Eroğlu, Rum Ajansı'nın sorularını yanıtladı

Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Derviş Eroğlu, Kıbrıs meselesi çözülecekse bundan iki tarafın da kazançlı çıkması gerektiğini vurgulayarak, “Rum liderliği maalesef her şeyi kendine yontuyor” dedi.

Her zaman doğru çözümden yana olduklarını vurgulayan Eroğlu, “Doğru çözüm yerine Kıbrıs Türk halkını çözmeyi, egemenliğini, özgürlüğünü elinden almayı hedefleyen her türlü eylem ve davranışa karşı çıkmaya, bunlarla mücadele etmeye de devam edeceğiz” dedi.

“Şu anda bütünlüklü çözüm için yeni bir fırsat penceresi önümüze açılacak gibi görünüyor” ifadesine yer veren ve bunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Eroğlu, “İnşallah çözüme varır, bütün bu konuları geride bırakırız. Herkes yan yollara sapmak yerine bu doğru yola odaklanmalı” ifadelerini kullandı.

Bürosu’ndan yapılan göre,  Rum Haber Ajansı’na konuşan Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Eroğlu, Kıbrıs sorunu, müzakereler, hidrokarbon, garantörlük gibi konularda kendisine yönetilen soruları yanıtladı.

BM PARAMETRELERİ DIŞINDA ÇÖZÜM…

Açıklamaya göre Rum Haber Ajansı’nın soruları ve Eroğlu’nun yanıtları şöyle:

“Görüşmeler başlamak üzere. Seçilmeniz durumunda hangi düzeyde ve hangi konularla başlamayı düşünüyorsunuz? Birleşmiş Milletler parametrelerinin dışında bir çözüm olabilir mi?”

Eroğlu: “Görüşmelere kaldığımız yerden başlayacağız tabii ki. Bunu Sayın Eide’de bir demecinde ifade etmiştir. Kaldığımız yer ise al-ver noktasıdır. BM parametreleri tabii ki önemlidir ve tarafların uzlaşabilmesi için yol göstericidir; ancak önemli olan BM parametrelerinin nasıl yorumlandığıdır. Bize göre bu parametreler Kıbrıs’ta var olan gerçekler ışığında ve bulunacak çözümün barışı koruması, yeni çatışma alanları yaratmaması amacına yönelik olarak doğru değerlendirilmelidir. O nedenle ben her zaman için çözümün adından çok içeriğinin, kalıcı ve yaşayabilir olmasının önemli olduğuna vurgu yaptım.”

DOĞALGAZ GELİRLERİ…

“Hidrokarbon konusu katalizör olarak görülmüştü ancak sonrasında sorun yarattı. Bu konu ne zaman tartışılmalı? Doğalgaz gelirleri, çözümden önce veya sonra, nasıl paylaşılmalı?

Eroğlu: “Biz hidrokarbon yatakları konusunun bir katalizör olmasını, çözüm yolunda örnek bir işbirliği alanı oluşturmasını istedik, bununla ilgili öneriler de sundum ama Rum liderliği tüm önerilerimizi reddetti. Hidrokarbon yataklarında Kıbrıs Türkü’nün de hakkı olduğu kabul ediliyor ama bizim devrede olmamız, söz hakkımız engelleniyor. Biz hidrokarbon yataklarından elde edilecek gelirin çözümün finansmanında kullanılmak üzere bir fonda toplanmasını önerdik. Eğer niyet çözümse ve çözümün finansman sorunu olacağı aşikarsa bizim önerimizin makul ve mantıklı kabul edilmesi gerekirdi ama olmadı. Rum Yönetimi hidrokarbon yatakları olayını bizim üzerimize 1963’te Rum saldırıları ile tamamen Rum Devleti’ne dönüşen sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğini empoze edebilmek için kullanmaya kalkıştı. Üstelik Türkiye’nin de bunu tasdiklemesini istedi. Böyle bir olayı ne biz ne Türkiye kabul edemez. Egemenliğin iki halktan neşet ettiği ortak açıklamada da yer alıyor. Bu da demektir ki Rum tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti unvanını haksızca elinde tutuyor diye bizi egemenliği altına alamaz. Bizi bazı dayatmalarla kendi istediği noktaya sürükleyemez. Kıbrıs meselesi çözülecekse bundan iki taraf da kazançlı çıkmalı. Rum liderliği maalesef her şeyi kendine yontuyor.”

ESKİ YAKINLAŞMALAR GEÇERLİ Mİ…

“Kıbrıs konusunda sizce eski yakınlaşmalar hala geçerli mi? Eski yakınlaşmalar zemin oluşturuyor mu yoksa bazı konular yeniden tartışılabilir mi?”

Eroğlu: “Biz eski yakınlaşmaların geçerliliğini koruduğunu kabul ediyoruz. Her şeyi yeni baştan tartışmaya açmak ne gerçeklerle ne de BM’nin çabaları ile bağdaşmaz, bizi 40 yılı daha masaya mahkum eder. Herhangi bir değişiklik ancak iki tarafın rızası ile olur.”

MARAŞ KONUSUNDA AÇILIM…

“İki toplum zaman geçtikçe birbirinden uzaklaşıyor. Son anketler bunu gösteriyor. İki  toplumu yakınlaştırmak için ne gibi güven artırıcı önlemler uygulanabilir? Örneğin Maraş konusunda bir açılım olabilir mi?”

