• BIST 13284.42
  • Altın 6865.09
  • Dolar 48.7547
  • Euro 55.9994
  • Lefkoşa 25 °C
  • Mağusa 26 °C
  • Girne 26 °C
  • Güzelyurt 22 °C
  • İskele 26 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 23 °C

BULUTLARIN DANSI

Hatice İNTAÇ

Gökyüzü kış mevsimine rağmen o kadar berrak ki bugün; kalın fırça darbeleriyle uçuk maviye boyanmış, üzerine resim çizilmeyi bekleyen uçsuz bucaksız bir tuval gibi.. Kaleme kâğıda gerek duymadan gözlerinizle istediğiniz resimleri çizebilirsiniz bu mavi fona. Başı sonu olmayan bir sonsuzluktur gökyüzü… Bu sonsuzluk bana nedense özgürlüğü hatırlatır hep. Biz onun sadece dünyayı kuşatan bölümünü, atmosferi görüyorsak da o; sayısız gök cisimlerini, güneşi, yıldızları, galaksileri bünyesinde barındıran uçsuz bucaksız bir umman...

Eskiden beri bilinmeyen, ancak bilim adamlarının teleskoplarla bir kısmını görebildiği diğer gezegenlerde, hatta diğer galaksilerde hayat olup olmadığı merak konusu olmuşsa da dünya bilimi bununla ilgili bir kanıta henüz ulaşamamıştır. Tarih öncesi insanları binlerce yıl boyunca, “nereden geldik” sorusuna cevap aramak için gökyüzünü gözlemlemiş ve yıldızlarla gök cisimlerinin hareketlerini izlemişlerdi. O zamanlar hiçbir gözlem aletine sahip olmadıkları için de yıldızların, ayın ve güneşin; insanları izleyen tanrıların görüntüleri olduğunu düşünmüşler ve onlara tapınmışlar hatta adaklar sunmuşlardır. Şimdiki dünya insanı bu konuda çok şey öğrenmiş olsa da gökyüzünün gizemi hâlâ çözülmüş değildir.

Gökyüzündeki değişik görüntüleri izlediniz mi hiç?.. Meselâ yağmur sonraları  beliren gökkuşağını?.. Yedi rengiyle nasıl da büyüler insanı… Ya bulutları!.. Öyle ilginç görüntülere bürünürler ki bazen, dakikalarca onlardan gözünüzü alamazsınız. Hele pamuk tarlaları misali kümelenmiş beyaz bulutlar!.. İnanılmaz güzellikleriyle özgürce dolaşırken semada, onlarla birlikte bir yolculuk hayal edersiniz bilmediğiniz diyarlara…

Doğa neler bahşetmemiş ki bize? Keşke kıymetini de bilseydik!..Yerde ve gökte var olan bütün bu güzellikler ve dünyadaki canlıların yaşaması için sunulmuş olanaklara rağmen onları hoyratça kullanan, kapasitesinden fazlasını zorla alan, düzensiz sanayileşmeyle atmosferi zehirli gazlarla boğan, teknolojiye bir türlü doyamayıp her gün daha da hayatımıza sokan ve en sonunda onu ölümcül bir silah olarak kullanan tek canlı ne yazık ki insan.. Ancak bu dünyanın ve doğanın da bir tahammül sınırı vardır. Esasen dört buçuk milyar yaşında olması doğal olarak onun da yaşlanmış olduğunun kanıtı iken; insanoğlunun ona verdiği zararlarla daha da yıpranmakta, eskimekte ve tıpkı çok üstüne gelindiğinde isyan eden insanlar gibi o da isyan edip dengesini kaybetmektedir.

Doğa her ne kadar dengesini insanın yarattığı yanlış uygulamalarla kaybetse de bir şekilde kendini tamir etmeyi ve  dengelemeyi bilir. Bu dengeyi yeniden tesis edene kadar geçen zaman içindeki olumsuzlukların cezasını da yine insan çeker. Fakat buna rağmen bildiğini okumaya da devam eder ki bunun esas sebebi insanoğlunun kıymet bilmezliği, empatiden yoksunluğu, doyumsuzluğu ve bencilliğidir. Bu durum herkes için geçerli olmamakla birlikte zamanla bulaşıcı bir hastalık gibi yayılır ve toplumu da etkileyerek duyarsızlaştırır.

Duyarsızlık; bir insanın diğer insanların ve genel manada toplumun duygusal, fiziksel ve sosyal yaşantılarıyla ilgilenmemesidir. Halbuki insandan beklenen, olaylara tepki vermesi ve duyarlılık göstermesidir. Toplumsal duyarsızlık  toplumda yaşanan her türlü olaya tepkisiz kalınması demektir ki, uzun zamandır Kıbrıs Türk toplumu olarak biz de bu durumdayız. Oysa ki; toplumların varlıklarını devam ettirebilmeleri;  olumsuz davranışları ve olayları ortadan kaldırmak için “bana ilişmeyen yılan bin yaşasın” zihniyetinden kurtulup güç birliğiyle sorunların üstesinden gelmeye azmetmesi ve bunu uygulaması ile mümkündür.

Bulutlardan başlayıp “duyarsızlık”la devam ettirdiğim yazıyı bir benzetme ile yine bulutlarla bitirmek istiyorum. Kış günlerinde kümelenen gri bulutlar vardır ya hani..Genelde bunlar yağmur bulutlarıdır ve yüklendikleri ağırlıkları yağmur olarak yeryüzüne bırakıp rahatlarlar,
hafifleyip özgürleşirler.Toplum olarak keşke biz de onlara benzesek.. Kabuğumuza çekilip
sorunları içimize atmasak… Toplansak, birlikte üstesinden gelmeye çalışsak.. Başımıza
bunları getirenlerin başına su değil, taş gibi yağsak ve hafifleyip özgürleşsek bulutlar gibi..

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Berlin'de bir ilki başardı: Sol Partili Elif Eralp kimdir?
  • Sağlıklı Bir Beslenme Çantasında Neler Olmalı?
  • Sıcakta ruh sağlığını korumak için yapılması gerekenler
  • 16. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali 27 Ağustos'ta başlıyor
  • Babutsa Festivali Mustafa Ceceli konseriyle tamamlandı
  • Kaybolan kedi, 10 yıl sonra evine geri döndü
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
  • Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası: Pas geçme uçuş emniyetinin gereğidir
  • Kıbrıs, dijital euro için pilot uygulamaya dahil edildi
  • 2026 Dünya Kupası’nda ilk finalist İspanya
  • Balıkçılık sektörünün mevcut durumu Laguna’da masaya yatırıldı
  • KAYAD: Lapta'daki cinsel taciz iddiasında mağdur çocuk sayısı yediye yükseldi
  • Bitter çikolata sağlıklı mı? Faydaları ve riskleri neler ve ne kadar tüketilmeli?
  • Kabızlığa iyi gelebilecek altı besin ve takviye
1/20