Gençler müzakerelere nasıl bakıyor?

Ülkemizde bulunan siyasi partilerin gençlik örgütü başkanları ve dernek aktivistlerine Kıbrıs müzakere sürecini sorduk. Gençler müzakereler ile ilgili ne düşünüyor? Çözüm sürecinden umutları var mı? Müzakereler şeffaf şekilde kamuoyu ile buluşuyor mu? Gibi sorulara yanıt aradık. Müzakerelerden umutlu olanlarda var, umutsuzluklarını dile getirenlerde. 

 

UBP Gençlik Kolları başkanı Sami Osmanlı Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun süreci başarı ile yürüttüğünü ve aynı zamanda Eroğlu’na güvenlerinin ve desteklerinin her zaman tam olduğunu kaydetti. CTP Gençlik Örgütü başkanı Ongun Talat ise müzakere sürecinden pek de memnun olmadığına vurgu yaptı.  Hükümetin küçük ortağı DP-UG’nin Gençlik Örgütü başkanı Çağrı Anıl, iki liderin ortak açıklama metni hazırlayarak, yeniden başlatılan görüşme süreciyle ilgili umutlu olduğuna vurgu yaparken, TDP Gençlik Örgütü başkanı Atik Kaya ise süreç içerisinde atılan bütün pozitif adımları desteklediklerini söyledi.

 

Öte yandan BKP Gençlik Örgüt’ü başkanı Kemal Gülercan’a ise süreci ilgi ile takip ettiklerini ve sürece dair gerek güneyde gerekse kuzeydeki gençlik örgütleri ile görüş alış verişinde bulunduklarını belirtirken, Baraka Kültür Merkezi Aktivisti Münür Rahvancıoğlu ise dernek olarak hızlanan müzakere sürecini imkanları dâhilinde takip ettiklerini ve aynı zamanda müzakere sürecinin tarihi boyunca hiçbir zaman samimi olmadığını söyledi.

Turgut Çalıcı / Detay Gazetesi

UBP Gençlik kolları başkanı Sami Osmanlı Detay’a yaptığı açıklamada, “çözüm sürecinden umutlususunuz?” sorusuna, “çözüm süreciden umutluyum bu sefer her zamankinden daha umutluyum Sn. Cumhurbaşkanımıza bu konuda desteğimiz tamdır” şeklinde yanıt verdi. Osmanlı,  eğer bir anlaşma olacaksa, bu anlaşmanın Kıbrıs Türklerinin menfaattarı doğrultusunda olması gerektiğine işaret etti ve iki kesimlilik, siyasi eşitlik temelinde bir çözümün olmasının, birincil öncelik olması gerektiğinin altını çizdi.

“Bu iş tek taraflı olmuyor”

Osmanlı, “Sayın Cumhurbaşkanımız Derviş Eroğlu’nun olası bir çözüm için gösterdiği çaba ve emekleri unutmamak gerekir.  Sn. Eroğlu ne kadar çok süreci kısaltmak için çaba ve emek gösterse de, bu iş tek taraflı olmuyor.  Rum tarafı da bu işe daha ciddi yaklaşması gerektiğin düşünüyorum Şu ana kadar Rum liderin süreci hızlandırmak için her hangi bir emek sarf etmemiştir” dedi.

Sami Osmanlı, “görüşmeler ne kadar şeffaf?” sorusuna ise, “süreci yavaşlatmak için aksine daha önceden konuşulup anlaşılan konuları tekrardan görüşülmesini istemiştir. Bu da bizlere Rum liderin halen daha çözüm için ciddi olmadığını göstermektedir” dedi ve “Sayın Eroğlu, ne kadar çok süreç için emek harcıyorsa Rum lider de tüm enerjisini süreci yavaşlatmak ve uzatmak niyetinde. Bu açıkça görülmektedir. Görüşmeler olabildiğince şeffaf olduğunu düşünüyorum” yorumunda bulundu.

