MİDERA ELLADA  PATRIDAMU

Özcan ÖZCANHAN

  Yunanistanın içine düştüğü ekonomik çöküntü ve iflasa yuvarlanışı, Kıbrıs Rum halkını da  büyük endişelere gark etti.   Aklı selim sahibi Rum iş adamları, tüccarları, ithalatçıları vs. zamanında Rum fanatikleri uyarmıştı.   Midera Ellada Patrida mu (yani Anavatan -Yunanistan -Vatanım) diyerek, Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmek girişimleri, aşırı milliyetçilik, gözlerinizi kararttı, körleşmenize sebep oluyor.... demişlerdi. Aşırı uçlar,  süper  Elladacılar, papazlar, EOKA cılar, ENOSİSciler Rum düşünürlerini,  ses çıkartanlarını  baskı ve silah zoruyla sindirmişti. Ticaret erbabı, bankacıları, işadamları, zenginler, Ortodoks kilisesinin, eokacıların ve enosis ajanlarının kurbanı edilmekten korkttukları için , boyun eydiler.   Yıllar ,  OXI-hayır demeleri ile geçti. Her öneriye, siyasi, ekonomik çözüme, yakınlaşmaya OXI diyen süper Rum milliyetcileri ve çıkarcıları, servetlerini, paralarını garantiye almak üzere yabancı bankalarla temas kurunca yine tehdit edildiler. Bu kez olan biten kazandıklarını, birikimlerini Midera Ellada bankalarına yatırdılar. Yunanistan iflasın eşiğine gelince, onlar da , Yunanistan ile birlikte  batacaklarını anladılar. Harekete geçtiler... Ve son zamanlarda, müzakere masasında , Anastasiades olumlu hava estirerek çözümden, uzlaşmadan dem vuruyor, ama, şartlar koymaktan da vazgeçmiyor.. Acaba, Sayın Aıkıncı, Rum-Yunan ikilisinin sinsi işbirliğinden , AB nin tutumundan, BM yetkililerinin davranışlarından  hiç mi şüphelenmiyor. Eski Dışişleri Bakanlarımızdan, UHH Başkanı Taner Etkin de, geçenlerde , bir tv yayınında vurgulamış ve endişelerini dile getirmişti.   Rumlar, yıllar süresince ,meşhur OXI-hayır duruşu ile hiçbir şey kabul etmeyerek, bizlere çok şeyler kazandırırken , kendileri de çok zararlara uğramıştır. Bilenler bilir, tarih kitaplarında, İngilizin gizli kayıtlarında, yaptıkları en büyük hataya yer verilmiştir. 1931 de Vali konağını yakmışlardı. 1950li yıllarda , yine  ENOSİS homurtuları başlayınca,  Radcliff, Selwyn Loyd, hatta McMillan, “on yıl sabrediniz, sizlere full ındependence- Tam bağımsızlık-MUHTARİYET verelim” teklifi yaptı. Yine, şaşkınlar, OXI dedi ve derhal  bağımsızlık istedi ki ,bir plebisitle, bir gecede Yunanistana adayı ilhak etmeyi başarsınlar. Kıbrıs Türkleri ve Türkiye uykuda idi. Bazı liderlerimiz uyandı, hileyi sezdi, Türkiyeye haber saldı... Gidenler hayal kırıklığı ile geri döndü. “Gidiniz , oturunuz yerinizde, bizi İngilizlerle, kimse ile belaya sokmayınız” cevabı almışlardı.   Her ne ise. Uzun uzun yazacak olsam sayfalar ister....   Fakat, Ortodoks Kilisesi, başpiskopos Makarios ve diğer beş piskopos, İngilize karşı gizli hareket başlatınca, Makarios ve yardımcıları Şeyşels adasına sürülmüşlerdi... Türkler uyandı dedik ya. Silahlanmaya ve İngilizin oluşturduğu Auxiliary Police ve Mobile Reserve (özel Komando birliğine katıldı, İngilizin yanında yer aldı) katılınca , Rum tedhişciler yalnız İngilizleri değil Türkleri de vurmaya, katletmeye başladı.. Sonuç ortada. Rumlar yine istediklerini elde edemeden 1960 da ortaklık Cumhuriyetini ve Bağımsız, Egemen Kıbrıs Cumhuriyetini kabul etti. Ancak , yine samimi değildiler. Ve , tarihi anlaşmayı, Kıbrıs Cumhuriyetini, “ENOSİSe bir sıçrama Tahtası”  olarak gördüler.  Bizzat Makariosun demeçlerinde açıkca  bu da vardır... 1963 de Kıbrıs Cumhuriyetini silah zoruyla gasbettiler. Yine durmadılar.. 1974 de  tarihin en korkunç ve yıkıcı hatalarını yaptılar. Yunan Cuntası ve Kıbrıstaki işbirlikcileri, kanlı bir darbe ile  Elliniki Kipriyaki Demokratiyayı ilan ederek, akabinde de Kıbrısı yunanistana ilhak ederek asırlık emellerine ulaşacaklarını zannettiler. Çok kan döküldü. Masum insanlarımız da toplu mezarlara gömüldü...Her uzlaşmaya ve ateşkese OXI dediler. Sonunda  korkunç bir hezimete uğradılar. Her şeye rağmen ENOSİS rüyalarını sürdürdüler...   Şimdi, anavatan dedikleri Yunanistan batarken onları da beraberinde ,denizin dibine çekiyor. Kurtulmak için, geçici olsa bile, Kıbrısta acele bir anlaşmadan yana oldukları izlenimini veriyorlar. Bence inandırıcı değil ve olamaz. Durumları düzeldiği anda, ne zaman olursa olsun, Megali İdea peşinde koşacaklar.   O nedenle, özlü, hızlandırılmış, kapsamlı, anlamlı müzakereler  yapıldığı iddia edilen müzakere masasında, Tilki gibi uyanık olmak, Rum-Yunan ikilisine, ne AB ye ne BM ye, ne İngilize, ne Amerikana...güvenmemek lazımdır. Bunları yazmakla, çözüm-uzlaşma-anlaşma karşıtı olduğum kanaatına varılmasın. Elbette Türkiye de, Kıbrıs Türkleri de , adil, işlerlikli, kalıcı bir barıştan ve anlaşmadan yanadır. Fakat, barış-anlaşma-uzlaşma olsun da, nasıl olursa olsun, düşüncesine itibar edilmemelidir. Tutarlı, iyi niyetli, azimli, akılcıl politika ve tutum, duruş sergilenmelidir.   Rum-Yunan ikilisinde iyi niyet, samimiyet, anlaşma hevesi, inancı var mıdır, Yok mudur?  O ,değerlendirilmelidir. Eide, BM ve müzakereciler  umut ve olumlu hava estirmesini sürdürsün. Uyanık olmak, kimseye güvenmemek zorundayız. Güveneceksek, Türkiyeden başkasına güvenmek lüksümüz olmadığını da bilelim.