• BIST 12105.15
  • Altın 6608.6
  • Dolar 49.424
  • Euro 55.6078
  • Lefkoşa 22 °C
  • Mağusa 22 °C
  • Girne 22 °C
  • Güzelyurt 20 °C
  • İskele 22 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 17 °C

“Kritik” bir süreçte sığınacak bir liman

Ali Şahin

Kıbrıs sorununda yine "kritik" bir sürecin içindeyiz.
Kritik sözcüğü Kıbrıs sorununda o kadar olağan bir ifade haline geldi ki gazeteler bile "bu sefer gerçekten kritik" gibi bir ifade kullanmak zorunda kalıyorlar.
İşin trajikomik tarafı bir yana müzakerelerin nasıl sonuçlanacağı belli olmasa da sürecin ciddi bir aşamaya geldiği kamuoyuyla paylaşılan sınırlı bilgilerden anlaşılıyor.
Sınırlı bilgi çünkü müzakere sürecinin çok da şeffaf sürdüğünü söylemek mümkün değil.
O kadar ki; müzakere masasının atmosferi, müzakerecilerin dolaylı açıklamaları sonrası kısmen anlaşılıyor.
Örneğin, New York'tan bir anlaşmaya yönelik memnun ayrıldığını söyleyen Akıncı, Kıbrıs'a dönünce verdiği röportajda Türkiye'den "sığınacak liman" diye bahsedebiliyor.
Akıncı'yı müzakereci olarak masaya taşıyan irade çok açıktır ki Kıbrıs'ta bölünmüşlüğe son verecek bir barış istencidir.
Ancak buna rağmen müzakerelerin büyük oranda kapalı bir şekilde sürmesi ve masadaki tarafların dönem dönem kendilerini seçen iradeye aykırı bir şekilde ayrılıkçı söylemlerde bulunmaları müzakerelerin sıkıntılı boyutlarından biridir.
Bu söylemler müzakere sürecindeki motivasyonun sadece barış istenci olmadığının da göstergesidir.

Masada BM yetkililerinin yanında sadece Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Elen heyetleri oturuyor görünse de gerçeğin bu olmadığının herkes farkındadır.

Müzakereler, masada oturmayan fakat etkisini her şekilde gösteren egemenler tarafından da şekillenmektedir.

Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve tabi ki ABD o masadadır ve etkileri de konumlarına göre farklı boyutlardadır.

Dolayısıyla süren müzakerelerde ve müzakereler sonucu olası bir anlaşmada belirleyicilikleri de maalesef olacaktır.

Bu belirleyici gücü ise ada üstündeki ekonomik, siyasi ve askeri konumlarından alıyorlar.

Bu acı gerçek bizi, müzakerelerin farklı boyutları hakkında da düşünmek zorunda bırakıyor.

Mevcut durumda, Kıbrıs halklarının sürece katılımı yok denecek kadar azdır ve olası bir anlaşma durumda halkın önüne evet ve hayır seçenekleriyle konacak plan büyük oranda egemenlerin çıkarlarına sorun yaratmadan şekillenecektir.

Egemenler arası bir konsensüs sağlanamadığı durumlarda da B planları gayet olasıdır. 

Hatta adadaki müzakerecilerin dönem dönem ayrılıkçı söylemlere başvurmaları bu B planları dahilinde okunabilir.

Hem AKP’yi hem ABD’yi hem de Kıbrıs’ta gücü bulunan diğer egemen kesimleri tatmin edecek bir anlaşma şüphesiz Kıbrıs halklarını tam olarak tatmin etmez.

Çünkü çıkar farklılıkları buna izin vermez.

Ancak buna rağmen iki halk arasındaki fiziki bölünmüşlüğü ortadan kaldıracak ve halkların gündelik yaşamlarının yakınlaşmasına imkan yaratacak bir anlaşma şüphesiz ki mevcut durumdan daha ileri bir durumdur.

Dolayısıyla müzakere sürecine soldan bir bakış, süreci tüm boyutlarıyla değerlendirmek zorundadır.

Artıların ve eksilerin farkında olarak sürece yaklaşmak bize daha doğru bir politik zeminde yürüme imkanı sağlar.

Bu doğru da şudur ki, salt müzakereler sonrası bir anlaşma toz pembe bir Kıbrıs yaratamaz, sadece daha güzel bir Kıbrıs için imkanlar sağlayabilir.

Neden?

Çünkü mevcut masada Kıbrıs halklarının çıkarları dışında çok fazla etken vardır ve bu çıkar farklılıkları müzakereleri kalıcı bir bölünme gibi farklı şekillerde de sonuçlandırabilir.

Bundan ötürü Kıbrıs’ta barış ve halkların kardeşliği mücadelesi verenlerin sadece süren müzakerelere endeksli bir politika yürütmesi sol siyaset anlamında eksiktir.

Biz ne müzakerelerin ve müzakere sonrası olası bir anlaşmanın karşısında duruyor ne de barış istencimizi müzakere masasının olası sonuçlarıyla sınırlıyoruz.

Bu anlayış, görüşmeler sonlansa da barış için mücadeleyi sürdürecek bir anlayıştır.

Çünkü bizim için sığınacak tek liman birleşik ve halkları kardeş bir Kıbrıs’tır.

Böyle bir Kıbrıs’ta ancak Kıbrıs halklarının eseri olabilir.

Mevcut bölünmüşlük halinde de, bir anlaşma sonrası durumda da tek gerçek budur. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • LAÜ’de müzik, dans ve sanat dolu etkinlikler düzenlendi
  • ARUCAD öğretim üyesi Uzman’ın tasarımı “Cup Design Call” kitabında yer aldı
  • Üstel İskele'de vurguladı... Gençlerin hayallerini gerçekleştirmesi için zemin hazırlıyoruz
  • İnsanlar neden telefonlarının kendilerini dinlediğini düşünüyor?
  • Erhürman: İş olsun diye üçlü görüşme yapmam
  • İskele Yarı Maratonu Büyük Bir Coşkuyla Gerçekleştirildi
  • “INNER TALKS” Sergisi ART ROOMS’da Açıldı
  • Berlin'de bir ilki başardı: Sol Partili Elif Eralp kimdir?
  • Sağlıklı Bir Beslenme Çantasında Neler Olmalı?
  • Sıcakta ruh sağlığını korumak için yapılması gerekenler
  • 16. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali 27 Ağustos'ta başlıyor
  • Babutsa Festivali Mustafa Ceceli konseriyle tamamlandı
  • Kaybolan kedi, 10 yıl sonra evine geri döndü
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
1/20