KTOEÖS: Çağdaşlık ve Laiklik İlkelerinde Taviz Vermeyeceğiz…

KTOEÖS: Çağdaşlık ve Laiklik İlkelerinde Taviz Vermeyeceğiz…

İşte KTOEÖS'ün Açıklaması;

Uygarlık, eğitimle birlikte var olmuştur ancak uygar olmayı reddeden toplumlarda, eğitimin insanla toplumu değiştirmesi ve geliştirmesi beklenemez. Nitelikli eğitim için iyi bir devlet yapısının tesis edilmesi gereklidir. Bir ülkede özgürlük, demokrasi ve insan haklarındaki gelişme, eğitimdeki gelişmesi ile paralel olmaktadır. Bilim ve teknolojide gelişen ülkelerin insan hakları, demokrasi ve özgürlükler konusunda ileri olmaları tesadüf değildir. Özgürlük anlayışını, insan hakları ve demokratik yapısını geliştiremeyen, yükseltemeyen bir toplumun, eğitim, ekonomi, siyaset ve kültürünü çağdaş bir seviyeye taşıması da mümkün değildir.

Kıbrıs Türkü tarihinin her kesitinde kendi kimliğine ve yurduna her koşulda sahip çıkmıştır. İngiliz Sömürge yönetimi altında tüm imkansızlıklara rağmen, Anadolu’da başlayan Kurtuluş Savaşına kayıtsız kalmamış, katkı ve desteğini esirgememiştir. Unutulmamalıdır ki günümüzde düşüncesinden, yazdıklarından ya da söylediklerinden dolayı ötekileştirilen, tehditlerle şekle sokulmak istenenler geçmişte en olumsuz dönemlerde dahi bu sınavı başarı ile vermiştir.

Bir süreden beri seyahat özgürlükleri engellenen,

sorgulanmak istenen bu ülkenin değerleri Bizleriz.

İradesine değer verilmeyip müdahalelere maruz kalanlar, yaşam biçimi

ve değerleri değiştirilmek istenen Bizleriz.

Bizler bu sınavı en zorlu dönemlerde başaranlarız.

 

Türkiye Cumhuriyetinin, Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde çağdaşlaşma yolunda attığı tüm adımlar, Kıbrıs Türk toplumu tarafından yakından takip edilmiş, Kılık - Kıyafet Kanunu, Medeni Kanun, Harf Devrimi gibi konularda yaşanan değişim hızlı bir biçimde benimsenmiştir. Çağdaş olma yolunda en önemli adımlardan olan Kılık - Kıyafet ve Medeni Kanun gibi kadın haklarını ilgilendiren devrimler, Kıbrıs Türkleri arasında çok hızlı kabul görmüştür. 1920’li yıllara kadar, sosyal yaşamın dışında olan Kıbrıs Türk kadınları, bu tarihten sonra toplumsal hayat ve basın yayın kuruluşları başta olmak üzere iş yaşamında etkin rol oynamaya başlamışlardır.

Ne yazık ki bir süreden beri temel ilkelerimize, değerlerimize, dine bakış açımıza aykırı bir simge olma yolunda ilerleyen başörtüsü okullarımıza sokulmak istenmektedir. Öğretmenin laik ve çağdaş görünümü değiştirilmek istenmektedir. 2011 yılında açtırılan İlahiyat Koleji ile laik çağdaş eğitim sistemimize büyük bir darbe vurulmuştur. Yüzlerce gencimizin laik, çağdaş ve özgür yetişmesine engel koyulmaktadır. Değiştirilen nüfus yapısıyla, “talep ediliyor’’ söylemleriyle açılan Kuran Kursları hedeflerimize engel koymaktadır. 50 yılda 82 camiye karşılık sadece 17 okul yapmak hedeflerimize engel koymaktır.

Kişiliği henüz gelişme evresinde olan öğrenci, etrafındakileri gözlem yapmaya, taklit etmeye ve model almaya açıktır. Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarımıza bilişsel, duyuşsal, sosyal ve psikomotor davranışlar, beğenilen ve saygı duyulan yetişkinlerin, model olmaları yolu ile kazandırılabilir. Öğretmenler, öğrencilerimiz için en önemli rol model adayıdır. Öğretmenlerimiz, öğrenmeye rehberlik ederken siyasi görüşünü, inancını ve düşüncesini hissettirmeden çağdaş ve modern görünümüyle üstlendiği görevi yerine getirme gereğinin bilincinde olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, müdahalelerle şekillendirilen toplumlar

kendi iradelerini kaybetmeye mahkumdur !

Toplumların geçmişten getirdiği dilleri, inançları, kuralları, gelenekleri, düşünce ve hayat tarzları vardır. Toplumlar canlı birer organizma gibi sürekli değişir, gelişirler ancak başladıkları noktaya geri dönmezler.

Kendi çizdiğimiz barış, demokrasi, laiklik ve özgürlük yolundaki hedeften çıkmamak için her tür müdahaleye ve dayatmaya karşı geçmişte gösterdiğimiz iradeyi bir kez daha ortaya koymalı, hep birlikte demokratik mücadelemizi sürdürmeliyiz.

Toplumumuzu laik, çağdaş değerlere sahip çıkmaya çağırıyoruz,

AKIL ve BİLİM rehberliğinde sürdürülebilir bir eğitim sistemi için

mücadelemizden yılmayacağımızı vurgularız !