• BIST 1.093
  • Altın 468,146
  • Dolar 7,6338
  • Euro 8,9666
  • Lefkoşa 27 °C
  • Mağusa 28 °C
  • Girne 27 °C
  • Güzelyurt 25 °C
  • İskele 28 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C

Çocukları katleden kim!!!

Ediz TUNCEL

Bu ülkede çocukları katleden kim!!!

Bu ülkede doğmamış çocukların bile geleceğini çalan, hayatlarını karartan kim!!!

Bu ülkede çocuklarımızı mahveden, hayatlarını karartan, canlarını olabilecek en vahşi şekilde alan adına KKTC dediğimiz ve garabet bir siyasi zihniyetin esiri olan devlettir…

Memlekette birkaç saatlik yağış oldu, kapatılan dere yataklarından akamayan su altyapısı eksik yapılan veya yapılmayıp da kendiliğinden dere yatağına dönüşen yollardan aktı gitti, dört çocuğumuzu olabilecek en vahşi şekilde öldürdü…

Neden?

Başta bugünkü Ulaştırma Bakanlığının tüm yetkilileri olmak üzere bu devlette 44 yıldır görevini savsaklayanlar yüzünden…

13 yaşında çocuğun biri üç kuruş para kazanmak için ağır silah atış alanından hurda metal toplamaya çalışırken patlayan bir bomba yüzünden mahvoldu, hayatını kaybetti…

Neden?

13 yaşındaki çocuğu atış alanından hurda metal toplamaya iten sebep neydi?

Üç kuruş para kazanma derdi…

Belli ki bu çocuk bu araziden daha önce de patlamış bomba parçalarını topladı, hurdacılara hurda metal diye sattı…

Peki bu çocuğun bu işi yaptığını bilen ailesi, yakınları, bu çocuktan hurda metal alan hurdacılar bu çocuğu uyaracak, “bak oğlum, bu bomba parçalarının arasında patlamamış bombalar, mühimmat olabilir, elinde patlayabilir, yaralanırsın, Allah etme ölürsün,  vazgeç, bir daha buralardan böyle şeyler toplama, bize getirme, almayacağız, zaten yasaktır…”, diyecek kadar akıl izan sahibi değiller miydi!!!

Belli ki değillermiş!

Peki suçlu kim?

Kolaycılara göre “asker”!

Peki askerin işi ne? Yurt savunması…

Peki asker gerekli eğitimi nerede yapacak?

Elbette kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerde…

Peki ama buraları erişilemez mi?

Elbette erişilebilir, bütün eğitim alanını telle çevirseniz de kafasına oraya girmeyi koyan rahatça girer…

Dünyanın her yerinde askeri eğitim alanları vardır, Rum tarafında da vardır, hem de devasa bir alandır, ve buraları oldukça sapa yerlerdir, erişim ve giriş de yasaktır, ama hiçbiri 24 saat kontrol altında değildir, hatta hiç kontrol altında değildir, sadece bizdeki gibi atış bölgesi olarak bilinir.

Aklı başında kimse oralara girmez, çünkü her an her yerde patlamamış mühimmata rastlayabilirsiniz…

Genelde atış sonrası patlamamış mühimmat aranır, bulunan bulunur ve imha edilir.

Ancak bu işi yapmış olan ve anlayan herkes bilir ki şu tehlike de vardır: Yukardan büyük bir hızla gelen bir bomba, havan mermisi gibi patlayıcılar toprağa veya hedefe temas ettikleri anda patlamazlarsa yapıları ve hızları gereği toprağın içine gömülürler ve toprağın sertliğine göre de oldukça derine de giderler, dışardan arayıp da bulmak pek mümkün olmaz.

Zaman içinde yağışlarla sürüklenen, aşınan zeminde de on sene, yirmi sene, hatta kırk sene önce atılmış ve patlamamış bir mermiyi yüzeye çıkabilir.

