• BIST 94.211
  • Altın 244,675
  • Dolar 5,9371
  • Euro 6,6088
  • Lefkoşa 26 °C
  • Mağusa 26 °C
  • Girne 26 °C
  • Güzelyurt 25 °C
  • İskele 26 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 21 °C

Hükümet "huzur ve güvenlik"konusunu ciddiye almalı

Özal Ziya

Yeni Zelanda'da 50 kişinin ölümü ile sonuçlanan cami saldırılarının ardından hiç zaman kaybetmeden toplanan Yeni Zelanda hükümeti, benzeri olayların tekrarlanmaması için, ülke genelinde yarı otomatik tüfeklerin satışının yasaklanması dahil, gerekli gördüğü tüm önlemleri 6 gün içinde karara bağladı, bu kararları dünya kamuoyuna açıkladı ve hemen uygulamaya koydu...

Yeni Zelanda hükümetinin aldığı önlemlerin yeterli olup olmadığını elbette bilemiyoruz. Ama bildiğimiz ve gördüğümüz şey, ülkeyi etkileyen önemli bir olay olur olmaz hükümetin o olayın nedenlerini ortadan kaldırmak niyetiyle harekete geçmesi ve bir hafta içinde de kararlarını hayata geçirmesidir.

Ya bizde ne oluyor?

Can ve mal güvenliğinin kalmadığı, alışık olmadığımız onlarca rezilliğin günlük yaşantımız haline getirildiği ve Yüksek Mahkeme Başkanı'nın bile ülkeye giriş çıkışlarda yeterli denetimin yapılmadığı yönünde uyarı yapmak zorunda kaldığı bu küçücük toprak parçası üzerinde biz ne yapıyoruz?

Her gün yaşadığımız ve halkımızda korku, endişe ve huzursuzluğa neden olan onlarca olay karşısında gereğini yaptık mı? Ya da kısa bir süre önce, Gökhan Naim isimli iş insanımızın ölümüne neden olan canice planlanmış bir cinayet ve 4 milyon liralık soygun sonrasında gerekli önlemleri almaya yönelik siyasi bir gündem oluşturabildik mi?

Bu toplum, cinayetinden soygununa, çocuk tacizinden tecavüzüne kadar her gün artan boyutlarda alışık olmadığı şok edici olaylarla yaşamak zorunda bırakılıyor...

Gökhan Naim olayı da daha şimdiden 10 kişinin adının karıştığı ve gerisinde çok daha büyük boyutlu bir çete-mafya ilişkisi olduğu anlaşılan şok edici başka bir olaydır.. Halkımızı “can ve mal güvenliği kalmadı” dedirten bunca olaya rağmen hükümetin hala “huzur ve güvenlik” konusunu özel bir gündemle ele almamasının geçerli bir mazareti olabilir mi?

23 mart cumartesi günkü Kıbrıs Gazetesi'nin manşet haberinden anlıyoruz ki, Gökhan Naim cinayeti ile ilgili aranan iki yeni zanlıdan biri olan İmran Arshan, daha önce işlediği bir suçtan dolayı sınır dışı edilmiş ancak bir yolunu bulup defalarca kaçak olarak ülkeye yeniden giriş yapmış ve yeni suçlar işlemiş.

Cinayetin kilit ismi olan diğer zanlı Zahod Masood ise 'kaçakçılık', 'ev basma’, 'başkalarını darp etme’, 'silahla tehdit edip kaçırma girişiminde bulunma’ gibi çeşitli suçlardan tutuklanan ama daha sonra teminatla serbest bırakılan birisi imiş...

Gördünüz mü memleketin halini?

Adamlar adeta polisimizin gözü önünde önceden 'praktis’ yapa yapa cinayet ve soygun için kendi kendinilerini yetiştirmişler...

Kaçakçılık yap, ev bas,adam döv, silahla tehdit edip insanları kaçır, sonra da serbest kal… Gökhan Naim'in katili kim diye insan sormadan edemiyor…

Üzülerek görüyoruz ki hükümetimiz 4 milyonluk soygunu da, Gökhan Naim’in katledilmesini de rutin olaylardan saydı ve rutin hayatını sürdürmeye devam ederek huzur ve güvenlik konusunda özel önlemler almayı düşünmedi...

Sınır dışı edilen bir suçlunun defalarca bu ülkeye kaçak yollarla girme başarısını göstermesinin hesabını kim soracak?

Ya da bu hesabı kim verecek?

Ya da bir çuval suç işleyen birisinin teminatla serbest kalmasının nedenlerini sorgulamayan bir siyaset kurumu ihtiyaç olan yasal düzenlemeleri nasıl yapabilecek? Siyasi erk sahiplerine bir soru daha…

Gökhan Naim olayının hemen öncesinde, “soygun yapılacağı” konusunda Rum polisinin KKTC makamlarını uyardığı açıklanmıştı..

İddiaya göre, uyarı metninde, soygunu gerçekleştirecek Pakistan uyruklu kişinin ismi dahi bildirilmiş…

Bu bir iddia…

Bu iddianın doğru olup olmadığını bilmiyoruz...

Ama yanıtlanması gereken bir iddia…

Soygun yapılacağı önceden bilinmesine karşın böyle bir soygun nasıl olur da gerçekleşebilmiştir?

Siyasi erk “huzur ve güvenlik” konusunu ciddiye aldığı gün bu sorular yanıt bulabilecek...

Yazarın Diğer Yazıları