Şule Çet davasında Adli Tıp şüphesi büyüyor

Türkiye'de gündem olan Çet davasına giren 39 sayfalık uzman mütalaası, “Bilmiyorum” şeklinde rapor veren İstanbul Adli Tıp’a ders verirken, adeta “Her şey ortada, neyi bilemiyorsun?” diye sordu.

Şule Çet’in öldürülmesiyle ilgili dava dosyasında yer alan İstanbul Adli Tıp raporuna tepkiler sürüyor. Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım duruşmada, Mersin Üniversitesi’nden iki adli tıp profesörüne hazırlatılan raporda, Çet’in vücudunda tespit edilen anal ekimozların cinsel saldırıya işaret ettiğini söyledi. Söz konusu raporda, tecavüz ve cinayetin meydana geldiği ofisin her yerinde; kurumuş kan ya da sperm izlerinin olduğuna dikkat çekildi.

Lekelere ışıklı inceleme yapılmadığı, ayrıca çöplere kimyasal ve biyolojik tetkiklerin yapılmadığı, delillerin kaybedildiği, ısırık bulgusunun görülmediği ve Adli Tıp literatürünün dikkate alınmadığı ortaya kondu.

Aile avukatı Umur Yıldırım’ın çabasıyla Mersin Üniversitesi Rektörlüğü, Tıp Fakültesi Dekanlığı, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan uzman mütalaası; skandalların boyutunu gözler önüne sererken, “art niyet şüphesini” de ortaya çıkardı. 39 sayfalık mütalaa; İstanbul Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ve “Çet’in ölüm nedenini ortaya koyamadım” diyen rapora, adeta “Bunda bulamayacak ne var?” karşılığını verdi.

Uzman mütalaası şöyle:

“CİNSEL BİRLEŞME OLDU, KALÇADA DİŞ İZLERİ VAR” 

Raporda; “Anal ve vajinal muayene ve laboratuvar bulguları birlikte değerlendirildiğinde; anal ve vajinal yoldan cinsel penetrasyon gerçekleşmiştir” denildi. Kurum İstanbul’un “gözden kaçırdığı” çok önemli bir bulguyu da şöyle ortaya koydu: “Anal bölgede, 4×3 cm ebadında, birbirine paralel içbükey arklar şeklinde ısırık izi ile uyumlu olabilecek şekilli ekimozlar tespit edildi.”

4 Şubat’ta hazırlanan ve “Olay yeri inceleme değerlendirildiğinde; görüntüleri ve tutanakları ile laboratuvar tetkik sonuçlarıdır” diyen rapor; İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun yapmadıklarına şu maddelerle yer verdi:  

1- Olay yerinde sperm, kan vb. biyolojik leke tespiti için değişik dalga boylarında ışık kaynağı ile ışıklı inceleme yapılmamış olduğu,

2- Çöplerin içerisinde yer alan atıklar üzerinde biyolojik ve kimyasal inceleme yapılmamış olduğu,

3- Olay yerinde masalar, sehpalar, lavabolar ve zemindeki halılar üzerinde birçok taze ve kurumuş leke mevcut olup, bunlar üzerinde biyolojik ve kimyasal inceleme yapılmamış olduğu,

4- Ölü muayene videosunda ve fotoğraflarında Şule Çet’in iç çamaşırı ve içerisindeki ped ya da peçetenin adli otopsi tutanağında mevcut olmadığı ve üzerinde sperm, kan, tükürük vb. incelemeler yapılmamış olduğu tespit edilmiş olup olay üzerinden geçen süreye rağmen hali hazırda söz konusu delillerin tespit edilebileceği adli tıbbi olarak bilinmekle, yukarıda sayılan incelemelerin yaptırılmasının önemli ek deliller elde edilebilmesine katkı koyabileceği kanaatini bildirir bilimsel uzman mütalaasıdır.”

 “EKSİK YA DA HATALI ÖRNEK ALINMIŞ OLABİLİR”

Adli Tıp açısından, “cinsel saldırı olgularında kadından alınan tıbbi örneklerde”, Prostat Spesifik Antijen (PSA), tükürük amilazı tespit edildi” denilen raporda sperm tespit edilememesinin” olası nedenleri ise şöyle sayıldı:

“Ejakülasyonun (boşalma) gerçekleşmemesi, kondom kullanma, saldırganın sperm üretmemesi ile saldırı sonrası defekasyon ya da temizlenme ihtimali.” Olayın üzerinden uzun süre geçmiş olabileceği ve anal, vajinal sürüntü örneklerinin hatalı ya da eksik alınmış olabileceği de olasılıklar arasında gösterildi. “Cinsel saldırı olgularının sadece yaklaşık üçte birinde sperm tespit edilebilmekte” denilerek, sperm tespit edilmemesinin cinsel saldırının gerçekleşmediği anlamına gelmediği ifade edildi.

BirGün’ün ulaştığı raporda, tecavüz ve cinayetin meydana geldiği ofisin her yerinde; kurumuş kan ya da sperm izlerinin olduğu belirtildi

DAVA ERTELENDİ

Şule Çet’in öldürülmesiyle ilgili davanın ilk duruşması önceki gün  Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na müzekkere yazılarak ayrıntılı rapor istenmesine karar verdi. Ayrıca sanık Berk Akand ve tanık Pınar Turgut’un cep telefonlarının imajlarının alınarak konuşma ve mesajlaşma içeriği ile saatlerinin belirlenmesi için bilirkişiye gönderilmesi kararlaştırıldı. Mahkeme, Çağatay Aksu ve Berk Arand’ın tutukluluk haline karar vererek, davayı 15 Mayıs’a erteledi.