‘Evde balayı’ bitince tükenmeye başlayan ebeveynlere tavsiyeler

‘Evde balayı’ bitince tükenmeye başlayan ebeveynlere tavsiyeler

‘Corona‘ tedbirleri nedeniyle eve kapanan, özellikle çocuklu aileler zor günler geçiriyor. Psikiyatr Doç. Dr. Sevcan Karakoç “İlk zamanlar kaliteli karantina günleriydi, evde olmanın balayı dönemiydi. Ancak süreç uzadıkça ebeveynler de tükenmeye başladı” dedi.

İlk günlerde çoğunluğun evde kalmayı keyifli hale getirmeye çabaladığını belirten Karakoç süreci şöyle anlattı: “İlk zamanlar çocuklar için eğlenceli etkinlikler ve keyifli zaman geçirmek ön plandaydı. Ancak kısıtlanmalar arttıkça ailenin maddi ve ruhsal kaynakları azaldıkça ebeveynler de tükenmeye başladı. Çocukla daha çok zaman geçirmek, bağ kurma ve ilişkiyi düzeltme adına bir fırsat iken şu an bazı ailelerde bu tam tersi etkiler yaratmaya başladı. Pek çok evden işbirlikçi adımlar yerine ‘Yapma, dur, sus’ sesleri yükselmeye başladı.”

Karakoç aşırı kontrolcü ebeveynleri de uyardı: “Bu süreçte sizin çocuklarınızın günlük okul ve ev işi programını kontrol etmeniz, hatta canlı derslerine katılıp müdahale etmeniz bile söz konusu olabilir. Bu durumda çocuğunuzu sık sık eleştirmeniz ve sizin istediğiniz şekilde davranması için duygusal istismarlar bile söz konusu olabilir. Mükemmeliyetçi ebeveynseniz çocuğunuzla kaliteli ve dolu dolu karantina geçirmek adına her anı planlamak, eğitici filmler izlemek, yararlı etkinlikler düzenlemek gibi ihtiyaçlar duyabilirsiniz. Burada sorun şu; bu ihtiyaç ebeveynin, aslında çocuğun böyle bir beklentisi yoktur”.

Evde birlikte daha fazla zaman geçirmenin ufak sorunları büyüttüğünün altını çizen psikiyatr, anne-babalara şu önerilerde bulundu: “Gergin ve olumsuz bir duygu durum içerisinde olduğumuzda her şeyi daha olumsuz görmeye başlıyoruz. Bu nedenle çocukla olan ilişkimizi eksiklikler, yetersizlikler, memnuniyetsizlikler gibi olumsuzluklar ile şekillendiriyoruz. İstemeden de olsa ağzımızdan kaçan bir söz çocuğumuz için incitici ve duygusal olarak örseleyici olabiliyor. Bu nedenle aniden tepki vermek yerine, durup düşünerek hareket etmek, zor süreçlerde şefkati daha ön planda tutmak gerekiyor. Çocuğa, çocuğun kişiliğine değil de göstermiş olduğu davranışa işaret eden, kötü çocuk sıfatı atfetmeyen kalıpları kullanabiliriz. Örneğin ‘Senden bıktım’ yerine ‘Senin ödevlerini sürekli hatırlatmam beni yordu’ denebilir. Aşırı koruyucu tutumumuz varsa bundan sıyrılıp çocuklarımıza ev içi görevler ve küçük ev işlerinde sorumluluklar verebiliriz. Çocuklar bunları becerebildiklerini görünce yeterlilik hissi güçlenebilir.”