Tiyatrocu bir aileden ama gizlice hazırlanmış konservatuvara…

Cesur adımlarla, kendi isteğiyle çıktığı tiyatro yolculuğunda, 22 yıla 35 oyun sığdırmakla kalmadı, şiirle başladığı televizyon macerasında, BRT’de çocuk programlarının yüzü oldu adeta.

Cesur adımlarla, kendi isteğiyle çıktığı tiyatro yolculuğunda, 22 yıla 35 oyun sığdırmakla kalmadı, şiirle başladığı televizyon macerasında, BRT’de çocuk programlarının yüzü oldu adeta.
Çocuksu ruhuyla, çocuklara sevgisi ve ilgisiyle, onların da ilgisini çekmek, doğru yaklaşıp doğru şeyler verebilmek kaygısıyla, bir yandan eğitimler aldı bir yandan eğitmeye çalıştı. Çalışmalarının ana ekseninde çocuklar oldu hep. Neden çocuk diye soranlara da cevabı hazır; “çünkü ben hep çocuk kalmaya karar verdim”.
Lefkoşa Belediye Tiyatrosu oyuncusu, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nda (BRTK) çocuk programı sunucusu ve tiyatro eğitmeni Asu Demircioğlu… 22 yıllık meslek hayatı ve araya sıkıştırdığı eğitim çalışmalarıyla farklı deneyimlerini TAK’a anlattı.
“İLK SAHNE”
Kıbrıs Türkü’nün ilk tiyatrosu “İlk Sahne”de tanışıp evlenmiş annesiyle babası. Amca Biler Demircioğlu, sonradan Devlet Tiyatrosu adını alan “İlk Sahne”nin kurucularından. Ailede tiyatrocular olunca aile sohbetlerinin başlıca konusunun tiyatro olması da kaçınılmaz. Üner Ulutuğ, Kemal Tunç, Yücel Köseoğlu, çocukluğundan aşina olduğu isimler. Anılarını dinleyerek, fotoğraflarını görerek, evin kitaplığında duran, üzerinde “İlk Sahne” yazılı oyun metinlerini okuyarak geçmiş çocukluk, gençlik yılları.
“Amcam, babamla sohbetler, Yücel Abi, Kemal Abi’nin sohbetleri, fotoğraflarına bakıp sordukça açılan sohbetler, o anlatılan büyülü dünya, bende etkili oldu. Beni tiyatroya yönlendiren ilk adımlar bunlar diye düşünüyorum. Deniz Abla’nın (tiyatrocu Deniz Çakır) çok etkisi oldu. Osman Abi’nin (tiyatrocu Osman Alkaş) de üzerimde çok emeği var” diyor.
GİZLİCE GİDİLEN KURSLAR… 
Lise yıllarında okul tiyatrosunda tanışmış tiyatro sahnesiyle. Son sınıfken, Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu ve Belediye Tiyatrosu’nun, konservatuvara öğrenci hazırlamak amacıyla açtığı bir kurs ilanını görmüş; annesinden gizli, dershaneyi asarak gitmiş, hatta soyadını da gizlemiş, annesine veya amcasına söylerler diye.
Kursta başarılı olanlar, yetenekli bulunanlar seçilip Ankara’da konservatuvara hazırlanacak. Asu seçilmiş, hazırlanıyor ancak ailenin haberi yok. Aile, özellikle annesi tiyatro işine çok karşı, “zorluklarını bildikleri için belki” diyor. Bir şekilde anne ikna ediliyor ve konservatuvara gidiyor. 
“Kimsenin yönlendirmesi olmadan, kendi isteğimle başladım. O dönem için çok cesaretli olduğumu düşünüyorum. Okuluma derslerime meraklıydım. Hiç okul asmışlığım falan yok ama ilk defa tiyatro işinde dershaneden kaçma cesaretini gösterdim” diye anlatıyor biraz şaşkın, utangaç ama pişman değil.
İLK OYUNU “MAYMUN DAVASI”… 22 YILDA 35 OYUN
Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olduktan sonra 1997’de Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda işe başlıyor. Rol aldığı ilk oyun “Maymun Davası”… Yaşar Ersoy’un yönettiği oyunda Yücel Köseoğlu, Osman Alkaş, Mehmet Ertuğ da rol almış. 
“Yücel Abi çok duygulanmıştı. ‘Babanla annenle aynı sahneyi paylaşırdım. Şimdi Hakan’ın kızıyla aynı sahnedeyim ne güzel’ derdi” diye anlatıyor. 
Ve 22 yılda 35’ı bulmuş oynadığı oyun sayısı. Çocuk oyunları da önemli yer tutmuş tiyatro yaşamında. 
