Mağusa İnisiyaifi: “Çözüm sürecinin tıkanmasında tüm tarafların sorumluluğu vardır”

Mağusa İnisiyatifi, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen noktada sürecin tıkanmasında Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rum liderlikleri ile birlikte Birleşmiş Milletler’in de sorumluluğu olduğunu savundu.

Okan Dağlı Mağusa İnisiyatifi adına yaptığı yazılı açıklamada,liderleri bu aşamadan sonra suçlama oyunlarından uzak durarak, sorumlu davranmaya çağırdı.

Uzlaşıların noktaların kamuoyu ile paylaşılmasını talep eden Dağlı, Birleşmiş Milletler’i ise sürecin toplumsallaşabilmesi adına, resmi ya da gayri-resmi diyalog alanlarını çoğaltmasına yönelik girişimler yapmaya davet etti.

Dağlı, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen süreci değerlendirerek uluslararası hukuka uygun, adil ve yaşanabilir federal bir Kıbrıs’ın yaratılmasının ancak sürecin tabana yayılması ile mümkün olduğuna inanç belirtti. 

Dağlı değerlendirmesinde, BM himayesinde Kıbrıslı liderlerin gerçekleştirdiği kapsamlı çözüm müzakere sürecinde yaşanan çeşitli evrelerin ardından, bu yöntem ve anlayışlarla artık tüketilmiş olduğu görüşünü ortaya koydu.

Kıbrıslı Türk liderliğinin, garantiler başlığında, Kıbrıs Türk toplumunun hassasiyetini ifade ederken Kıbrıs Rum toplumunu tatmin edecek bir çözüm önerisi sunamadığını savunan Dağlı, sürecin başında, Kıbrıslı Türk liderliğinin garantiler konusunun bir tabu olmadığını ortaya koyduğunu anımsattı.

Aynı zamanda garantilerle ilgili olarak Kıbrıslı Rumların tehdit olarak algılamayacağı ancak Kıbrıslı Türklerin güvenlik içinde yaşayacağı bir formüle gerek olduğunun da belirtildiğine işaret eden Dağlı,  buna dair ilgili tüm tarafları ikna edecek bir formülün sunulamadığını ve süreç içinde resmi pozisyonu tekrarlar duruma düşüldüğünü ileri sürdü.

“KIBRISLI RUM TOPLUMUNUN GARANTİLERLE İLGİLİ TÜRKİYE’YE DÖNÜK GÜVENSİZLİĞİ AÇIK”

Kıbrıslı Rum toplumunun garantiler ile ilgili Türkiye’ye dönük bir güvensizliği olduğunun açık olduğu görüşünü ortaya koyan Dağlı, şöyle devam etti:

“Bu endişenin giderilmesi için Kıbrıslı Türk liderliği anlamlı bir politik irade sergilememiştir. Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde agresif bir tutum izlemeyeceğine yönelik Kıbrıslı Rum liderliğini ikna edecek adımların atılmasına yönelik inisiyatif alamamıştır. Tam tersine, süreç içinde Kıbrıslı Türklerin garantilerle ilgili güçlü bir talebi olduğunu ifade ederek açılım yapmaktan uzaklaşmıştır. Özellikle doğalgaz araştırmalarına dair çatışma riski ortaya koyulmuş ve Kıbrıslı Rumların Türkiye’ye dönük endişelerini gidermek yerine, bu endişeleri körükleyici bir tutum benimsenmiştir.”

“RUM LİDERLİĞİ DE MÜZAKERE SÜRECİNDE CİDDİ HATALAR YAPTI”

Kıbrıslı Rum liderliğinin de müzakere sürecinde ciddi hatalar yaptığına işaret eden Dağlı, özellikle Kıbrıs Türk toplumunun en önemli hassasiyetlerinden biri olan siyasi eşitliğin kabulü ile ilgili gerekli adımları atamadığını kaydetti.

Dağlı, “11 Şubat ortak açıklama belgesinde toplumların siyasi eşitliği kabul edilmiş olsa da bu süreç içinde somuta indirgenememiştir. Kıbrıslı Rum kamuoyu bu konuda ikna edilememiştir” dedi.

Dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konularının Kıbrıs Türk toplumu için siyasi eşitliği ifade eden esaslı unsurlar olduğunu vurgulayan Dağlı, bu konularda da gerekli açılımlar yapılmadığını ve uzlaşmazlığın devamının sağlandığını belirtti.

