Detay Kıbrıs Gazetesi Bugün
  • BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Lefkoşa 19 °C
  • Mağusa 19 °C
  • Girne 19 °C
  • Güzelyurt 16 °C
  • İskele 19 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

Ortadoğu'nun Ortaoyunları...

Ediz TUNCEL

Tam 15 yıl önce, yaklaşık 7 yıl süren bir bilgi ve belge toplama sürecinden sonra yukardaki başlığı taşıyan bir kitap yayınlamıştım.

O günden bugüne köprülerin altından çok sular aktı, ama tek birşey değişmeden kaldı: ABD'nin enerji politikası ne pahasına olursa olsun uygulamada kaldı ve bu politikayı yürütecek uzaktan kumandalı ve son kullanım tarihli kuklalar yaratılmaya devam edildi.

Nerde enerji varsa, orada ABD kaynaklı dert vardır, hem de en rezilinden, en vahşisinden, en çirkininden, en adisinden, en kalleşinden...

1950 sonrasındaki siyasi tarihe baktığınızda Güney Amerika'da, Afrika'da ve Ortadoğu'da petrol kaynaklarına sahip olan tüm ülkelerin canına ABD eliyle okunmuştur.

Normal şartlarda enerji kaynaklarına sahip olan ülkelerin ve toplumların refah içinde yaşaması gerekirken, bu ülkeler açlık, sefalet, iç savaş, terör, anarşi, en rezilinden siyasi rejimler ve politikacılardan muzdariptirler ve ABD'denin siyasileri yıllar sonra çıkar ve der ki "o işi bizim çocuklar halletmişti"...Buna Türkiye'deki 12 Eylül 1980 darbesi de dahil!!!

Şu sorunun cevabını bir düşünün: İnsanları gaz odalarında katleden, bombalayan ve kurşuna dizen Nazi Almanyası mı ve gelmiş geçmiş en dallama faşist ilan edilen Hitler ve avanesi mi daha kötüdür, yoksa ortalıkta ne kadar faşist İslamcı, manyak dinci varsa hepsini toplayıp da "özgürlük savaşçısı" terörist sürüleri yaratan ve bu terörist sürüleri eliyle enerji kaynaklarının olduğu coğrafyalarda kendi çıkarları doğrultusunda dizaynlar yapmak için milyonlarca erkeği, kadını ve çocuğu kafalarını keserek, tecavüz ederek, palalarla parçalayarak, yakarak, denizlerde boğulmalarına sebep olarak katlettiren Amerika Birleşik Devletleri mi daha kötüdür...

Hade bakalım, burdan yakın biraz!!!

Bir de şöyle soralım: sözde "düşmanlarını" dayaktan ezip eleyen, askılara asıp elektrik veren, en sonunda kafasına bir kurşun sıkarak ortadan kaldıran Hitler'in Gestapo'sunu mu tercih edersiniz, yoksa ABD'nin eseri olan IŞİD, El Nusra, El Kaide ve daha adını sayamayacağımız kadar çok olan ve insanları yakarak, tecavüz ederek, kafalarını tavuk gibi keserek, asit içirterek öldüren kudurmuş mahluklar sürüsünü mü tercih edersiniz...

Nazi Almanyası Amerika Birleşik Devletleri eliyle "tertiplendikten" kısa süre sonra kim derdi ki ABD sermayesinin rant çarklarını döndürmek için yaratılan ABD siyaseti Hitler'in avanesini bile aratır olacak!!!

Böyle bakış açısı olur mu, diye de sorabilirsiniz!!!

Mal ve manzara ortada...

Varsa alternatif, buyrun, anlatın.

Önce bir biri arkasına bombalar patlıyor, Ankara'nın göbeği delik deşik ediliyor, sonra dünyanın en büyük havalanlarından biri olan İstanbul Atatürk Hava limanı vuruluyor...

ATATÜRK HAVALİMANI...Ankara Esenboğa filan, veya bir başka hava limanı değil...

Sonra, final geliyor, 15 Temmuz'da Türkiye'de hepimizin malumu askeri bir darbe girişimi oluyor, Atatürk Türkiyesi'ne son darbe indirilmek isteniyor...

Eski yoldaşları tarafından arkadan vurulunca AKP iktidarı bar bar bağırıyor, bu işi ABD'nin desteğindeki Fetullah Gülenciler tezgahladı diyor, ABD Başkan Yardımcı Biden çıkıp Türkiye'ye geliyor, yanına Başbakan Binali Yıldırım'ı alıyor, "biz bu işi internet oyunu falan sandık" diyor, düpedüz AKP iktidarını alaya alıyor, bir nannik yapmadığı kalıyor, çekip gidiyor, bar bar bağıranlardan Biden'in yüzüne karşı "tıs" diyen yok, "nerde senin çocuklar" diyen yok...

Sürecin başına dönersek, AKP iktidara geldiğinde uğraşacağı bir PKK'sı vardı, ki o da Türk Ordusu tarafından o sırada tamamen ezilmiş, sindirilmiş durumdaydı...

