Hükümetin mahkemelere takılan yasal dayanaktan yoksun icraatları..

Derviş DOĞAN

Sen kalk yasal dayanaktan yoksun yasa gücünde kararnameler hazırla, bunların farkında olanlara ve yargıya taşıyanlara da mahkemeler üzerinden siyaset yapıyorlar de!

Olacak iş mi ?

Değil.

Ama Serdar Denktaş bu.

Zig zaglarla dolu bir siyasi yaşamın bu ülkede gösterebileceğimiz en iyi örneklerinden.

Malum şimdi de, 50 sandalyelik meclisin 5 sandalyesini tutuyor diye hükümet idare ediyor, ülkeyi yönetiyor.

Zannediyor ki sonsuz bir yetkiye sahip.

Kanun tanımıyor, yasa bilmiyor.

Çok belli ki Türkiye’de yaşananlardan feyz almış olacak ki, nasıl ki oralarda birileri yargı üzerinde vesayet kurup ayar vermeye kalkıyorsa, Sayın Denktaş’ta burada aynısını yapmaya çalışıyor.

Yani yargıya ayar vermeye yelteniyor.

Mahkemeden çıkan kararı sorguluyor.

Oysa ortada bir hukuksuzluk var.

Yargı buna göz mü yummalıydı?

Yargı ne için ne var?

Denetlemek için.

Bağımsız yargı devletin temelini oluşturan 3 ayaktan birisidir.

Ve yasadışlılığı önlemek görevidir.

Ama öyle anlaşılıyor ki yargının bu görevini yerine getirmesinden rahatsızlık duyanlar var ki konuyu saptırarak yargının siyasete alet olduğu imasını güçlendirme gayreti  içerisine girmiş Sayın Serdar Denktaş.

Ki bu son derece tehlikeli bir söylem ve endişe verici bir durum.

Zira devletin tepesinden siyaset bahanesi ile konuyu saptırıp hukuksal bir konuyu siyasete çekerek yargıyı bu şekilde zan altında bırakmaya çalışanın Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı sıfatını taşıması da büyük bir talihsizliktir.

Ve her ne hikmetse  bütün bunları da hükümetinin başarılı icraatlar yaptığı iddiasına dayandırıyor Sayın Denktaş!

Ve başarılarına gölge düşürülmeye çalışıldığını zannediyor.

Peki başarı nedir?

Kamu maaşlarının sıkıntısız ödenmesi mi?

Oysa bu devletin çalışanlarına karşı yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülüktür bu..

Peki başka?

Devletin borçlu olduğu sektörleri  ödeme yapabilmesi mi?

Bu da bir yükümlülüktür.

Borcunu ödemeyen devlet mi olurmuş?

Olmaz.

Sen makamına lüks makam otomobilleri alırken,tartışmalı hizmet alımları yaparken çok tabidir ki kamu çalışanı da hak edilişini alacak, devletin borç yaptığı sektörler de verdikleri ya da sattıkları hizmetin ve/ veyahut malın/ ürünün her neyse bedelini alacaklardır.

Bunun başarı diye addedilesi en basit tabiri ile işgüzarlıktır.

Halkı kandırmaktır.

Velev ki bütün bunları gözardı edelim ve hükümeti başarılı varsayalım.

Bu durum  yasa dışlılığı çağrıştıran icraatlara meşruluk kazandırır mı?

Emirnameleri, vatandaşlıkları, ihalesiz makam araçlarını,maksatlı hizmet alımlarını kamu vicdanında aklar mı?

Aklamaz.

O halde neyin savunmasıdır mahkemeler üzerinden siyaset yapılmaya çalışılıyor argümanı?

İş bilmezliğin, yasa tanımamazlığın,partizanlığın ve çıkar ilişkilerinin bir sonucudur bütün bunlar.

Üstüne bir de yargıya ayar vermeye yeltenmektir.

Bu mudur başarı diye yutturmaya çalışılan topluma?

Evet budur..

Tamı tamına budur!