• BIST 13283.3
  • Altın 6762.25
  • Dolar 48.8323
  • Euro 55.745
  • Lefkoşa 32 °C
  • Mağusa 32 °C
  • Girne 29 °C
  • Güzelyurt 31 °C
  • İskele 32 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 20 °C

Mezopotamya'da 2 bin 500 yıllık bira kalıntıları bulundu

Irak'ın kuzeyindeki Kanimasi bölgesinde yapılan kazılarda 2 bin 500 yıl önceye ait bira kalıntıları bulundu.
Mezopotamya'da 2 bin 500 yıllık bira kalıntıları bulundu

Arkeoloji Bilimi Dergisi'nde yayımlanan bir araştırmada, Kuzey Irak'ın Türkiye sınırına yakın yerinde bulunan Kaniması bölgesinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan 2 bin 500 yıllık kil kaplarda bira kalıntılarına rastlandığı belirtildi. Elsa Perruchi ile birlikte araştırmanın sahibi olan İngiltere'deki Glasgow Üniversitesi’nde Arkeoloji dersleri veren Claudia Glatz, çoğunlukla yazılardan ve çizimlerden, biranın antik dünyada önemli olduğunun bilindiğini, ancak bu mayalı içeceğe dair gerçek bir arkeolojik kanıt bulmanın her zaman büyük bir sorun olduğunu söyledi. Kanimasi'deki kazılarda gün yüzüne çıkarılan bira içme kapları, biranın varlığına dair en erken kimyasal kanıtlardan bazılarını taşıdığı belirtilen yazıda, kapların modern bileşiklerle kontamine olmasını engellemek için araştırmacıların ekstra önlemler aldığı kaydedildi.Claudia Glatz, "Elsa Perruchini’nin gösterdiği, aynı zamanda arpayla uyuşan kimyasal izler taşıyan kaplardaki fermantasyon izleri. Bunları bir araya getirdiğimizde, kapların içinde arpa birası olduğunu anlıyoruz" dedi.

Glatz, biranın, Mezopotamya mutfağının tipik bir öğesi olduğunun herkesçe bilindiğini, ancak ritüelistik uygulamalarda sosyal bir önemi de olduğunu belirterek, "Birçok yönden Mezopotamya kimliklerini belirleyen bir içecekten söz ediyoruz" diye konuştu.

Araştırmada, Perruchini'nin kalıntıları test etmek için ilk olarak geleneksel kimya yöntemlerini kullandığını, ancak sonuçların kontamine olduğunu fark ettiğini belirtilerek, "Kazı sırasında, insanlar genellikle her şeye dokunur, dolayısıyla üzerilerinde kendi kalıntılarını bırakırlar. Özellikle sorun çıkaran bir kontaminant, bol güneş gören alanlara yapılan kazılarda sıklıkla kullanılan güneş koruyuculardan geliyor. Perrcuhini'nin belirttiğine göre, güneş koruyucularındaki bazı kimyasal bileşikler, şarapla benzerlik gösteriyor, bu da arkeologlar için kimi durumlarda kafa karıştırıcı olabiliyor. Kazı alanında laboratuvar koşulları oluşturmaya karar veren Perruchini, daha güvenilir sonuçlar almak için topraktan yeni çıkarılmış kap ve kâseleri eldivenle tutmaya başladı" denildi. Arkeolog Claudia Glatz, arkeolojideki organik kalıntı meselesinde pek tartışılan bir şey olmadığını belirterek, "O nedenle, Elsa'nın yöntemi güvenilir arkeolojik sonuçlar elde etmede oldukça önemli. Bu, geçmişte çokça olan bir şey değil" dedi.

Araştırma yazısında kullanılan yeni yöntem ile organik kalıntı çıkarılması konusunda çeşitli üniversitelerdeki arkeologların görüşüne ise şöyle yer verildi:
Mata Horowitz (New York Eyalet Üniversitesi Purchase College): Bu kaplardan bir bilgi madeni çıkarılabilir. Ekip, hepimizin hayalini kurduğu şeyi yaptı. Daha önce çıkarılmış kapların hali hazırda modern kimyasallarla kontamine olduklarından bu yöntem kullanılarak incelenemiyor oluşu büyük bir talihsizlikti.
Augusta McMahon (Cambridge Üniversitesi): Kendim dahil birçok arkeolog eski kapları ve diğer maddi kanıtları tutarken pek dikkat etmiyoruz. Bu çalışma son derece heyecan verici ve faydalıdır.
Kanimasideki bira içilen kil kapların M.Ö. 1415 ila M.Ö. 1290 arasına tarihlendirildiği ve bira içmenin ortak bir aktiviteden insanların kişiye ait kaplardan içtiği bir aktiviteye geçişini gözler önüne serdiği belirtildi. Yazıda, biraya ait en erken fiziksel izin, M.Ö 4. binyılın sonlarına, günümüzde İran sınırları içinde yer alan, arkeologların antik bir seramik materyal üzerinde demleme işlemiyle ilgili gözle görülebilir bir kimyasal yan ürün olan bira taşı olarak adlandırılan kalsiyum oksalata rastladıkları Godin Tepe’ye dayandığı ifade edildi.
Arkeologlar uzun süredir, bira içildiğini gösteren ikonografiden ve erzak olarak verilen biradan bahseden eski muhasebe metinlerinden, biranın Mezopotamya'daki varlığını biliyordu. En bilinen örnekler arasında tanrıça Ninkasi'ye yazılmış M.Ö. 1800 dolaylarına tarihlenen Sümer ninnisi yer alıyor. Biradan günümüze ulaşan en eski edebi eser olduğu düşünülen Gılgamış Destanı'nda da bahsediliyor. Destanda, ormanda büyümüş 'vahşi insan' Enkidu, yedi testi dolusu birayı içer, bu uygarlaşmaya giden yolda attığı adımlardan biri olarak söz edilir.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
  • “INNER TALKS” Sergisi ART ROOMS’da Açıldı
  • Berlin'de bir ilki başardı: Sol Partili Elif Eralp kimdir?
  • Sağlıklı Bir Beslenme Çantasında Neler Olmalı?
  • Sıcakta ruh sağlığını korumak için yapılması gerekenler
  • 16. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali 27 Ağustos'ta başlıyor
  • Babutsa Festivali Mustafa Ceceli konseriyle tamamlandı
  • Kaybolan kedi, 10 yıl sonra evine geri döndü
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
  • Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası: Pas geçme uçuş emniyetinin gereğidir
  • Kıbrıs, dijital euro için pilot uygulamaya dahil edildi
  • 2026 Dünya Kupası’nda ilk finalist İspanya
  • Balıkçılık sektörünün mevcut durumu Laguna’da masaya yatırıldı
  • KAYAD: Lapta'daki cinsel taciz iddiasında mağdur çocuk sayısı yediye yükseldi
  • Bitter çikolata sağlıklı mı? Faydaları ve riskleri neler ve ne kadar tüketilmeli?
1/20