Dağlı şöyle devam etti:

“Kıbrıslı Rum liderliği siyasi eşitliğin sağlanmasının temelde Kıbrıslı Türklerin güvenlikle ilgili kaygılarına da cevap verecek olan bir emniyet unsuru olduğunu anlayamamıştır. Dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konusunda pozisyon tekrarına giren Kıbrıslı Rum liderliği süreçte gerginliğin artmasına neden olmuştur. Güç paylaşımında adil zeminin oluşmamış olması müzakerelerin sonuçsuz kalmasında önemli bir rol oynamıştır.”

“BM KRİTİK HATALAR YAPTI”

Birleşmiş Milletler’in de müzakere sürecinde kritik hatalar yaptığını ortaya koymak gerektiğini savunan Okan Dağlı, “Kıbrıs Sorunun kapsamlı çözümü için yapılan görüşmelerin zemini, 11 Şubat ortak açıklama metni, önceki ortak açıklamalar ve ilgili BM kararlarıdır. Liderlerin öncülüğünde sürdürülen görüşmelerin bu çerçevede ele alınması da uzlaşmazlığın çözülmesi için arabuluculuk yapan Birleşmiş Milletlerin ve onu temsil edenlerin temel görevidir. Anlaşılmış çerçevenin dışına çıkan öneriler geçerli değildir” dedi.

Müzakerelerin sonuçsuz kalmasıyla başlayan mekik diplomasi sürdürülürken Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis tarafından yapılan ve 11 Şubat belgesinin genel yorumuna uygunluğu şüpheli olan “şartlı” Cenevre önerisinin, meşru ve köprü kurulacak bir unsur olarak görülmüş olmasının vahim bir hata olduğunu ileri süren Dağlı şöyle devam etti:

“Liderlerin çözüm yaratmaktan uzak pozisyonlarının yanında, BM’nin genelde ve özelde Kıbrıs’a dönük hataları da çözüme hem çok yakın, hem de erişilemeyecek kadar uzak olmamızın en önemli nedenlerindendir.”

“GELİNEN NOKTANIN AŞILMASI İÇİN SİYASİ İRADE VE KARARLILIK GEREKLİ”

Mağusa İnisiyatifi olarak, sürecin tıkanmış olmasına rağmen, siyasi irade ve kararlılık gösterilmesi durumunda sorunların aşılmasının mümkün olduğuna inandıklarını belirten Okan Dağlı, “İki yıldır yürütülen müzakerelerde birçok uzlaşı noktası ortaya çıkmıştır. Uzlaşılan noktaların ortaya konularak kayıt altına alınması gereklidir. Ayrıca geriye kalan konuların pozisyon tekrarına sebep vermeden sonuçlandırılması mümkündür. Ancak gelinen noktanın aşılması için siyasi irade ve kararlılık gereklidir” dedi.

Kapsamlı bir çözümün gerçekleştirilmesi için BM, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk liderliklerinin hazır olup olmadığına yönelik ise derin şüpheleri olduğunu savunan Dağlı, bu yüzden BM’den ve toplumlarını temsil eden liderlerden irade beyanı ortaya koymalarını beklediklerini söyledi.

Dağlı, liderlerin süreci ileriye taşıyamamalarının, adanın bölünmüşlüğünün kalıcı olmasıyla beraber, Kıbrıs Türk toplumunun varlığının da yok olması sürecinin hızlanması anlamına geleceğini ileri sürerek, şöyle devam etti: 

“Mağusa İnisiyatifi olarak, sivil toplumun ya da Kıbrıslıların özgür iradesiyle bir araya geleceği, toplumlararası arası yakınlaşmayı destekleyecek tüm etkinlikleri destekleyeceğimizi vurgulamak isteriz. 
Mağusa İnisiyatifi olarak, uluslararası hukuka uygun, adil ve yaşanabilir federal bir Kıbrıs’ın yaratılması ancak sürecin tabana yayılması ile mümkün olduğuna inanmaktayız.

Toplumlararası gündelik ilişkilere olumsuz etkisinden ötürü liderleri bu aşamadan sonra suçlama oyunlarından uzak durmaya davet ediyor ve sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Uzlaşıların noktaların kamuoyu ile paylaşılmasını talep ederken, Birleşmiş Milletleri ise sürecin toplumsallaşabilmesi adına, resmi ya da gayri-resmi diyalog alanlarını çoğaltmasına yönelik girişimler yapmaya davet ederiz.”