“Eroğlu halkı bilgilendiriyor”

UBP Gençlik kolları başkanı Sami Osmanlı, yapılan her görüşme sonrasında Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun hemen bir basın toplantısı düzenleyerek, halkı tüm konuşulanlar hakkında bilgilendirdiğini de söyledi. Osmanlı, Cumhurbaşkanı’nın Cumhuriyet Meclisinde Milletvekillerine de bilgi verip görüş alış verişinde bulunduğunu, bakanlar kurulu toplantısına gidip, bakanlara bilgi verip görüşlerini de aldığını savundu. “Tüm bunlar Sayın Eroğlu’nun çözüm sürecinde ne kadar şeffaf olduğunun göstergesidir” diyen Sami Osmanlı, Cumhurbaşkanı Eroğlu’na güvenlerinin ve desteklerinin tam olduğuna vurgu yaptı. UBP Gençlik Kolları Başkanı “Çözüm için en doğru kişi olduğu düşüncesindeyim bundan sonraki süreçte de sn. Cumhurbaşkanımıza tüm halkımız ve tüm kesimlerin inanıp destek vermesini istiyorum” yorumunda da bulundu.

“Memnun değiliz”

CTP Gençlik Örgütü başkanı, Ongun Talat ise “Çözüm sürecinden Umutlususunuz?” sorusuna CTP Gençlik Örgütü olarak, şu anda yürütülmekte olan müzakere sürecinden pek de memnun olduklarını söyleyemeyeceğini belirtti. Talat “Gençlik örgütü Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözümün en hızlı şekilde sağlanmasını oldukça önemsemektedir. Bunun için ortaya konması gereken efor ve isteği ise ne Kıbrıslı Türk nede Kıbrıslı Rum liderliğinden maalesef henüz göremedik” dedi.

“Hükümetin aktif rolü artırılmadı”

“Görüşmelerin ne kadar şeffaf?” sorusuna ise Talat, Liderlerin “ortak metin “ sürecinde harcadıkları zamanın, CTP Gençlik Örgütü’nü sürecin henüz başında şüpheye soktuğunu kaydetti. Talat, “bugünde liderlerin temsilcilerin aracılığı ile sürdürülen görüşmelerde her hangi somut bir ilerleme olmaması bizleri endişeye sokmaktadır. Müzakere sürecinin yeterli derecede halkla paylaşıldığı görüşünde değiliz. Bu anlamda partimizin gerek Cumhuriyet Meclisinde gerekse hükümette üstlendiği aktif rolü artırması CTP Gençlik Örgütü’nün tam destek verdiği bir durumdur” yorumunda bulundu.

“Umutluyuz”

DP-UG Gençlik Örgütü başkanı Çağrı Anıl ise, örgütünün, Kıbrıs’taki iki liderin ortak açıklama metni hazırlayarak, yeniden başlatılan görüşme süreciyle ilgili umutlu olduğunu belirtti. Anıl “ortak metinde yer alan ‘Mevcut statükoyla devam edilemeyeceği bir gerçektir’ olgusunun ülkemiz gençlerinin geleceği göz önünde bulundurulduğunda bir gerçek olduğunu daha önceki açıklamalarımızda da belirtmiştik. Bugün, çözüm sürecine dair var olan umutlarımız ise halen devam etmektedir. Bu nokta’da Rum kesiminin al-ver sürecinde bitmek bilmeyen istekleri ise bizleri rahatsız etmektedir” açıklamasında bulundu. Çağrı Anıl, eğer bir çözüme ulaşılacaksa, karşılıklı hassasiyetlerin göz önünde bulundurulması gerektiğine de inanç belirtti.

“Her zaman gizlilik olmuştur”

DP-UG Gençlik Örgütü başkanı Çağrı Anıl, Her zaman, ülkeler ve toplumlar arasında yapılan görüşmelerin bir gizliliği olduğunu belirtti ve Kıbrıs’ta olası bir çözüm için devam eden müzakere sürecinde, mutabık kalınan maddeleri, müzakerecilerin açıklamalarından ve Rum basınına yapılan açıklamalardan takip ettiklerini belirtti. Anıl, “Bunun dışında Cumhurbaşkanımızın Ulus’a Sesleniş konuşmalarından, meclisin bu konuda bilgilendirilmesinden de görüşme sürecini takip etmekteyiz” yorumunda bulundu.

“Süreç olumlu ilerliyor”

TDP Gençlik Örgütü başkanı Atik Kaya ise bugün gelinen aşamada sürecin eskisine nazaran daha olumlu yönde ilerlediğini kaydetti. Kaya, “bu noktada belirtmek isteriz ki çözüm sürecindeki umudumuzun yönü sadece toplum liderlerinin çözüm çabasına değil, iki toplumun kardeşçe bir arada yaşama isteğinden kaynaklanmaktadır. Bu süreç içerisinde atılan bütün pozitif adımları desteklediğimizi belirtmeliyim” açıklamasında bulundu.

