• BIST 14012.42
  • Altın 6898.09
  • Dolar 48.3814
  • Euro 56.1226
  • Lefkoşa 31 °C
  • Mağusa 30 °C
  • Girne 29 °C
  • Güzelyurt 29 °C
  • İskele 30 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C

“ Şeylerini biraz çekseler, Türkiye’ye kadar uzar”

Ayşegül Garabli

Türkçe öyle bir dil ki, tek kelimenin kullanılış şekli, insanı vezir de yapabiliyor, rezil de.

Yeter ki, kelimede hata yapmaya görün.

O yüzden cümle kurarken kelimeleri özenle seçmek zorundasınız.

Yoksa, rezil olmakla kalmayıp, cehaletinizi de tüm çıplağıyla sergilemiş olursunuz.

Sanırım üniversite üçüncü sınıftık.

Mekanik derslerimizden birinde hoca, “uzama katsayısını” anlatıyordu.

Bilirsiniz Türk’ün, özellikle de belli bir konumda olanların yapısında sahiplenme duygusu vardır ve bu dile yansır.

Ya cümleler hep “Benim” diye başlar ya da “kentim”, “okulum”, “kitabım” ,”halkım” diye bir çok şeyin sahibi olunduğu algısı yaratılır.

Gerçi bazen de bu samimiyet ifadesidir ancak genelde siyasiler ya da mevkii sahipleri, üzerinde hüküm sürebilir mantığıyla söyler.

Bizim hocamız da, samimiyetten olsa gerek, her şeyin ona ait olduğunu gösteren takılar kullanarak anlatırdı dersi.

Yine o malum günde, “uzama katsayısını” anlatmak için örnekleme yapıyor.

Aldığı bir ip parçasını ve iki raptiyeyi bize gösterdikten sonra,

“Evet arkadaşlar, gördüğünüz gibi ipimi iki ucundan, raptiyelerimle gergin bir şekilde tahtama tutturdum”

“ ipim iyice gerilmiş durumda değil mi?” diye sorarak ipin gerginliğine dikkat çektikten sonra bomba cümleyi patlattı.

“Ama , şeyimi ortasından tutup çekersem  uzar ve bu uzama ölçülebilir” …

İşte tam bu cümleden sonra 200 kişilik anfi koptu.

Herkes, işi edepsizliğe vurdu ve hocaya, “Sizinkinin ne özelliği var, herkesin şeyi çekilince uzar” diye laf atanlar mı ararsınız, gülme krizine girenler mi., utanmazlık diz boyu yani.

Her şeyi sahipleneceğim diye, samimiyet belirtisi gösterirken kullanılan yanlış bir kelime,  hocayı “rezil” etmeye yetmişti.

Ya da asıl rezil anfideklerdi ancak sonuçta hoca kullandığı cümleden utanç duyup sınıfı terk etmişti.

Ama ne yazık ki, herkes hocamız gibi, sahiplenmeyi samimiyet göstergesi olarak kullanmadığı gibi, sonucundan da utanç duymuyor.

Misal Türkiye Cumhurbaşkanı’nın, güvendiği için (!) fikir danıştığı “Baş danışmanı” Yiğit Bulut.

Gerçi, Yiğit Bulut derseniz kimse tanımaz, tanınması için “Jöleli” demelisiniz.

Evet jöleli Başdanışman, Kıbrıs’ı öylesine sahiplenmiş, öylesine kendine ait görmüş ki, adanın bütünleşmesi halinde, Türklüğün de, İslamiyet’in de yok olacağını savunmuş ve KKTC için, “Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti, eğer o şekilde devam etmek istemiyorsa Türkiye’nin vilayeti olur yoluna öyle devam eder” şeklinde bir hüküm vermiş.

Kendine hüküm verecek yetkiyi bulmuş bulmasına da, keşke KKTC’nin açılımının “ Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti” değil de “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” olduğunu öğrendikten sonra yapsaymış bu açıklamayı.

Böylece dünyaya rezil olmazdı.

Cumhur başkanını, en baş danıştığı adam olarak hüsrana uğratmazdı(!)

Ama sanırım bu açıklamayla en çok hüsrana uğrayanlar Kıbrıs’ta bir çözüm olmadı diye etekleri zil çalıp, “Artık KKTC’ tanıtılacak” diye kendilerini avutanlar oldu.

Bu açıklama adeta bu kişilere kapak oldu.

Baksanıza, TC Cumhurbaşkanının fikir danıştığı adam bile, KKTC’nin ilhakından söz ediyor.

Babasının malı gibi görüyor.

Hem de adını dahi doğru dürüst bilmezken.

O yüzden, KKTC’nin tanınacağı hayalinin peşinden koşanlar, hayallerini bir kez daha gözden geçirsinler derim.

Yoksa bırakın KKTC’nin tanınmasını, “KK”’sı gidip, yalnız “TC”si kalacak.

Kim bilir belki de başdanışman dünyaya rezil olduğu kelime hatası, Kıbrıslı için öngörülen kabustur aslında.

Hocanın dediği gibi, belki de “şeylerini biraz çekseler Türkiye’ ye kadar uzanıp bağlanır” diye bir düşünce vardır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Sıcakta ruh sağlığını korumak için yapılması gerekenler
  • 16. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali 27 Ağustos'ta başlıyor
  • Babutsa Festivali Mustafa Ceceli konseriyle tamamlandı
  • Kaybolan kedi, 10 yıl sonra evine geri döndü
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
  • Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası: Pas geçme uçuş emniyetinin gereğidir
  • Kıbrıs, dijital euro için pilot uygulamaya dahil edildi
  • 2026 Dünya Kupası’nda ilk finalist İspanya
  • Balıkçılık sektörünün mevcut durumu Laguna’da masaya yatırıldı
  • KAYAD: Lapta'daki cinsel taciz iddiasında mağdur çocuk sayısı yediye yükseldi
  • Bitter çikolata sağlıklı mı? Faydaları ve riskleri neler ve ne kadar tüketilmeli?
  • Kabızlığa iyi gelebilecek altı besin ve takviye
  • Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Dikkat!
  • Yedek subay aday adaylarına son yoklama uyarısı: Son tarih bugün!
1/20