• BIST 13938.48
  • Altın 6412.99
  • Dolar 46.2723
  • Euro 53.7416
  • Lefkoşa 26 °C
  • Mağusa 25 °C
  • Girne 24 °C
  • Güzelyurt 24 °C
  • İskele 25 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C

İtiraf ediyorum!

Oya GÜREL

Bir gazetenin ilk sayısına köşe yazısı yazmak kolay diye düşünüyordum. Değilmiş. Hele yıllar önce “artık yazmayacağım” diye yazılara son noktayı koymuş, dahası “bu memlekette yazı yazmakla mastürbasyon yapmak arasında fark yok” diyen birinin yeniden köşe yazısı yazmaya soyunması zor. “Tükürdüğünü yaladı” derler yıllar önceki bu iddialı kararı hatırlayanlar ve yerden göğe kadar da haklı olurlar. Tıkanmış, tükenmiş hissediyordum kendimi. Suya yazılmış yazılardı bana göre köşe yazıları… “Yazsam ne olacak, yazmasam ne olacak” noktasındaydım… Sonra… Sonra dört çılgın adam, yel değirmenlerine savaş açan dört dost sayıları iki elin parmaklarını çoktan aşan gazetelere bir yenisini eklemeye karar verdi. Vermekle kalsalar ne ala… Kalkıp bir de köşesinde inzivaya çekilmiş, sektörden elini eteğini çekmiş, form doldurması gerekirken ‘meslek’ hanesine “gazeteci” diye yazmaya çekinip “emekli” sözcüğünü yerleştiren birine, “Gel bu yolu bizimle yürü” demezler mi? “yürü” demekle kalmayıp, bir de “yazı işleri müdürümüz ol” diye kanıma girmezler mi? Kısacası olan oldu ve ben tükürdüğümü yalayıp yine balıklama daldım “eski kürkçü dükkanına”. Yıllarca emekli koltuğunda oturmaktan pas tutmuş eklemlerim gıcırdaya gıcırdaya işe koyuldum. İtiraf ediyorum… Vazgeçtiğimi iddia ederken ne demişsem diyeyim, acayip zevk aldım yeniden yuvaya dönmekten. Parası bol bir gazete değiliz. Dedim ya dört çılgın adamın borç-harç denkleştirdikleri bütçeyle gerçekleşen bir hayal Detay. Her gazetecinin gönlünde yatan o büyük rüya… Ama keşke dün Detay haber merkezinde olup o heyecanı sizler de görebilseydiniz… Pırıl pırıl, içleri meslek aşkıyla dolu genç insanlar öylesi bir şevk ve heyecanla çalışıyordu ki… Tamam tamam… daha fazla mazeret uydurmaya gerek yok… Hep derler zaten… “Gazetecilik bir zehirdir. Damarlarına bir kez girmeye görsün, hiçbir panzehir o zehri söküp atmaya yetmez. Ben de insanüstü bir yaratık olmadığıma göre, benim damarlarımda da yuvalanıp kalmış o zehir besbelli… Bu ilk günümüz… Bugün affınıza sığınarak kendi gündemimle meşgul ettim sizleri. Söz, bundan sonra kendime inat, sevgili Oshan Sabırlı’nın da söylediği gibi hem suya hem sabuna dokunup, sizin sesiniz, vicdanınız olmaya çalışacağım. Suyun üzerine, sahildeki kumlara olsa da yazmaya kaldığım yerden devam edeceğim. Dünyayı değiştirecek değilim ama iyiye doğru bir derecelik bile fark yaratabilirsem ne mutlu bana!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları