Kim demiş anlaşacaklar diye !...

Taner ULUTAŞ

İsviçre'nin Crans-Montana kasabasında gerçekleşen Kıbrıs görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra şimdi de gözler, New York’a çevrildi. Bu defa tamam, yol kat edilecek diyenlerin yanısırayok be gardaşbu defada havanda su dövülecek diyenlerin sayıları da az değil.

Orta Doğu coğrafyasında değeri milyon dolarlarca ölçülemeyecek boyuttaki gaz ve petrol, yalnız ABD’nin değil diğer emperyalist güçlerin de iştahını kabartıyor. Özellikle ABD’nin silah tüccarlarının da bu işe soyunması ve Pentagon vasıtası ile Türkiye’yi köşeye sıkıştırma çabası sanırım işin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir.

Suriye’de 2.5 milyon varil olduğu tahmin edilen ancak daha sonra yapılan araştırmalarda bu rakamın 90 milyon varil olduğunun tespit edilmesi, işiIrak gibi Suriye’nin de 3 bölünmesine kadar götürecek.

ABD’nin Türkiye’yi, Suriye’den uzaklaştırmak istemesinin bir nedeni de sanırım bundan kaynaklanır. 3’e bölünecek olan Suriye’nin petrol rezervlerini ‘Kürtlere’ bırakmak istemesinin yanısıra, Süveyş Kanalının genişletilmesi sonrasında bölgedeki ticaret hacminin artması ve Kıbrıs’ın buna bağlı olarak stratejik öneminin artması ABD’nin burada etkin rol üstlenmesine neden oldu.

Peki petrol denizinin üzerinde oturan ve bölgeyi kontrol açısından son derece önemli bir konuma sahip olan Kıbrıs’ta, iki halk bir araya getirilir mi? Sanmam. Peki getirilir diyenlere sorayım. Getirilirse birleşen iki halk yarın tüm askerlerin yanı sıra İngiliz üsleri de dışarı, derse bunu ABD ve İngiliz kabul eder mi? Etmeyeceğine göre bir anlaşmaya onay vermeleri sanırım imkânsızdan öte bir durum arzeder.

Kıbrıs’ta ve münhasır bölgede hak iddia eden Türkiye’ye bir bakalım. Gidilecek köyün minareleri 15 Temmuz darbesinden önce görünmüştü. En önemli işaret bence DEAŞ’lı teröristlerin bomba ve silahlar ile Atatürk Hava Limanını kan gölüne çevirmeleri ile verildi ve akabinde düğmeye basıldı. 40 dakika masum insanlar üzerine kurşun yağdırdıktan sonra kendilerini de patlattılar. Ve sanırım ilk mesaj Türkiye’ye kan ile verilmiş oldu.

İspanya’daki İstanbul Restorandı önündeki saldırı, Batı Afrika ülkelerinden Burkina Faso'nun başkenti Ouagadougou'da, yine bir Türk işletmeciye ait İstanbul restorana yapılan saldırıda 20 kişinin ölmesi 8 kişinin yaralanması da sanırım Türkiye’ye verilmek istenen mesajlardan birkaçıdır. Ve özellikle İstanbul isimli restoranlara yapılan saldırı hiç tesadüf olamazdı

İstanbul-Beşiktaş saldırısı, Kayseri’deki pusu, bence ayni elden çıkan saldırılardı. Bu saldırıları kim ve neden yapıyordu sorusuna cevap çok bilinmeyenli bir denklem olmaktan çıktı

Reina saldırısı da her ne kadar Türkiye ile İpek yolu nedeniyle kol kola giren ve Reina’nın karşılığı Kraliçe olması nedeniyle İngiltere’ye verilmek istenen bir mesaj olmasına karşılık olsa bile burada, Türkiye’ye de bir mesaj verilmek istenmesi gün gibi aşikardı.

Tabi bu saldırıların en önemlisi 15 Temmuz darbesiydi. Söz dinlemeyen. Zengin petrol yataklarındaki zenginlikten az paya tamah etmeyen, Türkiye terör ve sonrasında da dolar ile yola getirilmek istendi.

Türkiye eksen değiştirip Rusya-Çin-İran-Katar birlikteliğinde yer alınca, Yunanistan, İsrail, Mısır, Suudi Arabistan, Kuveyt birlikteliğini arkasına alan ABD, Türkiye’ye karşı daha da sertleşti. Onu dolar ile terbiye etmeye çalıştı.

Şimdi Evkafın su meselesine gelirsek, ülkelerin savaş gemilerinin, Kıbrıs etrafında cirit attığı, Güney Kıbrıs’ın 7 ayrı ülkeye münhasır bölgede petrol arama lisans hakkı verdiği bir ortamda, Kıbrıs’ta çözümü bu güçler istemez sanırım.

Artı, Anastasiadis’in olmazsa olmazım dediği ve sıfır askerde ısrar ettiği, ayrıca Türkiye’nin olmasa olmazları arasında olan garantiler konusunda ‘OHİ’den bir santim bile geri adım atmadığı bir ortamda bu anlaşmanın nasıl olacağını birileri bana izah etsin.

İnşallah yanılırım ama bence sanki bu görüşmeler,CransMontana’nın akıbetine uğrayacak gibi bir görüntü yansıtıyor. Kısacası harç bitti yapıya paydos denilecek.