HP, Akıncıya mektup gönderdi!

Halkın Partisi (HP), Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya müzakere süreci konusundaki görüşlerini içeren mektup gönderdi.

HP’den yapılan açıklamaya göre mektupta, Halkın Partisi’nin, karşılıklı kabul edilebilir ve her iki toplumun da içine sindirebileceği bir çözümü ve sonuç alıcı olduğu sürece müzakere sürecini desteklediği vurgulanarak, Cumhurbaşkanı’na müzakerelerin ele alınışı konusunda bazı eleştiri ve önerilerde bulunuldu.

Kuruluşundan bu yana 8 aylık bir süre geçmiş olmasına rağmen parti yetkililerinin müzakere süreci konusunda herhangi bir şekilde bilgilendirilmediği kaydedilen açıklamada, “Buna rağmen Halkın Partisi görüş, eleştiri ve önerilerini Cumhurbaşkanı ve kamuoyu ile paylaşmayı halka karşı sorumluluğunun bir gereği olarak görmektedir” ifadelerine yer verildi.

“SADECE ÜÇLÜ GÖRÜŞME SONUÇ VERMEZ, GARANTÖRLERLE TOPLANTIYI ZORLAYIN”

Mektupta, müzakere sürecinde bir sonuca ulaşılabilmesi için, tüm ilgili tarafların bir araya gelmesi ve tüm konuların masaya yatırılıp gerçek anlamda al-ver aşamasına geçilmesi gereğine dikkat çeken HP, “Sadece Genel Sekreter başkanlığında yapılacak bir üçlü görüşmeye razı olunmaması, garantörlerin de dahil olacağı beşli toplantının yapılmasının zorlanması” çağrısı yaptı.

Mektupta, Rum tarafının bu türden bir toplantıya karşı çıkması durumunda nasıl bir yaklaşımla uluslararası toplumun bu konuda ikna edilebileceğine ilişkin öneriler de ortaya konulduğu kaydedilen açıklamada şöyle denildi:

“SON AŞAMAYA GEÇMEK İÇİN İLERLEME ŞARTINI KABUL ETMEYİN, FARKLI BİR YOL MÜMKÜN”

“Mektupta, bir süredir Sayın Akıncı da dahil son aşamaya geçilebilmesi ve garantörlerle bir araya gelinebilmesi için ilerleme olmasının bir şart olarak ortaya konulmaya başlandığına, oysa bu türden bir yaklaşımın müzakereleri sürüncemede bırakacak bir istismarı da beraberinde getirebileceğine dikkat çekildi. Mektupta ilerleme şartı yerine 11 Şubat belgesinde yer alan ve Kıbrıs Türk tarafının esasen kullanması gereken argüman da bir öneri olarak ortaya konuldu.

“PROSEDÜRDE İLERLEME SAĞLAMAK İÇİN, GARANTİLERDE ESNEME ALGISI YARATMAK TEHLİKELİDİR”

Mektupta ayrıca Garantilerde bir esneklik sağlanabileceği söylenerek müzakere prosedüründe bir sonraki aşamaya geçilmeye çalışıldığını ama bunun doğru bir yaklaşım olmadığının da altı çizildi. Bu konuyla ilgili mektupta şu ifadelere yer verildi: ‘Müzakerelerde prosedürde bir ilerleme elde edilebilmesi için altı başlıktan birinin ya da birkaçının esasına dair taviz verilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Bu konuya gerekli özenin gösterilmesi gerektiği inancındayız. Bir süredir Garantiler konusunu Türkiye ile görüşeceğinizi söylemeniz, sonrasında da Türkiye ziyaretiniz ertesinde bu konuda basına açıklamalarda bulunmanız garantörlerin de katılacağı toplantıyı gereksiz kılan bir durum yaratabilir. Üstelik bu yaklaşım, esasen doğru olmasa bile Kıbrıs Rum tarafında Garanti Sistemi’nden vazgeçebilecek olduğumuz yönünde bir algı yaratmış durumdadır. Eğer bunu garantörlerin de katılacağı toplantı yapılsın diye vurguluyorsanız Kıbrıs Rum tarafı yakında “zaten Türkiye ile siz istişare ediyorsunuz, bize Türkiye’nin pozisyonunu siz söyleyin kendi aramızda bunu da konuşalım” şeklinde bir tutum izlemeye başlayabilecektir.’

“ÇERÇEVE ANLAŞMASINA DEĞİL, KAPSAMLI ÇÖZÜME ODAKLANIN”

Son dönemde Kıbrıs Türk tarafından yapılan bazı açıklamalarda müzakerelerde bir çerçevenin ortaya çıkarılabileceğinin söylendiğini, bunun da “kapsamlı çözüm yerine genel bir çerçeve anlaşması mı gündemde” sorusunu akla getirdiğini belirten Halkın Partisi olası bir çerçeve anlaşmasının sakıncalarına dikkat çekerek kapsamlı çözüme odaklanılmasını istedi. Mektupta bu konuda “uyuşmazlığın taraflarının genelde temel bazı kavram ve ilkeleri, hatta BM parametrelerini bile farklı anladığı ya da anlamayı tercih ettiği bir uyuşmazlıkta, genel ve muğlak belgelerin Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olamayacağına inanıyoruz. Bu nedenle Kıbrıs Türk tarafının kapsamlı çözüm vurgusunu öne çıkarmasının gerekliliğine dikkat çekmek istiyoruz. Bu süreçte “bugüne değin elde edilenleri kayıt altına almak” gibi bir düşünceyle bir çerçeve anlaşması ortaya konulacak olursa Kıbrıs Türk tarafının buna temkinli yaklaşması gerektiğini düşünüyoruz” denildi.

“DOĞAL GAZ ‘ÇANTADA KEKLİK’ YAPILIRSA, ÇÖZÜM İHTİMALİ AZALIR”

Doğal gaz konusunun müzakereler bağlamındaki etkisine de değinilen mektupta uzunca bir süredir Kıbrıs Türk tarafının doğal gaz konusunu geri planda tuttuğu, Kıbrıs Rum tarafının bu konuda yoluna devam etmesine rağmen meselenin gerekli düzeyde diplomatik girişimle gündeme taşınmadığı eleştirisi yapıldı. Bu konuda mektupta şu ifadelere yer verildi: “Bugünden sonra Kıbrıs Rum tarafının “çözüm olmasa da doğal gazı zaten çıkarabiliyor ve satabiliyoruz, o zaman çözüm olmasa da olur” diyebileceği bir ortamın önlenmesi için çok daha fazla çaba sarf edilmesi gerekiyor. Başta ABD olmak üzere uluslararası aktörler ile olan temaslarınızda bu noktaya dikkat çekmeniz bize göre çok önemlidir. Bunu “biz de bu kaynaklardan yararlanmak istiyoruz” mantığına oturtmak yerine “çözüm olmadan bu konu Kıbrıs Rum tarafı için garantilenmiş bir hal alırsa çözümden uzaklaşacaklar” noktasına dayandırılmalıdır diye düşünüyoruz.”

“ÜZERİNİZDE ÖNEMLİ BİR SORUMLULUK VAR”

HP’den yapılan açıklamaya göre, mektup şu saptamayla sonuçlandırılıyor:
“Halkın Partisi, Kıbrıs Türk halkı gibi Kıbrıs müzakerelerinin artık bir sonuca ulaşmasını istemektedir. Tercihimiz başarılı bir sonuçtur ve karşılıklı kabul edilebilir kapsamlı bir çözümdür. Bu süreçte üzerinizde önemli bir sorumluluk olduğunu biliyoruz. Bazı siyasilerin sorumsuzca hareket ederek sizi açıklamalarıyla, tam da müzakerelerin önemli bir aşamaya geldiği bir dönemde, rahatsız etme gayreti içerisinde olduklarını da gözlemliyoruz. Bu türden gelişmelerin sürece dair konsantrasyonu bozmayacağını ümit ediyoruz. Kıbrıs Rum tarafı, içinde bulunduğu mevcut durum ve statükodan istifade ediyor olması nedeniyle müzakereleri devam ettirmek ve avantajlı siyasi konumunu daha da konsolide etmek eğilimi içerisinde olabilir. Aksi söz konusuysa, süreci iyi yönetmeniz bizleri kapsamlı çözüme taşıyacaktır ki bu bizim ilk tercihimizdir. Kıbrıs Rum liderliğinin niyeti konusunda sıkıntı varsa dahi, süreci iyi yönetmeniz bu sorunun neden çözülemiyor olduğunun doğru anlaşılmasını sağlayacaktır. Eleştiri ve önerilerimizi dikkate alacağınızı umuyor, çok da kolay olmadığını bildiğimiz çalışmalarınızda kolaylık ve başarılar diliyoruz.”