“Kardeşçe yaşam için mücadele verilmeli”

Atik Kaya “Gerek ortak metin üzerinde olsun gerekse görüşme süreçleri içerisinde her iki taraf adına da atılan her olumlu adımın sadece Kıbrıslı Türk ve Rumların değil Kıbrıs’ta yaşayan istisnasız her bireyin faydasına olduğunun bilincindeyiz. Bu bilinç içerisinde sürece olan desteğimiz geçmişte de olduğu gibi bugünde aktif olarak sürmektedir” ifadelerini kullandı. Çözümün oluşmasının iki toplum arasında barışın meydana gelmesi anlamına gelmediğini savunan Kaya, “geç kalmamak kaydı ile iki toplumlu uyum politikalarının hayata geçirilerek, ekonomik çıkarlardan çok iki toplumun kardeşçe yaşaması için mücadele verilmesi şarttır” yorumunu yaptı.

Eroğlu’ndan şeffaflık bekliyoruz

“Görüşmeler ne kadar şeffaf?” sorusuna ise Kaya, “Cumhurbaşkanlığında yapılan ilk toplantılara parlamento içerisinde ki bütün partiler davet edilmiş sadece TDP bu davetin dışarısında kalmıştı. Bu tarz olaylarla başlayan görüşmenin şeffaflığı maalesef merak konusudur” dedi. Kaya, ilerleyen süreçte lider odaklı değil, müzakereci odaklı toplumu aydınlatan beyanatlar verildiğini, bunun önemli bir adım olduğunu, aynı şeffaflığın bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan halkları temsil eden Eroğlu’ndan da beklendiğini söyledi.

“Nereye varılacağını kestiremiyoruz”

Kaya, “Anlaşmazlıkların liderler arasında kalmasındansa halkın bu konularda bilgi sahibi olması gerektiği inancını taşımaktayız.  Maalesef bu süreçte bugün dahi, liderlerin toplumlarına bu güveni sağlayamadıkları gözler önündedir. Basında yer alan farklı söylemlerden dolayı sürecin nereye doğru yön alacağı tam olarak kestirilememekte ve buda iki toplumun birbirlerine karşı güven kazanma ve yakınlaşma sürecine darbe vurmaktadır” dedi.

TDP Gençlik Örgütü Başkanı Kaya, temennilerinin, iki toplum liderinin görüşmelerini kapalı kapılar ardına saklanarak değil, iki toplumun gözleri önünde hangi noktalarda anlaşıp hangi noktalarda neden ve henüz anlaşamadıklarını net ve tarafsız bir şekilde açıklamaları olduğuna da vurgu yaptı.

“Milliyetçiler tepki koyuyor”

BKP Gençlik Örgütü Başkanı Kemal Gülercan ise BKP Gençlik Örgütü olarak çözüm süreci ile ilgili sürekli takipte olduklarını söyledi. Gülercan, gerek güneydeki gençlik örgütleri ile gerekse kuzeydeki örgütlerle sürekli fikir alışverişi yaptıklarını ve sorunları irdelediklerini kaydetti. Kemal Gülercan, “ne kadar memnun olduğumuz tartışmaya açık bir konudur. Sebebine gelecek olursak, uzun yıllardır süren müzakerelerde masaya ortak geleceğimiz için ve kalıcı çözüm için çok iyi fikirler ve sistemler konsada ne yazık ki hem Kıbrıslı Türk hem de Kıbrıslı Rum milliyetçileri tarafından kabul görmemiştir. Bunlara örnek olarak dönüşümlü başkanlık, çapraz ağırlıklı oylamayı gösterebiliriz” dedi.

“Bölünmüşlük hiç bir zaman kabul edilemez”

BKP Gençlik Örgütü Başkanı, her iki toplumun da kabullenmesi gereken çok konu bulunduğunu, eğer ki tarafta bir anlaşma olmazsa, adanın kuzeyindeki tanınmamışlığın devam edeceğini ve uygulanan politikalar sonucu Kıbrıslı Türklerin yok olacağını söyledi. Kaya, “Bu bölünmüşlük hiç bir zaman kabul edilemez. Son zamanlarda adada ortaya çıkan doğal kaynaklar büyük ülkelerin dikkatini buraya çekmiş ve AB’nin Rusya’ya olan enerji bağlılığını bir nebze hafifletmek için bu ülkeler oklarını Kıbrıs’taki çözüme ve akabinde doğal kaynaklara çevirmiş durumdadırlar. Bu mevcut koşullarda, evet çözüm sürecinden umutluyuz. Fakat esas sormamız gereken soru bu çözüm biz Kıbrıs halkına,(Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk, Ermeni, Maronit ) ne kadar faydası olacağı ve bizlerin çıkarlarını ne kadar gözeteceğidir. Görüşmeler bizce yeterince şeffaf değildir. BKP Gençlik olarak yaptığımız görüşmelerde görüyoruz ki adanın kuzeyinde farklı güneyinde farklı söylemler bulunmaktadır” dedi.