Eroğlu: “İki toplum zaman geçtikçe biri birinden tabii ki uzaklaşıyor çünkü 2003’te kapıların açılmasından bu yana gidiş-gelişler serbest olmasına rağmen gereken köprüler kurulamıyor. KKTC’de  alış-veriş yapanların  aldıkları, dönüşte sudan sebeplerle ellerinden alınıyor. Hala hidrokarbon yatakları konusunda bile işbirliği yapamıyoruz. Türkiye’den gelecek su konusunda öneri ortaya koyuyoruz,  dikkate alan yok. Teknik Komiteler çalışıyor ama çok az ilerleme var. Suçlular konusunda iş birliği yapalım diyoruz, ret cevabı alıyoruz. Cep telefonları konusunda öneri sunuluyor, Rum liderliği aynı mantıkla bize kendi egemenliğini, kendi isteklerini empoze etmeye çalışıyor. Biz Yeşilırmak ( Pirgo) kapısını açtık ama Aplıç kapısını açamıyoruz çünkü Rum tarafı bunu reddediyor.  Kriz Komitesi’nde ortak sıkıntımız olan yangınlar konusunda ortak tatbikat yapalım diyoruz yanıt yine olumsuz. Biz yakınlaşma ve işbirliğine varız ama bizim varlığımız, gerçekler göz ardı edilemez.

Maraş konusuna gelince. Bugüne kadar Maraş konusunda pek çok öneri paketi ortaya konmuş ve bunlar Rum tarafınca reddedilmiştir. Geçen zaman içerisinde Maraş kapsamlı çözümün bir parçası haline gelmiştir. BM de olaya böyle bakıyor.

Dolayısı ile bugün içinde bulunduğumuz aşamada, Maraş konusunu değil Kıbrıs konusunu bütünüyle çözmemiz lazım. Bütünlüklü çözüm demek Maraş konusunun da aşılması demektir.

Maraş’ı paralel bir süreçte veya ayrıca ele almak bizim asıl hedefimiz olan, BM’nin de üzerinde titizlikle durduğu bütünlüklü çözüme sekte vurur. Bu kesindir. Dolayısı ile şu anda bütünlüklü çözüm için yeni bir fırsat penceresi önümüze açılacak gibi görünüyor ve bu çok iyi değerlendirilmeli. İnşallah çözüme varır, bütün bu konuları geride bırakırız. Herkes yan yollara sapmak yerine bu doğru yola odaklanmalıdır.”

GARANTÖRLÜK…

“Garantörlük konusu Rumlar için önemli bir konu. Çözümden sonra bir garantörlük sistemi uygulanmalı mı yoksa AB üyeliği yeterli olabilir mi?”

Eroğlu: “Bizim için Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini içeren bugünkü garanti sisteminin devamı olmazsa olmazdır. Cumhuriyet Meclisimizin tüm partilerin oy birliği ile aldığı kararlar vardır. Kimse bunları göz ardı edemez. Bizim için hiç bir garanti Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin yerini tutamaz. Tarihsel gelişmeler, yaşanan olaylar bizim bu konudaki hassasiyetimizin ne denli doğru ve bizler için yaşamsal olduğunu ortaya koymuştur.”

EKONOMİK SORUNLAR

“İki taraf da ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Bu durum Kıbrıs sorununun çözümünü kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu?”

Eroğlu: “Kıbrıs konusunun çözüme kavuşturulmasının iki halkın önüne ekonomik gelişme için yeni fırsatlar sereceğine yürekten inanıyorum. Bize göre ekonomilerimizin iyi gitmesi için Kıbrıs konusunda bir antlaşmaya varmak önemli ve güzel bir atmosfer yaratır. Kıbrıs’a yeni yatırımlar, yatırımcılar gelir. Ada’nın konumu buna uygundur. Biz buna inanıyoruz ama buna bizim kadar karşımızdakilerin de inanması lazım. Kıbrıs konusunun çözümü sadece bizim için değil bölgesel kalkınma ve istikrar için de önemlidir. Biz bunu da görüyor ve biliyoruz ama buna sadece Türk tarafının değil bölge ülkelerinin ve uluslararası aktörlerin de inanması ve güvenmesi lazım.”

ÇÖZÜMÜN FAYDALARI

“Çözümsüzlüğün etkileri ve çözümün faydaları hakkındaki değerlendirmeniz nedir? Sizce Kıbrıs için hangisi daha uygun?”

Eroğlu: “Statükonun devamı, yani Rum tarafının tek yanlı olarak sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni elinde tutması, bize bazı engellemeler ve kısıtlamalar uygulanması yani bizim tüm uzlaşıcı tavırlarımıza, tutumlarımıza rağmen bir çözüme ulaşılamaması en fazla Kıbrıs Türkü’ne zarar veriyor. O nedenledir ki biz erken çözüm istiyoruz. Rum tarafı ise istemiyor ve ayak sürüyor. Biz doğru çözümün fayda getireceğine inanıyoruz. Dolayısı ile her zaman olduğu gibi bugün de doğru çözümün yanındayız, yarın da yanında olacağız. Ama doğru çözüm yerine Kıbrıs Türk Halkını çözmeyi, egemenliğini özgürlüğünü elinden almayı hedefleyen her türlü eylem ve davranışa karşı çıkmaya, bunlarla mücadele etmeye de devam edeceğiz.