• BIST 13284.42
  • Altın 6883.73
  • Dolar 48.7552
  • Euro 56.0112
  • Lefkoşa 23 °C
  • Mağusa 25 °C
  • Girne 24 °C
  • Güzelyurt 20 °C
  • İskele 25 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C

DAÜ VYK Başkanı açıklama yaptı!

DAÜ VYK Başkanı Şemi Bora açıkça: Anıl İmre, Lütfü Oflaz isimli iki VYK üyesinin ivedilikle görevden alınmasını, Yerlerine yeni VYK üyelerinin atanmasını Sayın Cumhurbaşkanı ve Eğitim Bakanı’ndan talep ettiğini söyledi.
DAÜ VYK Başkanı açıklama yaptı!

İşte açıklamanın tamamı;

 

Değerli DAÜ Ailesi,

31 Ağustos 2026 tarihinde sizlerle paylaşmayı planladığım aşağıdaki açıklamayı, Girne açıklarında meydana gelen elim gemi faciası nedeniyle yayımlamayı ertelemiştim.

O gün yaşanan büyük acının gölgesinde, DAÜ ile ilgili önemli bir açıklamayı gündeme getirmenin doğru olmayacağını düşündüm. Ancak bugün, bu açıklamayı daha fazla ertelemenin de doğru olmadığı kanaatindeyim.

Çünkü şeffaflık, yalnızca iyi günlerde hatırlanması gereken bir ilke değildir. Yönetimde sorumluluk üstlenen herkesin, zor konularda da DAÜ ailesine karşı açık, dürüst ve hesap verebilir olması gerekir.

Ben, DAÜ'nün geleceğinin kapalı kapılar ardında alınan kararlarla değil; bilgiye dayalı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla şekillenmesi gerektiğine inanıyorum.

DAÜ, hepimizin ortak değeridir. Burası yalnızca bir üniversite değil; öğrencilerimizin geleceği, çalışanlarımızın emeği ve toplumumuzun önemli bir kurumudur. Bu nedenle DAÜ'nün bugününü ve geleceğini ilgilendiren gelişmeler konusunda DAÜ ailesinin gerçekleri bütün yönleriyle bilme hakkı vardır.

Hiçbir kurum, hiçbir makam ve hiçbir yönetim anlayışı, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkının üzerinde değildir.

Benim için mesele şahıslar değil, DAÜ'nün kurumsal geleceğidir. Mesele polemik yaratmak değil, gerçekleri ortaya koymak ve herkesin kendi değerlendirmesini özgürce yapabilmesini sağlamaktır.

İnanıyorum ki gerçekler ne kadar açık konuşulursa, DAÜ ailesi de geleceği hakkında o kadar sağlıklı ve doğru bir muhakemede bulunacaktır.

Bu anlayışla, 31 Ağustos 2026 tarihinde yayımlamak üzere hazırladığım açıklamayı bugün, herhangi bir değişiklik yapmadan, DAÜ ailesinin bilgisine sunuyorum.

Gerçekleri bilmek hepimizin hakkıdır.

Aşağıda bilginize ve takdirlerinize sunarım.

--------------------------------------------

Bir süredir Doğu Akdeniz Üniversitesi Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) toplantılarının, mevzuatta öngörülen toplantı yeter sayısının sağlanamaması nedeniyle gerçekleştirilemediği bilginiz dahilindedir.

Programlanan son üç toplantımız olan 29 Temmuz, 12 Ağustos ve 28 Ağustos 2026 tarihli VYK toplantıları, art arda toplantı yeter sayısının sağlanamaması nedeniyle gerçekleştirilememiştir. Her ne kadar bu durum teknik olarak “nisap sağlanamaması” şeklinde ifade edilse de, toplantıların yapılamamasına yol açan sürecin niteliği ve ortaya çıkış biçimi, bunun salt teknik bir nisap sorunu olarak değerlendirilmesini mümkün kılmamaktadır.

Zira söz konusu toplantıların hiçbirinde nisap sorunu tesadüfi veya kendiliğinden ortaya çıkmış değildir. Aslında yaşanan, bazı yönetim kurulu üyelerinin, dayanaktan yoksun ve mevzuata uygun olmayan taleplerinin VYK Başkanı olarak tarafımdan uygun görülmemesi veya sunulan bazı önergelerin yapılan oylama sonucunda kabul edilmemesi üzerine, üyelerin bir ya da birkaçının toplantı yeter sayısını ortadan kaldıracak şekilde, bilinçli ve önceden tasarlanarak toplantıyı terk etmeleri neticesinde toplantıların düşürülmesi ve karar alınmasının engellenmesidir. Başka bir ifadeyle, toplantı nisabının fiilen ortadan kaldırılması belirli talepleri Başkana kabul ettirmek amacıyla kullanılan bir yöntem haline gelmiştir.

