakları izin verdiği takdirde Maliye Bakanlığı ile çalışacağız. Muhtarların ödeneklerinin yetersiz olduğu konusunda hem fikirim. Kendilerine tüzükle verilen ve hazırladıkları belge başına aldıkları miktar var…” dedi.
Vatandaşlıklar konusunda da açıklamada bulunan Baybars, “Bu en hassas olduğumuz konu. Planlamanın sınıfta kaldığı bir ülkede doğduk, büyüdük ve yaşıyoruz. Vatandaşlık, yabancı iş gücü, ülkedeki nüfusun idaresi konusunda ciddi bir çalışmayı bugüne kadar tamamlayamadık” şeklinde konuştu.
Nüfus politikasının İçişleri Bakanlığı’nın görevi olarak görüldüğünü dile getiren Baybars, bu konuya çalışma ve ekonomi bakanlıklarının ciddi katkısı olması gerektiğini söyledi.
Yurttaşlıklar konusunda da konuşan Baybars, 10 istisnai vatandaşlık konusuna değinerek, “Burada doğmuş, büyümüş, burayı vatan bilmiş, gidecek başka yeri olmayan çocukları ve gençleri vatandaş yapmanın karşısında değiliz. İptal ettiğimiz vatandaşlıklar arasında böyle kişiler yok” dedi.
Baybars, Muhaceret Dairesi’ne memur alacaklarını da açıklayarak, “Yeterli olmasa da daire biraz rahatlayacak. Vatandaşlık konusunda talep çok, izlenmesi gereken sıra ve usul çok fazla” şeklinde konuştu.
İçişleri Bakanı, Daimi İkamet İzni ile Yurttaşlık Yasa tasarısını Bakanla Kurulu’na sunduklarını, partilerden görüş gelmesi durumunda bu tasarılarla nüfus politikasını ortak akılla belirleyeceklerini söyledi.
Öğrenci izinleri konusuna değinen online sisteme işaret ederek, 1 Ekim’den bugüne kadar 45 bin 518 kişinin sisteme kayıt yaptırdığını kaydeden Baybars, “Kayıt dışı yaşamı da engelleyecek bir sistem. Öğrencilerle ilgili af zaruriydi. Genel olarak aflarla devlet otoritesinin ve ciddiyetinin sarsılabileceğinin farkındayız” dedi.
Merkezi Cezaevi konusuna da değinen Baybars, “Yeni cezaevi son birkaç ayda yavaş ilerliyor ama durmadı. Mayıs 2019 hedefi şaşmış değil” dedi.
Baybars, “Kırsal kesim 7 bin küsurun üzerinde arazi dağıtıldı. 4 bini aslında arazi değil tarla. Alt yapı yok. İzlenen politikalar siyasi mesajlar içeriyor. Büyükkonuk, Mevlevi, Güzelyurt ve Yeniceköy’de süren davalar var. Hem alt yapının olmaması hem de gelişigüzel dağıtımlar sorun yaratıyor. Alt yapı yatırımlarından da kaçmıyoruz. İhalelere çıkıp etap etap yapacağız” dedi.
Sosyal konut projesi hakkında da konuşan Baybars, “Arazi tespitini yaptık Maraş’ta. Proje çiziliyor. İlk başta Maraş, sonra Güzelyurt …Belli bölgelerde hem fikiriz” şeklinde konuştu.
Lefke’de devlete ait arazi bulmada sorun yaşandığını da belirten Baybars, bütçeden sonra kaymakamlık binası tespiti için Lefke’ye gideceklerini açıkladı.
ÖZERSAY
Baybars’tan sonra Özersay söz aldı.
Özersay, Tatar’ın, kendisine soru yönelttiğini, salonda olmasa da hepsini i dinleyerek not aldığını belirtti.
Kudret Özersay, İçişleri Bakanlığı görüşmelerde adının geçtiğini kaydederek, “Partimin adı verildi diyemeyeceğim çünkü partimin adını söylemekten aciz haller vardı. Buna üzüldüm. Bu parti Halkın Partisi’dir, Halk Partisi değil.Bir milletvekili bunu bile öğrenemediyse bir zahmet biraz açıp okusun, gözünü açsın…” dedi.
Dipkarpaz’daki arazi konusunda detaylı bir açıklama yapan Özersay, “Bu arazi ilk olarak UBP hükümeti Bakanlar Kurulu kararıyla verildi. Bunu doğru bulan bir partinin mensubusunuz. Dipkarpaz’daki araziyle ilgili kararın altına imza atanlar arasında, ki bence yanlış bir karar değil, UBP Genel Başkanınız Tatar da var. Olguları alt alta doğru koyalım. Adımları doğru değerlendirelim, adil olalım. Bu hükümet bu konuyla ilgili doğru bir şey yaptı. Bizi bir ön yargıyla eleştirmeye çalışıyorsunuz. Samimi ve gerçekçi olalım” dedi.
Tatar’ın popülizm yaptığını söyleyen Özersay, “Askeri statüdeki bir arazini bu statüden çıkarılmasını doğru bulmadık, Metehan çemberinde bunu protesto ederek tepkimizi koyduk ve bu araziverilmedi, askeri bölge statüsüne geri döndü. Sayın Denktaş’ın koalisyon ortağı olması bunu değiştirmez” şeklinde konuştu.
Özersay, “Bakanlar Kurulu, bu hükümet Sayın Denktaş’ın oğluna bir başka arazi vermedi. Böyle bir kararı onaylamadı. Üniversite kampüsü yapmak için böyle bir talep olabilir, oldu ama Bakanlar Kurulu böyle karar almadı. Denktaş’ın akrabası var ve ona da arazi verildi iddiası. Ben gazetede yayınlanan iddiayı cevapladım ama bazıları beğenmeyince görmez. Gazetede bir isim vardı. Denktaş’ın akrabası mı değil mi bilmem. Bu kişiye hükümet tarafından Metehan bölgesinde benzin istasyonu için arazi verildi iddiası vardı. Üşenmedim baktım. Öyle bir bakanlar kurulu kararı buldum ama bir önceki hükümet döneminde alınmış. UBP’nin hükümette olduğu dönemde alınan bir karar yani” dedi.
“Mesele mekanizma ve sistem meselesi” diyen Özersay şunları söyledi:
“Yenişehir’de yurt yapılması düşüncesiyle rezerv ayrılan bir araziyle ilgili bir tartışma oldu. Bu tartışma hükümet ilk kurulduğunda başladı. Maliye Bakanlığı’nın hazine mallarının kiralanmasına ilişkin yasa tahtında kiraladığı bir arazi söz konusuydu ama UBP’nin hükümette olduğu dönemde. Bu hükümet döneminde değil. Bu meseleyi biz de konuştuk bilgimize geldiğinde. Savcılıkla da konuştuk. Bu yatırımı yapmayı planladığını söyleyen kişi Rauf Denktaş, ‘yurt yatırımını yapmaktan vazgeçtim’ dedi. Bu hükümet, 74 öncesi mal sahipleri ile anlaşıp Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden sözleşme veya rezerv olarak, kendi üzerinde, kullanımında olan bir araziyi 74 öncesi sahiplerinden satın almasıyla ilgili hiçbir şey onaylamadı. Kabineye böyle bir şey gelmedi. Denktaş bugün çıktı ve dedi ki UBP döneminde memleketin yararına olduğu için bir Acapulco Yasası diye bir yasa yapıldı ve bu şekilde mekanizma oluştu. Bu kapsamda bir adım atıldı. Bunu biliyorum. Hükümet bunu oturur değerlendirir ama hükümet bunu onaylamadı. Biz neyi onayladık Sayın Denktaş’ın oğluyla ilgili? Hükümet olarak hali hazırda bir yatırım varsa ve geliştirilecekse sözleşmeleri uzatma yönünde bir prensip kararı aldık. Sözleşme geldiğinde Ahmet’tir, Mehmet’tir, Rauf’tur bakmadan süre uzattık. Lefkoşa Surlariçi’nde bir üniversite açıldı. Orada rektörlük binası ve derslikleri var. Yine bizden önceki hükmet döneminde kiralanmış bir yer. Siz böyle bir yatırımı doğru buldunuz. Hükümetteyken bu kiralandı. Üniversite rektörlük binasının kira sözleşmesi uzattık. İskele’de Bafra’da da benzeri yerlerin sözleşmelerle ilgili de aynı kararı aldık.”
Başsavcılıktan kiralar konusunda görüş aldıklarını dile getiren Özersay, “Kiralama ihale kanunun kapsamında girer ama kiralamanın ihale kanunu kapsamında nasıl yapılacağı düzenlenmiş değil. Başsavcılık, kiralamaları da şeffaf ve daha adil olması için İhale Yasası çerçevesinde bir ilave düzenleme çalıştık. Devletin arazilerinin kiralanmasında da ihale yöntemi uygulansın diye. Bu taslak önümüzdeki günlerde tüzük mü yasa olarak mı gelir bilmem. Her aşamasında desteğinizi beklerim” dedi.
Özersay, “Çıkış yolu bu tür kiralamaların şeffaf şekilde yapılmasıdır. Doğru olan budur. Maliye Bakanlığı eliyle, Emlak Malzeme Dairesi’nin takdiriyle bunun yapılmasını ben doğru bulmuyorum. Eğer yanlış ve istismara açık olduğunu görüyorsak bizim görevimiz bunu değiştirmektir. Bunu değiştirmek görevimiz. Bunu değiştirmek için adım atalım” dedi.
Dokunulmazlık konusunda da konuşan Özersay, “Öyle anlıyorum ve endişeleniyorum ki Sayın Çaluda, dokunulmazlığı kişisel olarak algılıyor. Bunu kişiselleştirdiğinizi görünce üzülüyorum. Şu an suçsuzunuz. İspat edilene kadar suçsuzsunuz. Bizim sizi yargılama yetkimiz ve iddiamız yok. Savcılıktan gelen iddianın önünün kapatılmasını istemedik… Süreç bu” şeklinde konuştu.