Karikatür..

Ayşegül Garabli

Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi aslında.

Önce Genel sekreter çıkıp “Türkiyeli- Kıbrıslı” tartışmasını başlattı, ardından da parti olarak arşivden bir karikatür çıkarılıp gündem yaptılar.

Hani derler ya reklamın iyisi kötüsü yoktur diye, tam da öyle.

Yeniden doğuş Partisinden söz ediyorum.

Önce Bertan Zaroğlu, Türkiyeli- Kıbrıslı ayrımını ateşledi.

Ardından da aylar önce yayınlanmış bir karikatür bahane edilerek bir gurup sokağa döktürüldü.

Hayır elbette protestoya karşı değilim.

Protestolar demokrasinin gereğidir ve anayasal haktır.

Amma velakin protesto eylemini organize edenlerin başı, daha önceden anayasal protesto hakkını kullananlara “Havlayan mahluklar” ya da “hayvanlar” demişse ve şimdi de protestoyu kendinde bir hak olarak görüyorsa kusura bakmasın ama bu yaptığı karikatüre anladıkları anlamı yüklemekten başka bir şey değildir.

Gerçi karikatür asla bir Milliyeti belirtmiyor , adaya gelen turist profilini en güzel şekilde özetliyor ama velev ki kast edilen Türkiye’den gelenler olsun.

Çizilenler yalan mı?

Ülkeye giriş çıkışlardaki rahatlık, ülke içindeki başı boşluk ve KKTC hükümetinin inisiyatifsizliği, Türkiye’den buraya suç ithalinin sebebi değil mi?

Elbette ki bu Türkiye’den  KKTC’ye gelenlerin hepsi suç işliyor anlamına gelmez.

Ya da Türkiyelilerin hepsi şiddet yanlısı suçlu insanlardır anlamı taşımaz.

Ancak şunu da kabul edelim, 7 yaşındaki oğluna tecavüz edip öldüren Erol Diker’de, Tartıştığı karısını altı yerinden bıçaklayan Voyvoda da, Yurt odasından odadan çıkmadı diye oda arkadaşını boğazından kesen de, kuran kursuna giden çocukları taciz eden de, soygun yapan da, turist diye gelip kaçak işçi olarak milletin ekmeğini alan da, üniversiteye okuma amaçlı gelip her gün arıza çıkaran da ….v.s..v.s.. Türkiye’de de suç işleyen ve rahatlıkla KKTC’ye gelip suç işleyip dönen kişiler.

Aynı milliyeti paylaşmaktan utandığım bu tür kişiler elbette ki Türkiye’yi temsil etmiyorlar ve genelleme yapmak yanlış ama bu kişilerin Türkiye’den KKTC’ye turist olarak geldikleri ve buraya demir attıkları da bir gerçek.

Yeniden Doğuş Partisi de bu gerçeğin farkında olduğu için hiçbir isim kullanılmadığı halde tepki gösterdi.

Bunları dile getirmek ne Türkiye ne de Türkiye halkına düşmanlık değil.

Tam aksine sapla samanı bir birinden ayırmaktır.

Zira dediğim gibi bu tür insanlar yüzünden aslında gurur duyduğumuz ülkemizi söyleyemez olduk.

Bu suç makineleri ile aynı kefeye koyulmamak için ben ve bir çok Türkiye göçmeni “Türkiyeliyiz” diyemez olduk.

O yüzden bu bir ayırımdır ama ırk ya da milliyet ayrımı değil, karakter ayırımıdır, ahlak ve kişilik ayırımıdır.

Bu ayırım hem Türkiyelisinden, Kıbrıslısına KKTC’ de yaşayan herkesin huzuru için  hem de güzelim Türkiye’min adına süren lekenin silinmesi için gereklidir.

Gerçi artık Nijerya ve Filipin’den gelenler arasında da suç işleyip huzur bozan çok kişi var ama bunları bulup cezalandırmak polisin görevi.

Beni ilgilendiren adımıza sürülen leke ve bu durumun fırsat sayılıp siyasi rant için kullanılması.

Ve tabi ki en büyük rahatsızlığım da bu durumun vesile yapılıp AKP’nin  ön gördüğü devlet yönetim şeklinin ve yaşam tarzının adaya taşınma çabasıdır.

Yani bu sefer yaratılmaya çalışılın sadece oy kaygısı ile yapılan masum bir Türkiyeli-Kıbrıslı ayırım değil.

O yüzden de ne Türkiye’den buraya turist adı altında gelip halkın huzurunu kaçıran Türkiyeliler ne de bu durumu fırsata dönüştürmek isteyen siyasiler bir Türkiyeli KKTC vatandaşı olarak beni temsil etmiyorlar.

Kaldı ki  bu tür suç makinelerini ve bunu kullanan siyasileri, Türkiye’de yaşadığımda da onaylamıyordum ve tekrar orada yaşasam da onaylamayıp aynı tepkiyi göstereceğim.

Eğer bundan dolayı siyasi çıkarcılar beni “Türkiye düşmanı” ilan edeceklerse etsinler.

Nazım Hikmet’in dediği gibi ben de “düşmanlığa” ve “hainliğe” devam ediyorum hala

Ve etmeye de devam edeceğim…