”BELEDİYE TİYATROSU KADAR DA BRT GEÇMİŞİM VAR”
Bir yandan da televizyonda çocuk programları sunuculuğu devam etmiş. ”Belediye Tiyatrosu kadar da BRT geçmişim var” diyor.
Televizyonla ilk buluşması 1998’de… BRT’de bir sanat programında şiir okuyarak başlamış. Kanal T yeni kurulduğu yıllarda, seslendirmeler yanında dönemin beğeniyle izlenen “Torba” programında da görev almış. 
Ardından BRT’ye dönerek bu kez çocuk programı sunuculuğuyla tanışmış. Gerek sahne deneyimi gerekse çocuklarla iletişimi sayesinde iyi performansıyla dikkat çekmiş.
“20 yıl kolay olmadı. Eğer çocukları sevmeseydim, onlarla bu kadar iç içe olmasaydım ve – BRT’de birlikte çalıştığım yapımcı ve yönetmenler de gerçekten çok değerli, güzel insanlar- onlarla o uyumu sağlayamasaydım; gerek Eran Abi (Yalgın), gerek Tülay ( Mercan) ve ilk yıllarda Nilgün Abla’yla (Olgaçer) olsun o uyumu yakalayamasaydık sanırım bu kadar uzun sürmezdi” diyor ve çocuk programı deneyimini şöyle anlatıyor Asu Demircioğlu:
“Çocuk programları çok kolaymış gibi görünür ama arkasında büyük bir emek var. Dönüp baktığımda bu kadar yılda ne yaptık diye; stüdyoda canlı yayın yaptık, çocuklar telefonla stüdyoya bağlandı, onlarla sohbet ettik. Yarışmalar yaptık, bunlar çok emek gerektiren şeyler.
Canlı yayınlara bugün hayret ediyorum çünkü bazı imkansızlıklara rağmen, yıllar önce risk alarak cesaretle yapmışız. Çocuklarla berabersiniz ve her an ne olacağı belirsiz, ne söylenecek, ne gelecek hiç belli değil. Çok da keyifli eğlenceli sürprizli geçiyordu. Bu 20 yılda hep çocuklarla iç içe olmaya devam ettik.”
ÇOCUKLARLA TİYATRO ÇALIŞMALARI… “ÖĞRENMENİN YAŞI YOK”
Çocuk programı sürerken bir yandan da çocuklarla tiyatro çalışmalarına katılmış.
“Gençlik Merkezi’nde Deniz Abla çocuklara drama çalıştırıyordu ve bir süre ona yardım ettim, birlikte çalıştık. Çocukları çok seviyordum ve ben de zamanla ne yapabilirim, kendimi nasıl geliştirebilirim diye düşünmeye başlamıştım. Deniz Çakır’la bir süre de KAYAD’da birlikte çalıştık” diye anlatıyor.
“Öğrenmenin yaşı yok” sözünü kendine şiar edinenlerden Asu Demircioğlu. Eğitimden hiç kopmamış. Şöyle anlatıyor:
“Bunları yaparken, özellikle çocuklarla birlikte çalışırken nasıl konuşmak, nasıl yaklaşmak gerekir bu çok önemli. Çocuk farklı. Büyük ‘konuşmam’ der biter, çocuk ‘konuşmam’ der ama konuşmak ister aslında. Yanlış bir yönlendirme yapmamak için kendimi çocuklarla ilgili geliştirme arayışına girdim. Psikolojik kitaplar okumaya başladım, yaptıkları resimlere bakmaya başladım sonra ‘niye pedagoji eğitimi almıyorum’ diye düşündüm. Pedagojiye yazıldım eğitimini aldım. Pedagoji eğitimi bitti ben hala çocuklarla yoğruluyorum, bu arada da yaşıyorum, onlara yol göstermem lazım, yani seviyelerine inmem lazım. Bu konular ilgimi çektikçe hadi bari Rehberlik Psikolojik Danışmanlık eğitimi de alayım, belki kendimi çocuklarla gençlerle daha çok geliştirme fırsatım olur derken kendimi bu bölümde master yaparken buldum. O bitti şimdi de doktoraya devam ediyorum.”
Bu arada, 6 yıl “Psikodrama” eğitimi de almış. KKTC’de ilk kez açılan, Abdülkadir Özbek Psikodrama Enstitüsü ve Kuzey Kıbrıs Psikoterapi Enstitüsü’nün düzenlediği eğitimleri tamamlamış. “Pozitif Terapi Temel Eğitimi” de aldığı eğitimlerden bir diğeri…
Çocuklarla tiyatro çalışmalarına, hamilelik, doğum ve bazı sorunların araya girmesiyle bir süre ara vermek durumunda kalan Asu Demircioğlu, birkaç ay önce yine başlamış.
Lefkoşa Belediye Tiyatrosu bünyesinde devam eden tiyatro çalışmalarına ilgi büyük. Artan talep üzerine, gereğini daha iyi verebilmek adına grupları kendi içlerinde de yaş gruplarına göre bölmüşler. Kendisinin 6-7 yaş grubu çalıştırdığını anlatan Demircioğlu, amaçlarını; önce çocukların kendilerini geliştirmeleri, kendilerini ifade edebilmeleri, bilgi edinmeleri, yaratıcılıklarının ortaya çıkarılması ve sorunlarla baş edebilmeyi öğrenmeleri olarak sıralıyor.
Tiyatro çalışmalarına gelen bu yaş grubundaki çocukların belki ilerde bunu meslek olarak seçeceği ama zorunda da olmadıklarını, bunu ailelere de anlattığını belirten Demircioğlu, çocukların ihtiyaçlarına göre de faaliyetlerini yönlendirmeye çalıştıklarını ifade ediyor.
“Bu çalışmalar çok değerli, çocukların gelişimlerine katkıda bulunmak önemli” derken, bir dönem de bir üniversitenin anaokulu öğretmenliği bölümünde drama dersi verdiğini hatırlıyor. Severek yaptığını, iyi bir tecrübe olduğunu anlatıyor.
GENÇLERLE “GÜNLÜK”…
Gençlik tiyatrosu çalışmalarına da katılmış ve bir süre sonra Yaşar Ersoy ayrılınca kendisi devam ettirmiş. 
“Belediye Tiyatrosu’nda gençlerle ‘Günlük’ adı altında bir çalışma yaptık. Doğaçlamadan, kendi hayatlarından, yaşanmışlıklarından veya görüp örnek aldıkları sorunları kendileri yazarak, oyunu baştan sona gençler yazdı. Şarkıları da kendileri yazdılar, Belediye Tiyatrosu Yönetmenlerinden Nehir Demirel de müziklerini yaptı. Gençler kendi çabalarıyla güzel bir oyun çıkardılar” diye anlatıyor.
ÇOCUK PROGRAMI İLE TİYATRO ÇALIŞMALARI EŞ ZAMANLI…
Çocuk programı sunuculuğuyla tiyatro çalışmaları birlikte, eş zamanlı olarak devam ediyor. Kendisi tam fark edemese de belki zaman zaman biri diğerini besliyor. “BRT’nin yeri çok başkadır, çalıştığım yönetmenlerin yeri çok başkadır. Birbirimizi ve benim kadar onların da çocukları sevmesi gerçekten bu kadar yıl sürmesinin en büyük nedeni bence, amaçlarımızın aynı olması” diyor.
NEDEN ÇOCUK...
“Neden çocuk?” sorusuna, “Hep çocuk kalmaya karar verdiğim için” yanıtını veriyor. “Tiyatro okudum geldim ama belli kalıplar içinde kalmak da kural değil” diye düşünüyor. “Çocukların olduğu yerde eğlence var, yaş fark etmez” diyor. Elinde mikrofon çocuklarla birlikte çocuk gibi takılıyor. Ayakkabılarını ayağından fırlatıp renkli şişme balonunun üzerindeki çocukların arasına karışması an meselesi- büyüklerin şaşkın bakışlarına aldırmadan. Çok da keyifle yapıyor. Yüzünde sevecen bir tebessümle ağzından şu sözler dökülüyor: 
“Çocuk da başka bir şey, temiz. O ruh, o gözlerindeki sevgi, o heyecan, saklamıyorlar, ne kıskançlıklarını, ne mutluluklarını, bir şekilde ona ulaşmanın yolunu bulursanız inanın ki o saf sevgileriyle size dönüyorlar ve ben de o çocuksu duyguyu çok seviyorum.”
“MIR MIR”
Hatta ayıları, oyuncakları da çok seviyor. BRT’deki çocuk programlarıyla özdeşleşen maskotları bile var. Önceleri ördek “Vak Vak”, sonra kedi “Mır Mır”… “Hala daha hatırlayanlar, soranlar var” diyor ve Bandabuliya Sahnesi’nde yaptığımız röportaja da kedicikle gelip “kızım bir ayağını koparsa parçalasa da, kurtardık” diye duyuruyor meraklılarına…
Bu arada evlenmiş ve 1 kızı olmuş. Gönülsu şimdi 7 yaşında ve o da annesine eşlik ediyor bazen çalışmalarında. Çocukları bu kadar seven biri için daha güzeli olabilir mi…
ÇOCUK OYUNLARI 
Tiyatroyla çocuk programları o kadar iç içe geçmiş ki yaşamında, ikisi birbirine karışıyor. Tiyatroya dönecek olursak, şimdilerde 2 oyunda rol alıyor Asu Demircioğlu. İstanbul’dan gelen yönetmen Yiğit Sertdemir’in yönettiği “Hayalet Kumpanya” Bandabuliya Sahnesi’nde, Hatice Tezcan’ın yazıp yönettiği çocuk oyunu “Tilki ile Kirpi” de Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda seyirciyle buluşmaya devam ediyor. 