ABD'nin aklıyla bir açılım saçılım politikası uygulandı, Türk Ordusu binbir entrika ve alavera dalavera ile perişan edildi, darmadağın edildi, beş paralık edildi,  PKK ise şehirlere indi, sokakları tuttu, canının istediği yerde vurmaya başladı...

Yetmedi, AKP iktidara geldikten sonra Fetocular ve bilimum cemaatçiler ordu da dahil olmak üzere her deliğe girdi, tepeden tırnağa örgütlendi, yargıyı, askeri, polisi, siyaseti, ticareti ele geçirdi...

Yetmedi, AKP iktidarı boyunu aşan işlere girişti, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi denen rezillikler projesi kapsamında "eş başkan" oldu, burnunu her pisliğin içine soktu, sonra da bulaştığı pislikten nasıl temizleneceğini şaşırdı, beslediği yılanlar gün geldi kendini soktu, yüzlerce insanı katletti, parçaladı, akıl almaz sapıklıklarla Türkiye'yi bir terör ülkesi haline getirdi, bombalanmadık, darmadağın edilmedik ne başkenti kaldı, ne havalanları...

Yetmedi, eskiden sadece Yunanistan ile sürtüşen Türkiye, AKP iktidarı sırasında Yunanistan'ı bir kenara bıraktı, Suriye, Irak, İran ve Rusya ile bütün ilişkiler altüst oldu...

Bu süreçte doğal olarak beklenen şey, Suriye, İran, Rusya ve Irak iktidarlarının Türkiye'ye misilleme yapmaları, karşı saldırıya geçmeleri, Türkiye içinde terör eylemleri organize etmeleriydi...

Ancak yapmadılar, tam tersine, Türkiye'ye karşı sitem ettiler ve Türkiye'nin BOP kapsamında ABD'nin uydusu olmasını eleştirdiler, AKP iktidarının gözünü açmaya çalıştılar.

BOP sürecinde son perdenin Türkiye'de oynanacağını ve Büyük Ortadoğu Projesi'nin son perdesinin AKP'nin de son kullanım tarihini getirmek olduğunu onlar gördü, ama Türkiye'yi yönetenler göremedi...

AKP'nin aklı fikri, Atatürk'ün eserini ortadan kaldırmak, Atatürk'ün saygınlığını yok etmek, kendi kafasına göre bir ülke dizayn etmek, hiç bitmeyecek bir iktidar gücü yaratmaktı...

CHP ve MHP nasılsa çantada keklikti...

CHP ve MHP avanesi Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına Cumhurbaşkanı adayı olarak Atatürk'ün adını bile duymak istemeyen, Fetöcülerin fink attığı Mısır'dan, doğrudan doğruya İslami sentezin içinden çıkıp gelen Ekmeleddin İhsanoğlu'nu "çatı adayı" olarak çıkarmıştı...

Adam doğma-büyüme Mısırlı, ama ne hikmetse Vikipedia'daki milliyeti "Türk", üstelik de nasıl olduysa, tüm hezimetlere ve fiyaskolara rağmen, MHP'den birinci sıradan aday gösterildi ve milletvekili de seçildi...

Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki sloganı ise şuydu: Ekmek için Ekmeleddin!!!

Gündüz kavga edip gece hırsızlığa beraber çıkan CHP-MHP ikilisinin bu şahsiyeti Erdoğan'a karşı aday olarak çıkarırken gariban beyinlerinin kıvrımcıkları arasından geçen, daha doğrusu, kafalarına sokulan fikir şuydu: Recep Tayyip Erdoğan'ı kendi "cemaati" içinden bir adayla vurmak...

Peki fikir kimden çıkmıştı dersiniz!!!

Üç kuruşluk aklı ile ağzını sildiği mendilin sapık hayranları tarafından yenmesinden haz duyan, BOP sürecinde kasıp kavrulan ülkeler, halklar, çocuklar için bir tek kelime etmeyen, ama Recep Tayyip Erdoğan'a karşı yaptığı bedduaların videolarını internete servis etmeyi marifet sayan Feto'dan olabilir mi mesela!!!

Mesela, CHP'nin başındaki zat-ı muhteremin Cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecinde ABD'ye gitmesi ve Fetocular takımıyla "samimi" görüşmeler yapması ve bu görüşmeler sonucunda "Ekmek için Ekmeleddin'i" aday gösterin telkini olabilir mi!!!

Sonuç ne olursa olsun, CHP ve MHP cemaatin muhtarıyla Türkiye Cumhurbaşkanlığı'na oynadılar, lakin sonuçta, çatı adayları kafalarına çöktü, Feto'nun, dolayısıyla da ABD'nin hesabı tam tutmadı...

En sonunda, şanslarını silahla denediler ve çakma darbe 15 Temmuz gecesinde göstere göstere geldi, birkaç yüz gariban daha Türkiye'nin artık alışkın olduğu teröre kurban gitti, arkasından ise AKP'nin Fetoculara karşı siyasi darbesi geldi, tarihte hiçbir ülkede görülmemiş büyüklükte ve hızda bir temizlik harekatı başlatıldı...