Bu durumun, Kurulun sağlıklı şekilde çalışmasını engelleyen ve Kurulun karar alma iradesini fiilen işlevsiz hale getiren bir davranış biçimi olduğu açıktır.

Bu bağlamda özellikle iki temel hususun altını çizmek gerekmektedir.

Birincisi: Mevzuatımız, VYK üyelerinin toplantılara katılmasını ve gündem maddelerinin karara bağlanmasına katkı sağlamasını, Kurul üyeliğinin temel görev ve sorumlulukları arasında öngörmektedir

Kurul üyeliği, yalnızca belirli bir sıfatın taşınmasından veya sembolik bir temsil görevinin yerine getirilmesinden ibaret değildir. Aksine, Kurul üyeliği; toplantılara etkin biçimde katılmayı, üyeliğin gerektirdiği görev ve sorumlulukları gereği gibi yerine getirmeyi ve Kurulun düzenli, sağlıklı ve etkin şekilde çalışmasına katkıda bulunmayı zorunlu kılan bir kurumsal sorumluluk makamıdır.

Özellikle vurgulamak gerekir ki toplantı nisabı, mevzuatın öngördüğü bir karar alma koşuludur; belirli bir üye veya üyelerin kendi taleplerini kabul ettirmek amacıyla kullanabilecekleri bir baskı veya veto mekanizması değildir. Nisabın bilinçli ve amaçlı biçimde ortadan kaldırılması suretiyle Kurulun çalışmasının engellenmesi, üyelerin mevzuattan kaynaklanan görev ve sorumluluklarıyla bağdaşmayan bir tutumdur.

İkincisi: VYK Başkanı olarak şahsıma mevzuatla tanınmış bulunan yetki ve sorumlulukların kullanılmasına yönelik müdahale kabul edilemez.

VYK Başkanı, kendisine verilen yetkileri mevzuatın çizdiği sınırlar içerisinde ve kendi hukuki ve idari sorumluluğu altında kullanmak durumundadır. Kurul üyelerinin, Başkanın mevzuata aykırı olduğunu değerlendirdiği bir işlemi veya talebi gerçekleştirmesi yönünde baskı oluşturması; Başkanın yetki alanını kendi iradeleri doğrultusunda şekillendirmeye çalışmaları ve bu amaçla toplantı nisabını araç olarak kullanmaları, yalnızca bir görüş ayrılığı olarak nitelendirilemez

Başkanın mevzuattan kaynaklanan yetkilerinin, Kurul üyelerinin bireysel veya grup halinde ortaya koydukları talepler doğrultusunda sınırlandırılmaya çalışılması; daha da önemlisi, bu taleplerin kabulünü sağlamak amacıyla toplantıların yapılamaz hale getirilmesi, Kurul Başkanının hukuken sahip olduğu yetki ve sorumluluk alanına fiili bir müdahale niteliğindedir.

Açıkça ifade etmek isterim ki hiç kimsenin, mevzuatın kendisine tanımadığı bir yetkiyi toplantı nisabını kullanarak elde etmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, hiç kimsenin VYK Başkanını mevzuata aykırı olduğunu değerlendirdiği bir işlem veya uygulamayı kabul etmeye zorlaması da söz konusu olamaz.

Bu nedenle, 29 Temmuz, 12 Ağustos ve 28 Ağustos 2026 tarihli toplantıların gerçekleştirilememesinin yalnızca “nisap sağlanamadı” şeklinde kayda geçirilmesi, olayların gerçek mahiyetini ve toplantıların neden yapılamadığını eksik yansıtacaktır.

VYK’nın çalışmasının, karar alma süreçlerinin ve kurumsal işleyişin belirli kişi veya kişilerin taleplerinin kabul edilmesine bağlı hale getirilmesi kabul edilemez. Kurul üyelerinin görevlerini mevzuata uygun biçimde ve Kurulun çalışmasını sağlayacak şekilde yerine getirmeleri gerekir. Başkanın ise mevzuattan doğan yetkilerini herhangi bir üyenin veya üye grubunun baskısı altında kalmaksızın kullanabilmesi zorunludur.

Gelinen noktada, bazı üyelerin tutum ve davranışları nedeniyle VYK’nın mevzuatla kendisine verilen görevleri yerine getirmesi fiilen engellenmektedir. Bu durumun kurumsal yönetim, hukuka bağlılık ve Üniversitenin sağlıklı idari işleyişi bakımından kabul edilmesi mümkün değildir.

19 Ağustos 2026 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine, şahsım ve VYK üyelerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Söz konusu toplantının temel amacı, VYK’da yaşanan “nisap” sorununu çözmek ve Kurulun yeniden sağlıklı biçimde çalışmasını sağlamaktı. Toplantıdan, taraflar arasında bu konuda bir mutabakat sağlandığı değerlendirmesiyle ayrılmıştım. Ancak 28 Ağustos 2026 tarihli VYK toplantısında yaşanan gelişmeler, bu değerlendirmemin ne yazık ki fazla iyimser olduğunu ortaya koymuştur.

İlk aşamada, değerlendirmemi 28 Ağustos 2026 tarihli VYK toplantısında yaşananlarla sınırlı tutarak, iki VYK üyesinin ivedilikle görevden alınmalarını ve yerlerine yeni üyeler atanmasını talep eden bir yazıyı Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Eğitim Bakanımıza iletmiş bulunmaktayım. Söz konusu üyeler Sayın Anıl İmre ve Sayın Lütfü Oflaz’dır.

Göreve geldiğim günden bu yana yönetim anlayışımı ve hedeflerimi hem yazılı olarak hem de mümkün olduğu ölçüde DAÜ’nün yöneticileri, akademisyenleri ve çalışanlarıyla gerçekleştirdiğim görüşmelerde açıkça ifade ettim.

Yönetim anlayışımın temel unsurları arasında şeffaflık, hesap verebilirlik, hukuka bağlılık ve insan odaklı bir yaklaşım bulunmaktadır. Tek ve nihai hedefim ise Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin kalıcı çıkarlarını korumak ve Üniversitenin geleceğini güvence altına almaktır.

Yaptığım çeşitli açıklamalarda ortaya koyduğum yaklaşımın ve aldığım tutumların bu ilkeleri ve hedefleri yansıttığı kanaatindeyim. Aynı açıklamaların, içerdiği tespitlerin ve talep ettiği değişikliklerin bazı çevrelerde rahatsızlık yarattığı da açıktır.

Sorunları tespit ederek doğru çözüm yollarını ortaya koyanların, zaman zaman sorunların ortaya çıkmasına neden olan kişiler tarafından “sorun” olarak gösterildiği çarpık bir süreç yaşadığımızı üzülerek ifade etmek zorundayım.

Temsil ettiğim yönetim anlayışı ve savunduğum değerler, bazı makamları işgal eden kişiler açısından bir tehdit olarak algılanıyorsa, kanaatimce sorulması gereken temel soru şudur: Bu kişiler neyi değiştirmekten, neyin ortaya çıkmasından veya hangi uygulamalarının sorgulanmasından endişe etmektedirler ki VYK Başkanının görevini bağımsız, şeffaf ve mevzuata uygun biçimde yürütmesine tahammül edememektedirler?

Bugün karşı karşıya olduğumuz durumu doğru değerlendirebilmek için bu sorunun da mutlaka sorulması ve üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.

Sonuç olarak, yaşananların basit bir “nisap sorunu” olarak görülmemesi; VYK’nın görevlerini yerine getirebilmesini, karar alma süreçlerinin sağlıklı işlemesini ve Başkanın mevzuattan kaynaklanan yetki ve sorumluluklarını bağımsız biçimde kullanabilmesini güvence altına alacak gerekli adımların ivedilikle atılması gerektiği kanaatindeyim.

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin kurumsal yapısının, yönetim iradesinin ve geleceğinin herhangi bir kişi veya grubun bireysel taleplerine bağlı hale getirilmesine izin verilmemelidir. Üniversitenin kalıcı çıkarlarının korunması, hukuka ve kurumsal yönetime bağlılığın esas alınması ve VYK’nın görevini etkin biçimde yerine getirebilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.

Şemi Bora

Başkan

Vakıf Yöneticiler Kurulu

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
  • Sıcakta ruh sağlığını korumak için yapılması gerekenler
  • 16. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali 27 Ağustos'ta başlıyor
  • Babutsa Festivali Mustafa Ceceli konseriyle tamamlandı
  • Kaybolan kedi, 10 yıl sonra evine geri döndü
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
  • Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası: Pas geçme uçuş emniyetinin gereğidir
  • Kıbrıs, dijital euro için pilot uygulamaya dahil edildi
  • 2026 Dünya Kupası’nda ilk finalist İspanya
  • Balıkçılık sektörünün mevcut durumu Laguna’da masaya yatırıldı
  • KAYAD: Lapta'daki cinsel taciz iddiasında mağdur çocuk sayısı yediye yükseldi
  • Bitter çikolata sağlıklı mı? Faydaları ve riskleri neler ve ne kadar tüketilmeli?
  • Kabızlığa iyi gelebilecek altı besin ve takviye
  • Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Dikkat!
  • Yedek subay aday adaylarına son yoklama uyarısı: Son tarih bugün!
1/20