“Çok severek oynadığım oyunlardan biri oldu. Çocukları sahneye oturtuyoruz, iç içeyiz. O nedenle de enerjisi farklı olan, eğlenceli, güzel bir oyun” diyor yeni çocuk oyunu için.
Farklı deneyimleri seviyor. Cesaretli ve denemekten korkmuyor. Deneyimlediği bir diğer şey ise, oyun yönetmenliği. Tabii ki çocuk… Lefkoşa Belediye Tiyatrosu oyuncularının oynadığı, “Tılsım”, “Ormanların Barış Ateşi” ve “Duvar” adında 3 çocuk oyunu yönetmiş.
“KARAGÖZ MACERAMIZ”
Tiyatro çalışmaları arasında “Karagöz” oyunu da farklı bir deneyim kendisi için… İzel Seylani’nin Karagöz projesinde, perde gerisinde görev almış. Bandabuliya Sahnesi’ni de, Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’nın yardımları ve tiyatrocuların kendi çabaları ve ortaya koydukları ortak emekle bir yıl kadar önce Karagöz gösterileriyle hayata geçirmişler. Oyun bir yıldır her cumartesi bu mekanda oynanıyor.
“Benim için eğlenceli, farklı bir deneyim oldu” diyor ve yıllar önce tiyatroda birlikte çalışıp sohbet imkanı bulduğu Karagöz ustalarından Mehmet Ertuğ ile, konuk olduğu bir çocuk programındaki sohbetlerinde, kendinde uyanan bu merağı da gidermiş olduğunu anlatıyor. “Böylece Karagöz maceramız da başladı” diye de ekliyor gülerek.
Bir başka deneyimi ise “Gaile” dergisine yazdığı yazılar. Ayda bir çıkan dergide, editörlerden birinin teşvikiyle, çocuk programı deneyimlerini kaleme aldığı yazı beğenilince birkaç yazı daha yazmış. “Fikrine değer verdiğim bazı kişiler beni destekledi ve bir röportaj denemem bile oldu” diyor ve ekliyor: “İnanılmaz da keyif aldım. Denemek istedim. İstanbul’da Tiyatrocu Ali Düşenkalkar ile sohbet havasında, bana sanatla ilgili enerji veren ders gibi bir röportaj oldu. Tekrar hedefler belirlemem gerektiğini gösteren bir çalışmaydı. Röportaj tabii ki benim haddime değil, gazeteciler bana kızmasın ama, insanları tanımak, sohbet hoşuma gidiyor. İyi bildim iyi yaptım diye değil de, belki de kendim için yaparım.”
GELECEĞE YÖNELİK HEDEFLERİ VE TİYATRO MERAĞI OLAN GENÇLERE MESAJI…
Geleceğe yönelik hedeflerini soruyorum: 
“BRT’deki çocuk programı yapımcıma sesleneyim önce: Şartlarım elverdiği sürece çocuklarla BRT ekranlarında birlikte olmaya devam edeceğim. Bunda kararlıyım. Bastonumla da olsa gelip programı sunacağım” diyor kahkahalarla. 
“ARTIK ÇOK DAHA CESUR ADIM ATABİLİYORUM”
Tiyatroya gelince ise şöyle aktarıyor kafasındakileri:
“Öğrenmenin yaşı yoktur. Belediye tiyatrosunda gerek çocuklarla gerek gençlerle ve sahne üzerinde oynadığım rollerde öğrenmeye devam ediyorum. Yaşlandıkça mı, aldığım eğitimlerle mi, psikolojik konularla ilgilenmemden midir bilemiyorum ama, cesaretli başladığım bu yolculukta, ara ara cesaretim kırılsa, sessizliğe bürünsem de, artık çok daha cesur adım atabiliyorum.
İleriki dönemlerde de, bana gelen güzel önerilere, yeni, farklı projelere, zamanım elverdiğince, elimden geldiğince katkı koymaya devam edeceğim.” 
Gençlere, özellikle de tiyatroya meraklı gençlere mesajı ise kısa ve net…“Gençler de, cesur adımlar atmaktan, hedeflerinin arkasında koşmaktan ve kendilerini geliştirmekten korkmasınlar. “