“Görüşler açık şekilde aktarılmıyor”

Görüşmelerin şeffaflığı ile ilgili olara ise “bu çelişki de bunun en bariz göstergesidir. Liderler ne yazık ki toplumlara yeterince açık bir şekilde görüşülenleri aktarmıyor” diyen Kemal Gülercan, insanların aklında “ne oldu da bunca yıldan sonra garantör ülkeler görüşmeler oldu?” “ne oldu da tüm büyük güçler masanın etrafında toplandı?”gibi sorular bulunduğuna dikkat çekti. Gülercan, “Bu soruların cevabını ne yazık ki aslında her iki toplum da özünde anlasa da gerçekten yapılan perde arkası görüşmelerde neler konuşulduğunu ve ada için biçilen çözümün ne olduğunu net olarak bilmiyoruz. Tabi’i ki BKP Gençlik olarak bu süreci yakından takip edip ada insanının çıkarlarını gözeten, sürdürülebilir, Tek ve Bölünmez egemenli olan, iki toplumlu, iki bölgeli Federal Birleşik bir Kıbrıs Cumhuriyeti için mücadeleye devam edeceğiz”  yorumunu yaptı.

“Kıbrıs’ta barış yaşamsal bir ihtiyaç”

Baraka Kültür Merkezi Aktivisti Münür Rahvancıoğlu ise, Baraka olarak son aylarda ısınan görüşme sürecini imkânlar elverdiği ölçüde takip ettiklerini belirtti. Rahvancıoğlu, “Hem yerli hem de uluslararası tarafların açıklamalarını inceliyor ayrıca yakın gördüğümüz Kıbrıslı Elen ve Kıbrıslı Türk örgütlerle de değerlendiriyoruz. Bizim için Kıbrıs’ta barış yaşamsal bir ihtiyaç. Kıbrıslı Türklerin ekonomik, sosyal, psikolojik, kültürel ve fiziksel varlığı birleşik, bağımsız ve halkları kardeş bir Kıbrıs’tan geçiyor. Bu öylesine önemli bir süreç ki; çözümsüzlüğün kaynağı olan yerli ve yabancı aktörlere emanet edilebilmesi mümkün değil” dedi.

“Halk dışarıda bırakılmamalı”

Münür Rahvancıoğlu, barışın teminatının her iki halkın emekçi kesimlerinin bu süreçte taraf olması olduğunu kaydetti ve “Yerli ve yabancı egemenlerin kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalıştığı bir süreç aynı zamanda yeni gerilimlere de gebedir” dedi. Çözüm sürecinden umutlu musunuz şeklindeki soruya ise Rahvancıoğlu, “halkın dışarı da bırakıldığı bu süreci olumlu görmüyoruz ve umudumuzu egemenlere değil halklara bağlıyoruz” şeklinde yorumladı.

“Dış güçler süreci etkiliyor”

Görüşmelerin tarihi boyunca hiçbir zaman şeffaf olmadığını belirten Münür Rahvancıoğlu, Doğu Akdeniz’in ortasında, ABD, İsrail, AB, TC ve Yunanistan için stratejik önemde, İngiliz Üsleri ile dağlanmış bir adada yaşandığını, dış güçlerin kendi çıkarları bakımından hassas meseleleri halkların bilgisine getirmek istememeleri nedeniyle, görüşmelerin ayrıntıları şeffaf bir şekilde paylaşılmadığını ve paylaşılmayacağını söyledi. Rahvancıoğlu, “oysa onların çıkarları olduğu gibi, bu adada yaşayan insanların da çıkarları söz konusu. Bu sebeple görüşme sürecine aktif bir şekilde müdahale etmek, sürecin halkların gözü önünde yaşanmasını sağlamak bir zorunluluk. Mümkün olduğunca bunu sağlamak için bütün aktörlere baskı yapmalıyız” dedi.