Benim evimin avlusunda bile 74’den kalma tank mayını bulduk, üzerinden binlerce kez geçtik, patlamadı, çünkü evin bulunduğu bölge sulak bir arazi, yıllarca bahçemiz sular altında kaldı, koskoca mayının bağlantı yerleri çürüdü, üst kapak ile alt kısım şans eseri ayrıldı, zararsız hale geldi, ama bir tek patlatıcının tetik mekanizması, ki hiçbir şekilde dış etkenlerden etkilenmeyecek şekilde bir metalden yapılmıştı, zarar görmedi…

Eğer bizim evin bahçesi defalarca su altında kalmamış olsaydı ve o mayın da ıslak toprağın, çamurun içinde aylarca yatmış olmasaydı, muhtemelen aktif halde olacaktı ve üzerinden arabayla ilk geçişimizde havaya uçacaktık…

O mayın oraya Rumlar tarafından o noktadan bir çıkarma yapılma ihtimaline karşı konulmuştu ve 74’de eve ilk geldiğimizde avlunun yan tarafında yan devrilmiş ve yanmış bir askeri kamyon vardı, o kamyonun Rumların kendi yerleştirdikleri bir başka mayın tarafından havaya uçurulduğu ve bölgede başka mayınların da bulunabileceği da hiç aklımıza gelmemişti.

Asker daha sonra gelip dedektörlerle bahçeyi didik didik etti de rahatladık.

13 yaşındaki çocuğumuzun da Mevlevi’de bulduğu patlayıcı muhtemelen toprağa düştüğünde patlamayan, toprağa gömülen, daha sonra yağışlarla aşınan toprakta yüzeye çıkan, çocuğun kurcalamasıyla da patlayan bir bombaydı.

Geçen gün, üstelik de ava ve geziye açık bir arazide gezinirken kardeşimin oğlu yerde patlamamış, ama toprağa vurduğunda gövdenin bir tarafı kırılmış, açılan delikten de patlayıcı kısmı zaman içinde dışarı akmış 60lık bir havan mermisi buldu, bana göstermek için eline aldı, elinde gördüğüm anda elinde patlayacak diye yüreğim “güm” dedi, kendisine kızdım.

Yan tarafındaki deliği ve içinde patlayıcı olmadığını görmüş, o yüzden de eline almakta bir sakınca görmemiş!!!

Allah bilir kaç senedir, muhtemelen de 74’den beridir o arazide duran bir bomba, ne kadar aktif olup olmadığını kimse bilemez, ama Allah’tan ki aktif değildi. 

Özellikle de havan mermileri malesef ki yapısı gereği yere vurduğunda patlamayıp yere gömülürse, gömüldüğü yerden geriye doğru çekilirse uç kısmında sıkışan tetik tertibatı serbest kalıp bir anda patlamaya sebep olabiliyor…

Hepimizin yüreğini yakan bu vahim olayın üzerine her kafadan bir ses çıkmaya başladı, askere karşı eleştiri yağmuru başladı…

Askerler atışlardan sonra atış bölgelerinde arama tarama çalışmaları yapar, bulduğu patlamamış mühimmatı imha eder, bulamadığına da yapacak birşey yoktur, tek yapılacak şey ne olursa olsun atış bölgelerine girişi yasaklamaktır ve halktan da bilinçli bir şekilde buna uymasını beklemektir.

Sen devlet olarak bugüne kadar atış bölgelerinin tehlikeli bölge olduğunu hiç halka izah ettin mi, halkı bu konuda bilinçlendirdin mi, gereken tedbirleri aldın mı!!!

Cevap “hayır”dır…

Bu sebepten dolayı da çocuklarımız yolda sele kapılıp ölür, bombayı eline alır ölür, tarımsal ürünlerde ve çevrede kullanılan kimyasallardan dolayı kansere yakalanır ölür, tımarhaneden farksız olan yollarımızda (yani dere yataklarımızda) selden ölmezse trafik kazasından ölür, uyuşturucudan ölür, cinayetten ölür, tecavüze uğrar, bıçaklanarak ölür, ölür da ölür…

Neden?

KKTC denen devletciğimiz tam anlamıyla bir açık hava tımarhanesine döndürüldüğü ve devlet ve devleti temsil edenler üzerine düşeni yapmadığı, bencilliklerinden, harisliklerinden, rant sevdalarından bir türlü vazgeçemedikleri için…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları