• BIST 14012.42
  • Altın 6898.09
  • Dolar 48.3814
  • Euro 56.1226
  • Lefkoşa 33 °C
  • Mağusa 31 °C
  • Girne 30 °C
  • Güzelyurt 31 °C
  • İskele 31 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 28 °C

“Ya susup otur ya da terk et”..

Ayşegül Garabli

Kıbrıs sorunu çözülsün mü istiyorsun?

O zaman “Rumcusun”, “Hainsin”, “Ajansın”

Kıbrıs’ta ne Türkiye’nin, ne İngiltere’nin, ne Yunanistan’ın ne de başka bir ülkenin vesayetini istemiyor musun?

O zaman da “Rumcusun”, “Hainsin”, “Ajansın”

Hatta en masum istek olan Barış isteğini dile getirirsen de, “Rumcusun”, “Hainsin”, “Ajansın”.

Bu durum, dün de böyleydi, bu günde böyle, hatta ve hatta  Kıbrıs Sorunu çözülene kadar da böyle olacak.

Çünkü mesele ne  “Rumculuk”, ne “Hainlik” ne de “Ajanlık”.

Mesele, var olan statükonun devam etmesini sağlama meselesidir.

Kıbrıs’ta bunu bilmeyen de yok zaten.

Ancak yine de çözüm ihtimali kuvvetlenir kuvvetlenmez, barış isteği yüksek sesle dillendirildiği vakit, hemen başlar bu suçlamalar.

Zira olası bir çözümün önüne geçilmesi gerek.

Maazallah bir çözüm olursa, yasadışı alınan kararlar ve uygulamalar için hesap vermek gerekecek.

Hele bir de haksız yere alınan ve dağıtılan mallar var ki, onların hesabı, verilecek gibi değil.

Kolay mı öyle Mercedeslerden, Jeeplerden inip, ata, eşeğe binmek , arsaları, villaları bırakıp, apartman dairesine talim etmek?

O yüzden de  ya “Çözüme hazır değilizdir” ya da, çözüm isteyenler, “Rumcu”, “Hain” ve “Ajandır” (!)

Kendileri ise en büyük “Milliyetçi”(!)

Yıllarca yöntem hiç değişmedi.

Bayrağa, milliyetçiliğe sığınıp, son zamanlarda söylemlere birazcık da “dini ifadeler” katıp, çözüm  isteyenler itibarsızlaştırılmaya ve suçlanmaya çalışıldı hep.

Ancak çözüm “ tehlikesi” geçer geçmez de, derin bir “ oh”  çekilip, yan gelip yattıldı

Yani öyle hiç kimsenin, “Çözüme hazırlanma” gibi bir çabası olmadı.

Hatta ve hatta, “çözüm olursa Rumlar bizi kesecek, öldürecek” diye ortalığa korku salmaya çalışanlar, her Allah’ın günü Rum tarafına gidip, domatesine kadar Rum marketlerden almaktan da geri kalmadı.

Zaten bu sözde milliyetçilerin milliyetçilikleri de sadece çözüm ihtimaline karşı bir milliyetçilik.

Yoksa milletin anası ağlamış, millet göç etmek zorunda kalmış, uyuşturucu gençliği bitirecek noktaya gelmiş, kanser her eve girmiş, eğitim bitmiş, hiç birinin umurunda değil.

Milliyetçiliğin temel unsuru olan milletin, önemsenmediği, dikkate alınmadığı bir milliyetçilik yani.

Hatta öyle ki, bu büyük milliyetçiler(!),  milletin malını yabancı sermayeye satmakla gurur duyan milliyetçiler.

Gerçi bunları anlatmaya gerek yok aslında, küçücük ada da, herkes kimin ne olduğunu biliyor.

Hatta öyle ki, kendisine “Rumcu”, “Hain”, “Ajan” gibi ifadeler kullanılan kişi, doğru yolda olduğunu teyit etmiş oluyor.

Ancak son zamanlarda MHP’den ithal edilen bir söylem var ki, o beni gerçekten çok üzüyor.

“Ya sev ya terk et” söylemi, “ Çözüm istiyorsan KKTC’yi terk et ve git Rum tarafında yaşa” şeklinde  Kıbrıs’a uyarlanmış.

Hem de bu söylemi söyleyenler sadece devşirilen Ülkücüler değil.

74 öncesi omuz omuza savaştığı arkadaşını ülkesinden kovmaya kalkan Kıbrıslısından, “dağdaki gelmiş bağdakini kovuyor” misali Kıbrıslıyı kendi ülkesinden kovmaya kalkışan göçmene kadar bir çok çözüm karşıtı kişi, kullanıyor bu söylemi.

İçlerinde  toplumda “aydın” sınıfına konulanlar bile var.

Düşünebiliyor musunuz, 1974 öncesi varlığı, yokluğu birlikte çektiğiniz, beraber var olma direnci gösterdiğiniz kişilere, “Çözüm istiyorsan git Rum tarafında yaşa” diyeceksiniz.

Bunu söyleyebilmeniz için, ya özünüzü kaybetmiş olmalısınız ya da çıkarlarınız, insanlığınızın önüne geçmiş olmalı.

Kaldı ki, kendi milletini vatanından kovan kişiye milliyetçi denebilir mi?

Her gün Türkiye’ye şükran sunup, Türkiye’yi KKTC’nin sahibi görüp, kendi milletini, kendi vatanından kovmak nasıl bir milliyetçilik anlayışıdır?

Şimdi birisi de kalkıp, “Siz gidin her gün şükran çektiğiniz Türkiye’de yaşayın” derse ne olacak?

Kıbrıslıların yarısı Rum tarafına, diğer yarısı da Türkiye’ye gitsin.

Peki Kıbrıs’ın kuzeyi kime kalsın?

Bu büyük milliyetçiler (!), uğruna çözümü, barışı öcü gösterdikleri mallarını bırakıp Türkiye’ye gidip yerleşebilecek mi o zaman?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Sıcakta ruh sağlığını korumak için yapılması gerekenler
  • 16. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali 27 Ağustos'ta başlıyor
  • Babutsa Festivali Mustafa Ceceli konseriyle tamamlandı
  • Kaybolan kedi, 10 yıl sonra evine geri döndü
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
  • Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası: Pas geçme uçuş emniyetinin gereğidir
  • Kıbrıs, dijital euro için pilot uygulamaya dahil edildi
  • 2026 Dünya Kupası’nda ilk finalist İspanya
  • Balıkçılık sektörünün mevcut durumu Laguna’da masaya yatırıldı
  • KAYAD: Lapta'daki cinsel taciz iddiasında mağdur çocuk sayısı yediye yükseldi
  • Bitter çikolata sağlıklı mı? Faydaları ve riskleri neler ve ne kadar tüketilmeli?
  • Kabızlığa iyi gelebilecek altı besin ve takviye
  • Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Dikkat!
  • Yedek subay aday adaylarına son yoklama uyarısı: Son tarih bugün!
1/20