Peki ama bütün bu tepkiler, karşı ataklar, AKP'nin yanlıştan dönmesine, Türkiye'nin kurtarılmasına, düze çıkmasına, terörden kurtulmasına, siyasi istikrara ulaşmasına, Ortadoğu'nun değil de Avrupa'nın bir parçası olmasına yetecek mi???

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek bu sorunların sebebini ve çözümü bulmuştu; Feto'nun cinleri bütün bu felaketlerin sorumlusuydu ve okuyup üfleyerek karşı saldırıyla halledilebilirlerdi...

Tımarhanelik bir vakka dünyanın en büyük ve en önemli başkentlerinden birini yönetmek üzere hangi tür bir seçmen kitlesi tarafından seçildi dersiniz...Fetocular ve afyonladıkları avanesi olabilir mi mesela!!!

Ve gelelim, Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in incilerine...

Muhterem beyfendi tüm cemaatlerin Fetö ile aynı kefeye konulması endişesi taşıyormuş...

Yaaaa!!!!

Çok ama çok üzücü bir durum...

Aman cemaatlere, aşiretlere, tarikatlara nazar değmesin, kem gözle bakılmasın!!!

Amma ve lakin, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken hala bugün dünyanın süper gücü olan güçleri dize getiren Atatürk'ün büstleri kırıla döküle kaldırılsın, Cumhuriyet bayramında kuklası pastalardan çıkarılsın, 23 Nisan gibi dünyanın barış sembolü olarak kabullendiği törenler kaldırılsın,  Anıtkabire saçma sapan çocuk parkı dikilsin, Türkiye Cumhuriyeti'nin yegane garantisi olan Türk ordusunun şerefi ve kurumsal yapısı iki paralık edilsin, bütün bunlara bir tek eleştiri getirilmesin ama cemaatlere, aşiretlere, tarikatlara dokunulmasın, laf edilmesin, vesaire vesaire ve vesaire...

Günün sonunda, Türkiye dini kendi amaçları uğruna kullananlar sayesinde büyük çaplı bir rezalet daha yaşarsa cevap hazırdır: Kandırıldık, bizi ahmak yerine koyabilirsiniz, beraber yürüdük biz bu yollarda ama bu hainler bizi arkadan vurdular, vesaire vesaire...

İşte ABD, bu gibiler sayesinde yolunu kolayca buluyor!!!

Bugün Türkiye'nin içine düştüğü kaostan çıkış için tek kurtuluş yolu var: ABD ile ilişkileri sıfırlamak, ABD'nin çıkarlarına hizmet eden Özgür Suriye Ordusu gibi çapulcu sürülerini değil desteklemek, aksine bu gibi çapulcuların kafasının ezilmesine yardımcı olmak,  bundan sonraki süreçte komşularla iyi geçinmek, komşular, Rusya ve AB ile siyasi, ekonomik ve askeri açıdan tam bir uyum içine girmek, gerekirse Çin ile de ilişkileri olabildiğince geliştirmek...

ABD'nin bütün bu tezgahlarının bir tek amacı vardır: AB, Rusya ve Çin'in birbirlerine yakınlaşmasını ve ABD hegemonyasını zayıflatmasını, hatta ortadan kaldırmasını engellemek...

ABD sermayesini besleyen, ve ABD sermayesinin de ABD siyasetçilerini besleyen çarkın can suyu olan enerji siyasetinin temelinde yatan işte budur...

ABD'nin 20., 21. ve gelecek yüzyıllarda kendi geleceği için öngördüğü ABD Megalo İdeası işte budur!

AKP iktidarı eğer bunu görür ve gardını alırsa, işte o zaman Türkiye için bir kurtuluş umudu doğar...

Fetullah ile, Metullah ile, bilmem ne ile uğraşmak abesle iştigaldir, kuklalarla uğraşmaktır...

ABD başkan adaylarından Hillary Clinton bu düzen ballandıra ballandıra anlatır ve desteklerken rakibi Trump bile bu çirkin ilişkileri yerden yere vurmaktadır,  daha ne olsun!!!

Diğer taraftan, bu süreçte CHP, MHP ve HDP'den de ileri görüş beklemek ve Türkiye'nin kurtuluşuna çare olmalarını umut etmek de abesle iştigaldir... İpler AKP'nin elindedir, isterse hemen gereğini yapar ve tünelin ucunda ışık belirir...

Bu arada, her an Türkiye içinde 15 Temmuz ve öncesi görülen dehşetli terör olayları tekrar başlayabilir, yaşananlar gösteriyor ki Ortadoğu'nun ortaoyunlarını tezgahlayanlar elbette boş durmayacaklar...

Ve şu bizim Gıbrız meselesine gelince...

Hade be cinler, çıkın şişeden, ne olur bu işe de bir el atın, hazır Akıncı ve Anastasiadis Pensilvanya yakınlarındayken bir de onlara üfürün...

Hade Püfffff!!!!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Detay Kıbrıs | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 392 444 79 79 Faks : +90 392 227351