Soysan: "Özelleştirmeye ihtiyacımız yok"

TEL-SEN Başkanı Soysan, mevcut hükümetin öncekiler gibi özelleştirmeler konusunda yanlış tutum içinde olmasnın bedelini sonunda halkın ödeyeceğini belirt

Özlem ÇİMENDAL

UBP,DP Koalisyon hükümetinin özelleştirmelerle ilgili tavrını Yeni Bakış'a değerlendiren Tel-Sen Başkanı Tamay Soysan, geçen hafta Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’la görüşme yaptıklarını anlatan, “Sayın Serdar Denktaş ile yaptığımız görüşmede özelleştirmelerin neler getireceğini ve topluma olan zararlarını  ilettik. Alternatiflerimizi ve asıl yapılması gerekenin ne olduğunu da aktardık” dedi.

“Türkiye’yle yaratılan mali bağımlılığın sorumlusu toplum değildir”

Asıl önemli konunun hükümetlerin yıllarca izledikleri uygulamalar ve mali politikalara bakıldığında, ortaya çıkan tablonun Türkiye’ye mali yardım bağımlılığı olduğu noktasında tartışılması gerektiğine değinen Soysan, “Türkiye’ye yaratılan bağımlılığın sorumlusu, bu ülkenin işçisi, emekçisi, çalışanı veya kamu görevlileri değildir. Kıbrıs Türk toplumunun siyasi ve ekonomik tercihi bağımlılığın ortadan kaldırılması ve sona erdirilmesidir. Bunun sorumlusu siyasilerdir" şeklinde konuştu.

Devletin içinde olduğu bir yapı…

İki toplumun görüşmelerinin devam ettiği süreçte, toplumun ihtiyacının kamu kurum ve kuruluşlarına, halkın ve devletin, tüm örgütlerin de sahip çıkması gerektiğini anlatan Soysan, sosyal devlet olgusunun öne çıkarılarak, hizmet sektörü içerisinde devletin de yer almasının sağlanması gerekliliğini savundu.

“Kıbrıs Türk halkının özelleştirmelere ihtiyacı yoktur”

"Hükümet edenler sosyal devlet olduklarını ve siyaseti de Anayasaya bağlı olarak yaptıklarını iddia ediyorlarsa, özelleştirmeye sıcak bakmamaları gerekir" diyen  Soysan, “Kıbrıs Türk halkının özelleştirmelere ihtiyacı yoktur. Toplumun barışa, demokrasi, hukukun üstünlüğüne, insan hakları ve uluslararası çalışma yasaları içerisindeki ILO sözleşmelerine uyumlu olmaya ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

“Stratejik hizmetlerin devlet elinden kaymasıyla, siyasetçilerin burunlarına halka takılacak”

Soysan, stratejik olan hizmet sektörlerinin devletin elinden kaymasının; sermayenin, bazı sektörlerde olduğu gibi hatta iletişimde de geçmişte yapılan hatalardan da açıkça görülebildiği gibi siyasetçilerin burunlarına halkayı tam anlamıyla takmak olduğunu savundu.

“Özelleştirme piyasa güçlerini hakim yaparken, devlet etkinliği azaltır”

Özelleştirmelerinin, ekonomide “piyasa güçlerinin” hakimiyetini sağlayacağını ve devletin ekonomideki etkinliğini azaltacak politikalar olduğunu savunan Soysan, “Bunlar sadece bizler tarafından bilinen ve ortaya konulan söylemler değil. Bunlar doğrulardır, gerçeklerdir ve halkımızın, örgütlerin basınımızın ve siyasilerin de bunu bilmesi gerekir” dedi.

“Yapılan özelleştirmeler vatan hainliğidir”

Özelleştirmelerin hem suni bir ihtiyaç hem de korkutucu bir olgu olarak toplumun karşısında durduğunu savunan Soysan, “Bunlar bilindiği halde özelleştirme yapmak, bu millete, ülkeye, vatana ülkenin insanına ihanettir. Biz buna böyle bakıyoruz. Biraz daha ileriye gidecek olursak da vatan hainliğiyle eş anlamlıdır” şeklinde konuştu.

“Özelleştirmeler hayata geçirilirse, halk cezalandıracaktır”

Ülkenin daha ileriye gitmesinin ve sosyal devlet anlayışının yerleşmesi için özelleştirmelerin iyi araştırılıp, tartışılması ve geri adım atılması gerekliliği üzerinde duran Soysan, “Eğer bu hükümet Ekonomik İşbirliği Protokolü içerisinde yer alan, bu maddeleri bilhassa özelleştirmelerle ilgili olan maddeleri bir şekilde hayata geçirmeye çalışırsa, mutlaka ve mutlaka halk tarafından cezalandırılacaklardır. Bunu da yaşayıp, görecektirler” ifadelerini kullandı.

Geçmiş hükümet de yeni hükümet de özelleştirmeden yana

Özelleştirme tartışmalarına girmek istemediğini ifade eden Soysan, bundan sonraki gelişmeleri önümüzdeki sürecin göstereceğini söyledi. Soysan, “Geçmiş hükümet döneminin söylemleriyle şimdiki hükümetin söylemleri özelleştirmeler konusunda örtüşüyor. Geçmiş hükümetin Başbakanının açıklamaları elektriğin özelleştirilmesine karşı oldukları ancak Telekomünikasyon Dairesinin mevcut yapısıyla sürdürülebilir olmadığı ve bir ortak bulması yönündeydi. Aslında şimdiki söylemler de benzer” diye konuştu.

“GSM hizmetleri 30 bin Euro’ya devredildi”

Geçmişte yap-işlet-devret modelinin biri de  kamusal hizmet sektörü olarak verilen ve hizmet sektörü içerisinde devletin de yer alması gerekirken bunların biri olan GSM hizmetlerinin 30 bin Euro’ya sermayeye devredildiğini söyleyen Soysan, “Devretmeyi bir yana bırakalım, daha 2009 yılı dolmadan da GSM’lere devredilen, bu hizmetlerle birlikte halkımız da sosyal devlet-vatandaş ilişkisinden çıkarılarak, vatandaş-sermaye ilişkisi içerisine sokulmuştur” dedi.

Özelleştirme halkı sermayenin kucağına atmadır

Özelleştirmeler  ve halkı sermayenin kucağına atma konusunda ısrarlı olunarak, sosyal devletin inkarında ısrar edilmesinin toplum tarafından cezalandırılacağını söyleyen Soysan, “Devletin kamu kuruluşlarıyla kamu kaynakları kar amacı gütmeden toplum yararına işletiliyor olması gerekir. Sosyal devlet bunu gerektirir. Refahı adil şekilde sağlamak için bu gereklidir” dedi.

Kamu-özel ortaklıklarının örnekleri ortada

Ercan ve AKSA örneğinin ortada olduğuna işaret eden Soysan, “Ercan’da birtakım hizmetlerin şirketlere dönüştürülerek hizmetlerin kamu özel ortaklığına dönüştürülmesini de gördük. Bu özelleştirmeler hep kamu özel ortaklığıdır. Alın size kamu-özel ortaklığı. Hala CAS’ın can çekişiyor olması bir gün kapalı bir gün açık olması aynı şekilde. Kıbrıs Türk Petrolleri yine kamu-özele örnektir. Hisseleri sermayeye devretmiştir ve baktığınızda dünyada petrol fiyatları düşerken KKTC’de bir ay çerisinde iki defa mazota zam yapılmıştır” dedi.

“Sermayeyle-siyaset arasında çıkar ilişkisi var”

Özelleştirmelerin örnekleriyle yaşanan olumsuz sonuçlarına rağmen hala ısrar edilmesinin açıklamasının, sermayeyle-siyaset arasındaki çıkar ilişkisi olduğunu söyleyen Soysan, “Bu çıkar ilişkiler bu ülkedeki yetkili organlar tarafından sorgulanmalı” ifadelerini kullandı. 

kaynak: yenibakışgazetesi