• BIST 95.182
  • Altın 268,196
  • Dolar 5,8080
  • Euro 6,6160
  • Lefkoşa 24 °C
  • Mağusa 25 °C
  • Girne 25 °C
  • Güzelyurt 21 °C
  • İskele 25 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 16 °C

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'
Taner Ulutaş'tan 'Sahibine Mesajlar'

Sahibine Mesajlar

 

Sn. Serdar Denktaş, “Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge açısından Türkiye’nin atması gereken adımlar vardı. Bu adımların atmamasının sonuçlarını yaşıyoruz. 2003’te hidrokarbon konusunu gündeme getirdiğimizde yalanlamıştık. O gün söylediklerimin doğruluğu ortaya çıktı. Biz de tavır koyalım, söz söyleyelim, esas ses çıkarması gereken Türkiye’dir. Türkiye’nin bu konuda adım atmaması gerekirdi. Atmadı. 16 sene geçti. Hukuki, diplomatik ve siyasi adım var mı? Buna bakılması lazım. Türkiye’nin de da bakması lazım. Bizim cumhurbaşkanının hele de birçok konuda köşeye çektirilmiş, sizin bu konuda yetkiniz yok, siz fazla konuşmayın diye bir algı yaratılmış dediniz. Sn. Denktaş, hep söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Ağa’nın marabaları gibi değil, bir Cumhuriyetin siyasileri gibi hareket edelim dedik. Emir erleri gibi kafamızı emme basma tulumba gibi bir öne bir arkaya sallama yerine arada sırada dik tutmamız gerektiğini de söyledik. Camdaki ciğere bakarken, ciğerciden tekme yiyen Ciğercinin kedisi yerine özgürlük felsefesini benimseyen Sokak Kedisi gibi de davranmamız gerektiğini de belirttik. Ama havassu garayanni. Damda gezer takyanoz vur beline kazmayı. Değişen birşeye raslamadık.

**

Sn. Suat Yeldener,  daha önceki hükümet döneminde yürüttüğünüz, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı müsteşarlık görevini bukez Başbakanlıkta, Başbakanlık Müsteşarı olarak yürüteceğinizi öğrendik. Gerçi henüz resmi atama yapılmadı ama Başbakanlık Müsteşarı görevine getirileceğinizin, gayri resmi olarak size tebliğ edildiği söyleniyor. Bu arada atama yazsının Cumhurbaşkanlığından onay beklediği de sızan bilgiler arasında bulunuyor. Sn. Yeldener, öncelikle hayırlı ve uğurlu olsun. Hacı amca, Edison elektriği buldu, faturasını halk olarak katmerli bir şekilde biz ödüyoruz. Hükümet bireylerini halk olarak ‘Pandoranın kutusundan’ seçerek biz çıkartıyoruz. Ama halka sundukları kıynıklı ‘Zam kazıklarının’ bedelinin ceremesine de halk olarak biz katlanıyoruz. Suat ovlucuğum dikkat etsin, halk o kazıkların bedelini ödemek için pusuda bekliyor dedi

**

Sn. Ali Kaşan, önümüzdeki bayramda Suriye’ye gideceğim ve iltica edeceğim. Türk vatandaşlığından çıkacağım. Suriye vatandaşı olup, mülteci olarak Türkiye’ye döneceğim. Her ay maaş, her şey beleş. Hastaneler ücretsiz. Belki bir dükkân açacağım vergi yok. Gel keyfim gel diyerek Türkiye’deki Suriye vatandaşlarına sağlanan olanakları dile getirdin. Ali gardaş tüm bunları dile getirirken, Türkiye’de bey ve paşa gibi yaşayan Suriyelilerin yerine oralarda onlar için çarpışan ve şehit olan askerlerimizi bu cümlelere katmayı sanırım unuttun. Reis, bizim emir erlerine 100 bin kadar Suriyeliyi de siz alın talimatı gönderince, Ercan Havaalanında mülteci kampı kuruldu. Elini sallayan orada, kıçını kaldıran da uçaktan inme hazırlığında. Yalnız bizde mangır yok. Zavallılar burada sefil olabilir. Sn. Kaşan, yüz verdikleriniz bir süre bakarsınız astarını da isterler. Astarı sonrasında tavşanın suyunun suyundan da koy deyiverirler. Ayşaba, Reise Suriyeliler konusunda bize yamuk yapma dedik. Allah’a şükür, Reis yamuk yapmadı ama kare, üçgen ve dörtgen yaptı. Sıkıntı yok dedi.

