• BIST 14172.26
  • Altın 6780.81
  • Dolar 47.9006
  • Euro 55.4865
  • Lefkoşa 23 °C
  • Mağusa 22 °C
  • Girne 25 °C
  • Güzelyurt 21 °C
  • İskele 22 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 19 °C

AKINCI VE GERÇEK TOPLUM LİDERLİĞİ …

Ahmet İşcan

Kıbrıs adası ilk tarihlerden itibaren bir çok medeniyete ,

istilaya,

yağma,

talana,

vekalet savaşlarına ,

korsanların sığınma limanına da ev sahipliği yapmış bir coğrafyanın bütünüdür.

Bu coğrafyada Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürmeye başladığı tarih 1571′ dir.

1571 Yılından 1878 yılına kadar bu toprakları yöneten Osmanlı İdaresi , 1878 yılında baş gösteren Osmanlı – Rus savaşı dolayısı ile o dönemde çok zorda olan Osmanlı İdaresinin başında bulunan, KAHRAMAN ABDÜLHAMİT HAN, İngiltere’ye Ruslara karşı hamilik görevi karşılığında bu yaşadığımız coğrafya olan KIBRIS ADASINI yıllık olmak üzere , 92.799. STERLİN karşılığı kiralamıştır.

Bu kiralama 1914 yılında Almanya devleti yanında ( Kaldığı kadarıyla ) savaşa giren Osmanlı İdaresinin bu tutumuna karşılık İNGİLTERE adayı tek taraflı ilhak edivermiştir.

Bu coğrafyada yaşayan bir avuç KIBRIS TÜRKÜ ise yıllar yılı sürecek KADERİNE TERK EDİLME ile karşı , karşıya kalacakları bir dönemin başlangıcına yol alacakları bir süreç olacaktır.

24 Temmuz 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının çizilmiş olduğu ( MİSAKI – MİLLİ ) ve yedi düvele karşı girişilmiş mücadele sonucunda imzalanmış olan Lozan Barış Antlaşmasının 21 maddesine istinaden , Kıbrıs Adası tamamen İngiliz Yönetimine bırakılmıştır.

Bu yalnızlık ,

bu terk ediliş ,

bu kahredici zorunlu ayrılık ,

Komşumuz olan Rumların rahat durmaması ve adanın bütününe sahip olma iştahlarının nüksetmesi nedeniyle önce İngiliz yönetimi ile daha sonra biz Kıbrıs Türklerine yönelik çeşitli saldırı, yıldırma, bezdirme, adadan kaçırma girişimleri de dahil saldırgan tutumlarından bıkan ve adada mevcut bulunan iki adet ,

İngiliz Üsleri’nin ( AĞRATUR ve DİKELYA ) ,

tehlikeye girdiğini gören mevcut koloni idaresinin desteği ve girişimleri ile 16 Ağustos 1960 yılında kurulacak olan KIBRIS CUMHURİYETİ ve bu Cumhuriyetin sigortası olacak olarak değerlendirilen,

TÜRKİYE ile YUNANİSTAN,

bu sürece dahil edilerek ,İngilizler için kalıcı Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler içinse yeni bir durum ortaya çıkmıştır.

1960- 1963 Yılları arasında üç yıl ancak sürebilen,

zoraki nikah sonucunda gerçekleştirilmiş EVLİLİK çatırdamış eşlerden biri evi terk etmek zorunda kalmıştır.

VE,

21 Aralık 1963 akşamı başlayan saldırılar sonucunda, Türkler varlıklarını koruma ve bu adada var olma mücadelesine girişmişlerdir.

Bu ada üstünde çıkarları olan egemen güçlerin araya girmesi ile kopmuş olan diyaloğ ve görüşmeler 1968 yılında BEYRUT’ta başlar Denktaş , Talat , Eroğlu , ve günümüze değin Akıncı ile devam eder.

