Fiili siyaset adanın birleşmesine yönelik değil!

Derviş DOĞAN

Kıbrıs müzakere sürecine yansıtılan olumlu havanın, fiiliyatta paralel seyretmesi gereken gelişmelerin aksine tarafların içe dönük kaygılarla hareket ettiğini görmek açıkçası bu sorunun çözüme kavuşup da adanın birleşmesi umudunu benden alıp çok uzaklara götürdüğünü söyleyebilirim.

Adanın Güney’ine bakıyorum.

Burada masaya oturulan amaç ile, içte uygulanan politikalar örtüşmüyor.

Söylemler farklılaşabiliyor, aşırılığa karşı önlemler alınmıyor, yapılan ve/veyahut alınan kararlar sonrası Kıbrıs sorunu üzerinden Türkiye ile ilişkiler geriliyor .

Malum Güney’de siyasi iradeler her daim kilisenin  tartışmasız etkisi altında oldu.

Kilse Rum toplumunun üzerinde de etkin bir güce sahip.

Kilise lobisinin Kıbrıs sorununa bakış açısı da ortada.

Adada bir çözüme sıcak bakmadıkları gibi, adanın mutlak hakimiyetinin Rumlar da olması gerektiğini düşünüyorlar.

Sadece bu kadar mı?

Elbette değil.

Elinde bulundurduğu kurumlar aracılığı ile Rumlar’ı  Türk düşmanlığına yöneltecek tavırları etkili bir biçimde kullanıyorlar.

Ve bunu rutin uygulama haline getiriyorlar.

Başpapaz’ın  ağzından çıkan her söz, bu yönde süreci olumsuz etkiliyor.

Siyasi iradeler  bu noktada sessiz kalmayı yeğliyorlar.

Çünkü , kilisenin desteğini yitirmek istemiyorlar.

Kilisenin desteğini kaybetmek de küçümsenmeyecek bir halk desteğini kaybetmek anlamını taşıyor.

Siyasi partilerin kilise üzerinden elde ettikleri  bir takım maddi getirilerinin  kaybedilmesi anlamını taşıyor.

Kısacası başpapaza dur diyebilecek dirayeti göstermekten çok uzaklarda  siyasi iradelerin biri gidiyor, biri geliyor Güney Kıbrıs’ta.

Adanın Kuzey’ine bakıyorum Güney’den pek  farklı bir durum göremiyorum.

Masada hazırlandığımız çözümle, fiiliyatta uygulanmaya çalışılanlar örtüşmüyor.

Öngörülenlerle yapılmak istenenler farklı şeyler.

Türkiye, adanın Kuzey’indeki hakimiyetini her alanda ortaya koyduğu politikalarla günden güne artırmakta.

Kuzey’in Türkiye bağımlılığı ekonomi üzerinden demografik yapıya etki eden kültürel ve sosyal değerleri de etkisi altına almaya yüz tutmuştur.

Bu gidişat adada öngörülen bir çözüme katkı amacından çok, bütünü ile Türkiye’ye entegre olma sürecini güçlendiriyor.

Bu durum da Türkiye’nin  adada öngördüğü çözüm istencin de  ortaya koymaya çalıştığı  samimiyeti sorgular hale getiriyor.

Adanın Kuzey’ini tahakkümü  altında tutmaya ısrarla devam eden baskıcı bir politik anlayışın, bu noktada öngörülen çözüme katkı yapması nasıl beklenebilir?

Bana göre beklenmemeli.

Nitekim Kuzey’de gelmiş geçmiş siyasi iradelerin iş bilmezliği ve kısır siyasi anlayışları nedeni ile bu politikalara uyum sağlaması,aynı paralel de devletin yasama ve yürütme organlarının pasif duruşu neticesinde kaçınılmaz bir son hazırlanıyor adanın Kuzey’inde.

Bu Kıbrıs adına endişe verici.

Taraflara Türk- Rum bir bütün olarak bakıyorum.

Kıbrıs diyorum.

Ortak paydalar diyorum.

Çözüm diyorum.

Masanın olumlu havası diyorum.

Uluslararası toplumun desteği diyorum.

Amma velakin!

Masada esen olumlu bir hava olduğu izlenimini ısrarla vermelerine karşın, bu havanın sonuç alıcı ve halkları çözüme ulaştıracak bir etkiyi zorlamadığını görüyorum.

Neden?

Çünkü şu ana kadar üzerinde mutabakata varılmış bir konu yok.

Olsa bile her konuda anlaşılmadığı sürece hiçbir konuda anlaşma sağlanmış addedilemeyeceğinden sıfır sıfır elde var sıfır poziyonumuz karşılklı devam ediyor.

Ha diyorlar ki uluslararası toplum çözüme şöyle destek veriyor, böyle destek veriyor.

Hoş veriyorlar da ne oluyor?

Var mı somut adımları.

Bugüne kadar söylem desteği dışında somut olarak gözlemleyebileceğimiz ve adanın birleşmesine etki edebilecek hangi adımları atmışlar?

Bugün ortaya konan iradeye rağmen,  2 kapıyı açamaktan aciz, adanın karşılıklı geçişlere açılmasını sağlayaman, tarafların adada  bütünü ile bir çözüme ulaşmasını beklemek bana hiç  gerçekçi gelmiyor.

Bu bile aslında içinde bulunduğumuz durumun en açık göstergesidir.

Gerisi umut tacirliğidir artık.

Çözüme ulaştırılamayan bir Kıbrıs sorunu, her geçen gün adada bizleri kalıcı ayrılığa daha kuvvetli itmektedir.

Gelişmelere baktığım zaman bunu sezinleyebiliyorum.

İyimser olamıyorum.

Zira elimizde kuru bir umuttan başka birşey bırakmıyorlar.