Dolar/TL'de yeni rekor 8,13: Kurda yükseliş sürecek mi?

Dolar/TL'de yeni rekor 8,13: Kurda yükseliş sürecek mi?

Merkez Bankası'nın sürpriz bir kararla faiz artırmaması sonrası yükselişe geçen kur, art arda rekorlar kırmaya devam diyor.

Dolar/TL kuru 8'i aşıp 8,1368 seviyesine kadar ulaşarak rekor kırdı.

Euro/TL kuru da 9,61'i aşarak rekor tazeledi.

Türk Lirası, yılbaşından bu yana ABD Doları karşısında yüzde 26'dan fazla, Euro karşısında ise yaklaşık yüzde 30 değer kaybetti.

TL, bu yıl Dolar'a karşı en çok değer kaybeden para birimleri arasında.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu 22 Ekim'de politika faizi olan bir haftalık repo faizini %10,25'te sabit tutmuş, geç likidite penceresi faizini ise yüzde 13,25'ten 14,75'e yükseltmişti.

Reuters haber ajansının anketinde beklenti, politika faizinde 175 baz puanlık bir artış yönündeydi.

Analistler ve ekonomistler TCMB'nin kararını sürpriz olarak değerlendirmiş; piyasa faizinin, geç likidite penceresi faizi üzerinden yükseltilmesini eleştirmişti.

Ekonomist Mahfi Eğilmez TCMB'nin "aslında faizi yine sabit tutuyor gibi yaparak artırdığını" söyleyerek bu durumun riskleri azaltmadığını vurgulamıştı.

Merkezi Londra'da bulunan BlueBay portföy yönetimi şirketinin gelişmekte olan piyasalar masasından stratejist Timothy Ash ise Twitter'dan yaptığı açıklamada, "TCMB'nin başka bir evrende yaşadığını ve 2018'deki kur krizinden hiçbir ders çıkarmadığını" söylemişti.

Kur neden yükseliyor?

Merkez Bankası'nın 24 Eylül'de Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 8,25'ten yüzde 10,25'e çıkarması Türk Lirası'nı desteklemiş ve Dolar/TL kuru 7,70'li seviyelerden 7,50'lere kadar geri çekilmişti.

Faiz artırımlarının Ekim ayında da devam edeceği beklentisi hakimdi. Ancak Merkez Bankası Ekip Para Politikası Kurlu toplantısında politika faizini sabit tutup sadece faiz koridorunda düzenlemeye gidince TL'deki değer kazancı terse döndü.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan çatışmalar ve Türkiye'nin Dağlık Karabağ sorununa müdahil olması da piyasalara yansımış durumda.

Kur üzerinde etkisi olan diğer siyasi gelişmeler arasında ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Cuma günü Türkiye'nin S-400 füzelerini denediğini doğrulaması ve Cumartesi günü de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u "Zihinsel noktada bir tedaviye ihtiyacı var" diyerek eleştirmesi var.

Negatif reel faiz

Tüm bu gelişmelerin yanı sıra Merkez Bankası'nın yüzde 10,25'lik politika faizi, hâlâ yüzde 11'in üzerindeki enflasyonun altında kalıyor.

ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan, Merkez Bankası'nın TL'yi tekrar cazip bir yatırım seçeneği haline getirmek için yıl sonuna dek en az 200 baz puan daha faiz artırımı yapması gerektiği yorumunda bulunmuştu.

Merkez Bankası'nın azalan rezervleri

Kurun yükselmesinin bir diğer gerekçesi ise Merkez Bankası'nın azalan döviz rezervlerinin Türkiye'nin TL'yi destekleme kapasitesine olan güveni azaltması olarak dile getiriliyor.

TL'nin baskı altında olmasına yol açan bir diğer neden ise koronavirüs salgını nedeniyle ülkeye döviz girişinde yaşanan düşüş olarak öne çıkıyor.

Reuters haber ajansı, para piyasası traderlarının yaptığı hesaplamalara göre Merkez Bankası ve kamu bankalarının 2019'un başından bu yana TL'yi desteklemek için piyasaya yaklaşık 110 milyar dolar sattığını aktarmıştı.

Yaklaşan ABD seçimleri

Türkiye'deki gelişmelerden bağımsız olarak yatırımcıların genel olarak gelişen piyasalara olan ilgisini azaltan ve risk iştahını düşüren bir diğer konu da 3 Kasım'da yapılacak ABD Başkanlık Seçimleri.

Yaklaşan seçimler öncesi riskli pozisyonlarını kapatmayı tercih eden uluslararası yatırım bankaları, portföylerindeki gelişen piyasa varlıklarının ağırlığını azaltıyor.

Bu trend de genel olarak gelişen ülkelerin para birimlerinin ve varlıklarının zayıf performans sergilenmesine neden oluyor.

TL'de değer kaybı nelere yol açıyor?

Dış ticaret açığı veren ve enerjide dışa bağımlı olan bir ülke olan Türkiye için TL'nin değer kaybetmesi, ithalat maliyetlerini artırıyor.

Özellikle enerji ithalatı maliyetlerinin yükselmesi sonucu doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, genel üretim maliyetlerini artırıyor.

Üretim maliyetlerindeki artış işe TL'deki değer kaybının enflasyonu yükseltmesine yol açıyor.

TL'deki değer kaybının bir diğer etkisi ise TL geliri olan ancak dövizle borçlanan özel sektörde hissediliyor.

Türk Lirası'nın değer kaybetmesi, hem şirketlerin döviz borçlarını geri ödemesini hem de borçların çevrilmesini zorlaştırıyor.

Merkez Bankası verilerine göre özel sektörün 12 ay içerisinde geri ödemesi gereken döviz borcu 162 milyar dolar seviyesinde.