Değerli okurlarım ,

Yukarıda bir kısmını irdelediğimiz adamızın tarihçesine baktığımızda olumlu ve olumsuz bir çok hadisenin yaşandığını rahatlıkla görebilmekteyiz.

15 Kasım 1983 yılında kurduğumuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası platformlarda tanınması ve tanıtılması için bu gün olmuş ( 35 yıl ) en büyük devletçi , milliyetçi ve sözüm onlara GANİMETÇİ’lerden hala ne ses ne soluk duyanınız varmı ?

Dışarıda hal böyle iken : İÇERİDE ,

  1. Denktaş döneminde önü alınamayan toplumdaki erozyon , kamplaşma , farklılaştırma, bireyci davranışlar, siyasal hasım yarattırılmalar, ekonomik açmazlar ile birleştiğinde koskoca bir belirsizlik tüm toplum bireylerinin ( Bir kaç aristokrat aile hariç ) yüzüne ne kadar şiddetli çarptığı hissedilebilmektedir kanaatindeyim.

Yıllar boyunca kapalı bir toplum olmanın avantajını kullanan KASABA POLİTİKACILARI’mız Türkiye Cumhuriyeti’nin çoğu kez iyi niyetini alabildiğine İSTİSMAR etmekten de hiç ama hiç çekinmediler.

Küçücük coğrafyamızda Türkiye’nin parası ve Rumların bıraktığı ganimet üzerine azınlık bir burjuvazi yarattılar .

Kısacası , Yıllardır şu veya bu şekilde özellikle de uluslararası platformlarda hep geriye götürülmüş olan Kıbrıs Konusu ve buna bağlı olarak bizlerin hak ve menfaatlerinin nesilden , nesile aktarılarak sürdürülmesi için bağımsız ve özgürce bir yaşam vazgeçilmez bir gereklilik haline gelmiştir.

Tamda bu safhada,

mevcut Cumhurbaşkanımız sayın Mustafa Akıncı yaklaşık üç yıldır geriye götürülmüş olan Kıbrıs davamızı tüm Diyaloğ ve Diplomasi olanaklarını kullanarak kadrosu ile önemli kazanımlar sağlamış görünmektedir.

Bu süreçler içerisinde geriye gidişe izin vermemesi kanaatimce alkışlanan bir tutum olmuştur.

Sayın Akıncı’nın,

Cumhuriyetimiz 35 yılında dile getirdikleri ifadelerin kucaklayıcılığı, gerçekçiliği , kendisinin artık tamamen bir TOPLUM LİDERLİĞİ tanımına ulaştığının,

halkımızın çok büyük bir bölümü tarafından kabul gören bir gerçeklik olarak durduğu, hiç bir kuşku ve tartışma kaldırmadığı inancındayım.

NE DERSİNİZ KIYMETLİ OKURLARIM ?

YANILIYORMUYUM…

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
  • Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası: Pas geçme uçuş emniyetinin gereğidir
  • Kıbrıs, dijital euro için pilot uygulamaya dahil edildi
  • 2026 Dünya Kupası’nda ilk finalist İspanya
  • Balıkçılık sektörünün mevcut durumu Laguna’da masaya yatırıldı
  • KAYAD: Lapta'daki cinsel taciz iddiasında mağdur çocuk sayısı yediye yükseldi
  • Bitter çikolata sağlıklı mı? Faydaları ve riskleri neler ve ne kadar tüketilmeli?
  • Kabızlığa iyi gelebilecek altı besin ve takviye
  • Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Dikkat!
  • Yedek subay aday adaylarına son yoklama uyarısı: Son tarih bugün!
  • LAÜ’de “Tek Kampüs, Farklı Gelecekler: Mesleğini Giy”  etkinliği gerçekleştirildi
  • Yangın söndürme helikopteri teslim edildi
  • Meritta Deniz Kaplumbağaları Rehabilitasyon Merkezi, 8. yaşını kutladı
  • Üstel: Türkiye ile Tarihi Bir Adım Daha Atıyoruz
1/20