Rahmetli babamla kitapçıya her gidişimizde, savunduğu fikirlerin tam tersini savunan kitap ve dergiler de aldığını fark ederdim.
Bir gün dayanamayıp sordum: “Baba, bunlar bizim görüşlerimize uymuyor. Neden alıyorsun?”
Hiç duraksamadan cevap verdi: “Tez–antitez oğlum. Fikirlerini geliştirmek istiyorsan senden farklı düşünenleri de dikkatle okuyacaksın. Hem kendi tezlerini sınayacaksın hem de katılmadığın fikirleri anlayıp daha güçlü yanıtlar üreteceksin.”
Ben de böyle yapmaya çalışıyorum.
Özer Kanlı, Türkiye ile ilişkilerimizden iç yapısal sorunlarımıza ve Kıbrıs meselesine kadar yazılarını düzenli takip ettiğim, görüşlerine önem verdiğim isimlerden biridir. Cumhurbaşkanı Erhürman’a sosyal medya hesabından yayınladığı yazı-yorumda yönelttiği soruları da bu anlayışla okudum. Kamuoyu adına açıklık istemesini değerli buluyorum. Kıbrıs Türk halkı, kendi geleceği hakkında yürütülen temasların amacını ve sınırlarını bilmelidir. Bu konuda aramızda bir görüş ayrılığı yok.
Ancak açıklık talebinin ikna edici olabilmesi için eleştirinin de sağlam bir düşünsel zemine oturması gerekir.
Kanlı, metodoloji kabul edilmeden öze ilişkin konuların konuşulmasını çelişki sayıyor. Oysa siyasi eşitliğin içeriğini ve dönüşümlü başkanlığın neden vazgeçilmez olduğunu muhatabınıza nasıl anlatacaksınız? Kıbrıs sorununun özüne hiç değinmeden mi? Bir hakkın müzakere öncesinde kabulünü istemek, o hakkın içeriğini konuşmayı gerektirir. Buradan taviz verildiği sonucuna ulaşmak için ayrıca kanıt gerekir.
Erhürman’ın siyasi eşitliğin başka başlıklarla alışveriş konusu yapılamayacağı yönündeki tutumu ortadadır. Bu tutumdan uzaklaştığı düşünülüyorsa, hangi talebinden vazgeçtiği gösterilmelidir. Görüşme gündeminden hareketle böyle bir sonuç çıkarmak, iddiayla kanıt arasındaki mesafeyi kapatmıyor.
Geçmiş yakınlaşmalar konusunda da dikkatli olmalıyız. Bunların korunması, yıllar içinde elde edilen kazanımların her yeni süreçte yeniden tartışmaya açılmasını önleyebilir. Yeni bir görüş alışverişinin hangi nitelikle kayda geçirildiğini sorgulamak yerindedir. Ancak eski yakınlaşmaların tespitiyle yeni yükümlülükler üstlenilmesini aynı işlem gibi değerlendirmek, meseleyi açıklığa kavuşturmaz.
Kanlı’nın yazısını okurken asıl eksikliğini hissettiğim, kendi önerisinin nasıl hayata geçirileceğine ilişkin açıklamadır.
İki devletin iş birliğini savunmak elbette bir siyasi tercihtir. Fakat bir tercihin gerçekçi olup olmadığı, onu hangi sıfatlarla anlattığımızdan çok, gerçekleşmesini sağlayacak koşullarla ilgilidir. Bu modelin kabulünü sağlayacak diplomatik yol nedir? Hangi uluslararası destekle, hangi aşamalardan geçilerek ilerlenmesi öngörülüyor? Bugünkü durumdan farklı olarak halkımızın hayatında ne değişecek?
Federal çözümü savunanlardan ayrıntılı yol haritası beklerken bu soruları cevapsız bırakmak, tartışmanın terazisini bozuyor.
Bizim savunduğumuz perspektifin ölçüsü bellidir: İki bölgeliliğin, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin ve ortak kararlara etkili katılımının güvenceye alınması; dünyayla ilişki kurabilmesi ve kendi ülkesinde gelecek yaratabilmesi. İki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm hedefini bu somut ihtiyaçlarla birlikte değerlendiriyoruz.
Bu nedenle Kıbrıs meselesini yalnızca müzakere masasındaki kelimeler üzerinden tartışmayı yetersiz buluyorum.
Kurumları zayıflayan, üretimi güçleşen, gençlerine güven veremeyen bir toplumun pazarlık gücü de aşınır. Mali disiplini, hukuku, eğitimi ve üretimi çözüm perspektifiyle birlikte ele almak zorundayız. Çözümü beklerken kendi evimizi ihmal edemeyiz. Kendi evimizi düzeltirken de dünyadan kopukluğumuzu kalıcı bir kader olarak kabul edemeyiz.
Türkiye’nin çıkarları da bu geniş çerçevede değerlendirilmelidir. Ekonomik olarak güçlenen Kıbrıslı Türkler, gelişen ticaret ve Doğu Akdeniz’de artan iş birliği imkânları Türkiye açısından da değer taşır. Türkiye ile istişareyi, halkımızın demokratik iradesini ve çözüm arayışını birlikte ilerletecek siyasi aklı geliştirmeliyiz.
Elbette Cumhurbaşkanı eleştirilecektir. Sorulara cevap vermesi, süreci anlaşılır biçimde anlatması beklenecektir. Aynı sorumluluk, başka bir yol önerenler için de geçerlidir.
Sayın Kanlı’dan ricam, Erhürman’a yönelttiği açıklık talebini kendi önerisine de uygulamasıdır. Çünkü çözüm arayışındaki her adımın riskini uzun uzun anlatıp yerimizde durmanın maliyetini hesaba katmadığımızda, halkımıza eksik bir değerlendirme sunmuş oluruz.
Kıbrıslı Türklerin ihtiyacı, haklarını korurken hayatlarını da ileriye taşıyacak bir siyasettir. Bunun için diplomasi kadar hazırlık, siyasi irade kadar uygulama kapasitesi gerekir. Her öneriyi, halkımızın önünde gerçekten hangi kapıyı açabildiği üzerinden değerlendirmeliyiz.
Kazanımları korumaktan söz eden herkesin, bu halka bundan sonra ne kazandıracağını da anlatması gerekir.



















.gif)



























































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.