**

Sn. Cemal Kuyucu, Sağlık Bakanı Ali Pilli'nin özel kalem müdürü görevine getirildiğinizi öğrendik. Öncelikle, Sağlık Bakanlığı gibi zor bakanlıktaki göreviniz için kolay gelsin diyelim. Sn. Kuyucu, sağlık bakanlığının gonno toprağında çalışmak, o gonno toprakta iğne ile kuyu kazmak ile eş değer taşır. Söz konusu insan ve insan sağlığı olunca, o noktada iş çok daha büyük boyutlara taşınır. Bu görevin üstesinden geleceğinizden eminiz. Ancak sizin sağlıkta iş yapmaya çalışırken ananız ağlarken, geride play back yapacak olanlar da olacak. Boş verin Allah Kerim deyip işi geçiştirirseniz, Kerim’in kuyusunun da derin olduğunu ve ya ipin kısa gelmesi nedeniyle yada kuyunun derin olmasından dolayı kuyuda kalmış olacaksınız. Bu nedenle Kerim’e boş verip yola devam edin deriz. Sağlıkta, sağlıklı günler dileriz.

**

Sn. İrem Uygun, sosyal medyadaki paylaşımında, adamlar ellerini kollarını sallayarak gündüz vakti bir kuyumcudaki eşyaları sirkat ediyor, bir kadını darp ediyor, gayet soğukkanlı vaziyette çaldıkları eşyalarla memleketi geziyor, sonra da hiçbir şey olmamış gibi ülkeden çıkıp gidiyor. Böylesine film senaryolarında bile inandırıcılıktan uzak karşılanacağından yer vermezler. Ama bizim memlekette görüldüğü üzere herşey mümkün. Gerçekten şaka gibi. Can ve mal güvenliğimizin bu şartlarda her an tehdit altında olduğu aşikâr. Allah yardımcımız olsun dediniz. Sevgili İrem, önce Cemaattik. Sonra Otonom olduk. Otonom’dan Federe devlete en sonda KKTC’de karar kıldık. Bu süre içerisinde önce Türkiye’den akın akın gelenler vardı. Bu akın durdu. Türkmenler, Pakistanlılar, Vietnamlılar derken, Kamerun, Kongo, Nijeryalılara kucak açtık. Ve en sonda İran’lılar misafirimiz olmaya başladık. Çok renklilik ve çık seslilik derken sorma gir hanı, sormadan ve denetlenmeden git olarak değişti. Elini kolunu sallayarak gelip soyan, denetim zafiyetinden dolayı Teksas’ın vilayetinde, boğazımızda düğümlenen hıçkırık oldu. Ne öksürsek, ne tıksırsak nede kuru ekmek yesek o hıçkırığı temizleyemiyoruz.

**

Sn. Ömer Meraklı, Balalan köyünde, eskiden toprağı işleyen, çoluk çocuk, köyde 550 kişi yaşarken, şimdi 45 kişi yaşarmış dedin. Muhtarım ne gam ne keder. Ağa’ya bir telefon kadar uzağız. Ağam yetiş dersek, anında hızır gibi yetişir ve buraları insan seline dönüştürür. Baktık Ağanın cep telefonu, şu anda kapsama alanı dışındadır ulaşılamıyor diyor, anında Nijerya, Kamerun, Pakistan ve Vietnam elçilerine bir telefon eder köyün nüfusunu 45’den 1875’e çıkartırız. Ömer Muhtarım, Balalan köy sakinleri bir düşünsünler. Bana bi adım gel desinler, Allah inandırsın ben, onlara freni patlamış kamyon gibi gelmezsem namerdim. Vallahi köyü insan seline döndürürüm. Haaaa sonrasında başlarına geleceklere karışmam. Allah’tan geldi derlerse ona da mesele yok derim.

**

Sn. Enis Elagöz, Telekomünikasyon Dairesi Müdürü olarak yapmış olduğunuz açıklamada, Telekomünikasyon Dairesi ve Türk Telekom Internet ana omurgası üzerinde yapılacak çalışma nedeniyle Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri 02.00-06.00 saatleri arasında internet kesintileri meydana gelebileceğini belirttiniz. Da Hafize Teyze ile Abülmecit amca, Telekomünikasyon Dairesi ve Türk Telekom Internet ana omurgası üzerinde yapılacak olan çalışmanın ne olduğunu pek anlayamadı. Yahu efendiler, omurgası olmayan ve sık sık kesilmeyi bir tarafa bırakın, vizileye vizileye öldüm, ölüyorum diye bas bas bağırarak işlem yapan birşeyin olmayan omurgası üzerinde nasıl çalışılacak diyorlar. Sn. Elagöz, bilgisayar başında uyuyakalan ve ertesi gün nezle olup da, Neden? diye soranlara,  windows açık kalmış. Ondan diyenlerin dışında, bizlerde lastiği patlak traktörün çamur deryasında gittiği gibi, inleyerek geldim geliyorum diyerek selamı verdikten sonra kaybolan internet önünde stresten kaynaklanan akut kalp yetmezliğinden mortoyu çekmeye az kaldı. Siz kesintiler için bizlerde sinir ve öfkenin yarattığı kalp krizinden dolayı henüz ölmediğimiz için sizlerden özür dileriz.

**

Sn. Cumali Temel, Yenierenköy Belediye Meclis üyesi olduğunuz Yeniden Doğuş Partisinden istifa ettiğinizi açıkladınız. İstifanız sonrasında da Belediye Meclis üyeliğini bağımsız olarak sürdüreceğinizi belirttiniz. Sn. Temel, piste kaptan pilotun tam gaz verdiği 737 yolcu uçağı pisten havalanırken, motorunun birisinin arıza sinyali vermesi, ileride yolcu uçağının arızasının büyüyebileceğini de gösteriyor.  Bakın, ben bardak kırınca “sakar” annem kırınca “nazar”, babam kırınca “o bardağın orda ne işi var demesine alıştım. Sanırım partilerde meydana gelen istifalar sonrasında, parti ileri gelenlerinin yahu zaten gönderecektik. Bir işe yaramıyordu. Kapının önüne koymadan o ayrıldı demelerine inan alışamadım.

**

Sn. Öntaç Düzgün, son günlerde ceplerimize tuz ruhu döken. Tutunca elektrik yüklü olduğu için elimizi tepen ceryan faturaları ile ilgili çok önemli tespitlerde bulundun. Örneğin,  Dipkarpaz ve Sipahi’de yaşamakta olan Rumlara ait 194 elektrik sayacının 19 Milyon TL’yi aşan miktarın, keza Pile’de yaşayan Kıbrıslı Türklerin toplam 218 elektrik sayacının tüketim miktarının da belirlenmediği nedeniyle Kıb-Tek tarafından tahsil edilemediğini belirttin. Kumarhaneler, Karpaz’da yaşayan Rumlar ve Pile’de yaşayan Kıbrıslı Türkler derken, bunların elektrik harcamaları da gariban-ı umumiyenin dağarcığına konuyor desene. Sn. Düzgün, görme engelli birisi tuttuğunu, ama maşallah bu ülkeyi yönettiğini sanan emir eri tayfası da hem tuttuğunu, hemde tutamadığını öpüyor.

**

Sn. Mehmet Salih, KKTC denen devletin, yerden 100 metre yüksekte hükmü yok, suçlu uçtu mu olay biter. TC anamızda suçlu yere indikten  sonra, neden yakalanıp iade edilmiyor. Bu konuda,  konuşan tartışan haber yapan var mı? Doğruyu konuşmamaktan çatlayacaksınız dediniz. Mehmet Salih gardaş, Ağa pohunun üstüne ‘Maraba’nın pohunu yaptığı nerede görüldü? Ağa ister çişini isterse pohunu yapar. Marabası da el pençe divan durarak, Ağam çok yaşa diye cibbana tutar. Asiye teyze, o Mehmet Salih ovlucuğuma, İskoçya’da, kadınlar, erkeklerin etek boyuna karışıyor mu ki, o Ağanın bir marabası olarak Ağanın pohuna karışıyor diye sorun dedi. Sn. Salih, biz bizim siyasileri seçerken hep onların yapacakları ile ilgili buz gibi hayallerimiz oldu. Şekerden evlerimiz olacak hayalleri kurduk. Ama seçilip geldikleri zaman yağdırdıkları yağmur sonrasında ne buzdan hayallerimizi, nede şekerden evlerimizi bıraktılar.  

**

Sn. Mustafa Zurnacılar, Yeniboğaziçi sahil şeridine yapmayı düşündüğün, bisiklet ve yürüyüş yollarının yanısıra bölgeyi güzelleştirme girişimin, halk nezdinde büyük sempati topladı. Yapılmaya başlanan alt yapının, turizme büyük katkı sağlayıp, turisti bölgeye çekecek yorumları yapılırken, senin bu çabaların bazılarını çatlatıyor. Yahu biz Mustafa’nın, zurna bile çalamayacağını hesaplarken, başkan önce klarnet, sonra gitar en sonda orgun en alasını çalmaya başladı. Hatta keman ile de Bethoven ile Mozhart’ın gitar resitallerini de sunmaya başladı diyorlar.  Sevgili Mustafa, Ayşaba, Mustafa ovlucuğumun ikinci adını bundan sonra okyanus koyacağım. Bu yaptıklarından sonra  hiç bir şeyi yapmasa bile yapmaya çalıştıklarının engin okyanuslar gibi dalgası büyük olacak dedi.

**

Sn. Gürsel Karagözlü sosyal medyadaki paylaşımında, KKTC emekli polisler derneğine ve polis genel müdürlüğüne çağrımdır. Malumunuz KKTC de polis örgütünde personel eksikliği olduğu söylenmektedir. Polis emeklileri derneği üyelerini toplantıya çağırsın ve sağlıkları elverişli olan gönüllü emekli polislerin, uygun yerlerde karakollarda telefonlara bakma şoförlük yapma vs işlerini emekliler yapsın ve bu gibi görevlerde olan polislerin sokağa çıkmasını sağlasınlar. Ben Lefke bölgesinde gönüllüyüm. Gün-de 3- 4 saat bana uyar. Polis alınana kadar göreve talibim dedin. Sevgili Gürsel, senin yazdıkların anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna niyetine az gelecek. Hatçe teyze, benim yakından tanıdığım birisi, kasiyer olan eski sevgilisine, marketten Hıyar aldım, ayni sen deyince eski sevgili de tamam şimdilik cevap vermeyeyim. Elbet, evde Kaşar bitecek dediğini söyledi. Kısacası bizde de hıyarlar ve kaşarlar bitene kadar bu zarıncamaları çekeceğiz.

**

Günün Sözü:

 

Günün Sözü

Sen birşeyler verdikçe dost

Görünen çok olur.

Birde sen iste gör bak

Hepsi birden yok olur

 

Günün Fotoğrafı:

gn6.png

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler