• BIST 1.191
  • Altın 487,269
  • Dolar 7,9427
  • Euro 9,4068
  • Lefkoşa 21 °C
  • Mağusa 22 °C
  • Girne 23 °C
  • Güzelyurt 19 °C
  • İskele 22 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

KTMMOB: Türkiye’den gelen su, sonsuz bir su kaynağı değildir!

Su kaynaklarımızı geliştirip, çeşitlendirerek, verimli ve doğru şekilde kullanmalıyız.
KTMMOB: Türkiye’den gelen su, sonsuz bir su kaynağı değildir!

Su problemi adamızınneredeyse  50 yılı aşkın süredir en önemli sorunlarından birisidir. Bu gerçek bilinmesine rağmen; su kaynaklarımızın korunmasına ve sürdürülebilir yönetimine dair  herhangi bir ülkesel su politikası geliştiremediğimiz gibi, son günlerde yaşanan su sıkıntıları  bizi adaya Türkiye’den su getirildiği günlerin bile  çok gerilerine  taşımıştır. İçinde bulunduğumuz su sıkıntısı tam bir su buhranıdır ve bu konuda birarpa boyu yol kat etmediğimizin en açık göstergesidir.

Uzun yıllar boyunca ada ülkesinde yaşadığımız bilincinden uzak bir şekilde suyu sonsuz kaynak olarak düşünmek ve su yönetimini planlamamak bugün yaşadığımız su sıkıntısının temel nedenidir. Su kaynaklarımızın çok sınırlı olduğu uzun yıllardır bilinmesine rağmen suyu doğru kullanmak adına etkin bir su politikası geliştirememiş olmak ise yapılan en büyük yanlıştır.Ülkemizde net bir veri olmamasına rağmen kullandığımız suyun yaklaşık %70 -75 kadarının tarımda, %15 -20 kadarının evlerde ve %10-15 kadarının ise sanayide kullanıldığı tahmin edilmektedir. En büyük su tüketici sektörü olan tarımda yapılan plansız gelişmeler, su tüketimini sürekli olarak tetiklemektedir. Evlerimizde ve sanayide kullanılan suların ise arıtılıp tekrar kullanılması mümkünken maalesef bu imkan kullanılmamakta ve hatta arıtılmayan atıksular bir taraftan halk sağlığını tehdit ederken diğer taraftan temiz yeraltısu kaynaklarımızı kirletmeye devam etmektedir.  Yer altından kontrolsüz su çekimleri ve bunun sonucunda akiferlerin büyük oranda tuzlanması ise su kaynaklarımızı artık sürdürülebilirlikten uzak bir noktaya taşımıştır. Su konusunda yaşanan bu gelişmeler bilinmesine rağmen, reel olarak hiçbir çalışma yapılmamış, önlem alınmamıştır. Tüm bu hatalar su kaynaklarımızın tükenmesine neden olmuş,  çözüm olarak Türkiye’den deniz boru hattı ile adamıza su getirilmiştir. Böyle bir su kaynağına kavuşmak tüm sektörleri rahatlatsa da mevcut su kaynaklarımızın idamesi için  yapılacak çalışmalar konusunda rehavete kapılmamıza neden olmuştur. Gelinen noktada yaşadığımız su buhranı bunun en açık göstergesidir. Soruyoruz; suyun adaya geldiği günden başlanarak besleme–çekim dengesinin korunması, yeraltı su kaynaklarımızın beslenebilmesi için ne yapıldı? Akifer denetimi için herhangi bir proje hayat geçirildi mi? Alternatif su kaynakları yaratabilmek için ne yaptık? Şehirler için kaç tane yeni deniz suyu arıtma tesisi projelendirebildik? Atıksu  arıtma tesislerinin sayısını  artırabildik mi? Arıtılmış suyu tarımda , sanayide kullanabilmek adına projeler geliştirebildik mi? Kuyulara denetim yapabildik mi? Sayaçlandırma veya kapatma işlemi uyguladığımız kaç kuyumuz var? Kullandığımız suyun %70 -75 kadarını tarımda kullandığımızı bilmemize rağmen tarımsal sulamadaki kayıpları asgariye indiren teknolojilere geçtik mi? Su tasarrufu yapma adına, çok su isteyen tarımsal ürünlerden az su isteyen tarımsal ürünlere geçmek için tarım politikaları geliştirdik mi? Baraj, gölet yapabildik mi? Dahası var olan göletlerimizin bakımını ve temizliğini yapabildik mi? Su tasarrufu için hangi bilinçlendirme çalışmaları yürüttük?  O günlerde de söyledik yine söylüyoruz; Türkiye’den gelen su, bizim nesiller  boyu kullanacağımız bir su kaynağı değildir, Türkiye de su fakiri olma yolunda bir ülke ve bu kaynak sınırsız değildir. Su sorunumuzun kalıcı ve gerçek çözümü başka bir ülkeden su getirmek ve buna bağımlı olmak değildir. Mevcut kaynaklarımızı mutlaka geliştirip, çeşitlendirerek, verimli ve doğru şekilde kullanmalıyız.

 

Çok geç olmadanödevlerimizi yapmakzorundayız. Adaya gelen suyun yönetiminin, mevcut su kaynaklarının korunması için yapılacak çalışmalar ile eşgüdüm içerisinde planlı ve strateji kapsamında sürdürülmesi kaçınılmazdır. Suyun tükenmez bir kaynak olmadığı bilinmeli, iyi planlama yapılmalıdır. Bir an önce ; Su havzası yönetim planları hazırlanmalı, su kaynaklarının ve kütlelerinin (dereler, göletler, kıyı suları) kalitesi ve miktarı hakkında envanter oluşturulmalıdır. Akifer denetim projeleri hayata geçirilmeli, kuyular bir an önce denetlenerek sayaçlandırılmalı,izinsiz veya uygun olmayanlar kapatılmalıdır. Yağmur suları ada çapında değerlendirilmeli, arıtma tesisleri artırılarak çıkış suyu kullanımı sağlanmalı, Şehirlerimiz için deniz suyu arıtma tesislerini artırılmalıdır.Tarımda, sanayide ve hatta evlerimizde su tasarruflu teknolojilere geçmeli, tarımsal sulamadaki kayıplar asgariye indirilmelidir. Yaygın ve sürekli olarak  su tasarrufu ile ilgili eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.

 Sonuç olarak; Türkiye’den gelen kaynağı en verimli şekilde değerlendirirken, kendi su kaynaklarımızı geliştirme ve koruma hedefiyle hareket etmeli, kendi kendimize yetecek noktaya gelmek için uğraş göstermeliyiz. Bir ada ülkesinde yaşadığımızın bilincine vararak doğal kaynaklarımızı ve özellikle kıt su kaynaklarımızı kurtarmak adına acil eylem planları yapmalı ve bu konuda ışık tutacak olan ülkesel su politikamızı oluşturmalıyız.

Birçok alanda ihtiyaç duyduğumuz gibi su konusunda da sürdürülebilir bir politika çerçevesinde mevcut kaynaklarımızın doğru ve verimli bir şekilde kullanıldığı ve adamız için suyun bir sorun olmaktan çıktığı günler diliyoruz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler