• BIST 13938.48
  • Altın 6437.03
  • Dolar 46.2537
  • Euro 53.7731
  • Lefkoşa 19 °C
  • Mağusa 19 °C
  • Girne 20 °C
  • Güzelyurt 18 °C
  • İskele 19 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C

Yasalar mı kafalar mı?

Oya GÜREL

Anayasa değişikliği gündemde Tartışmalar sürüyor… Olumlu değişiklik önerileri var doğru. Ama çok gördük yasalardaki hakların ne kadarının kullanıldığını. İşte tam bu tartışmaların ortasında bundan 14 yıl önce 18 Ocak 2000 yılında yazdığım bir yazımı buldum arşivden. Yine Anayasa değişikliği vardı ve ben de sormuşum Anayasa değişince yaşamımızda neler değişecek diye? Bir bakın bakalım değişen bir şey olmuş mu? *** Gözelerimiz Anayasa değişikliğindeymiş... Sevgili Dilek Çetereisi’nin dünkü haberi, Son derece kapsamlı... Bu konuda epey çaba harcadığı belli... Hele önerilere bakıldığı zaman, insanın “hah işte, şimdi demokratik bir ülke olabileceğiz galiba” diyesi geliyor... En önemlisi de “ölüm cezasının kaldırılması” özgürlüklerin kısıtlanmasına getirilen “kısıtlamalar” da önemli... Çalışma yaşamında, sendikal özgürlük istemi de yabana atılamaz... Kamu görevlilerine siyaset yasağının kakması da bir o kadar güzel... Cumhurbaşkanlığını iki dönemle sınırlayan madde de iyi... Hepsi iyi, hepsi güzel... Ama... Şu değiştirilecek anayasamıza da bir göz atalım isterseniz... “İkinci kısım, birinci bölüm, madde 10, bent 2...” deniliyor ki, “devlet, kişinin hak ve özgürlüklerini, kişi huzurunu, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırır. İnsanın maddî ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlar.” Ne güzel değil mi? Eee...? Bu madde yürürlükte mi sizce? Yoksa insanımızın maddi manevi gelişimi için gerekli koşullar, göç yollarının, fener tutularak gösterilmesi mi? Bölüm 2, madde 20’nin birinci bendine göre ise kimsenin konutuna dokunulamazmış... Öyleyse konutlarından eşyaları ve aileleriyle atılan insanlar, bu ülkede değil, Mogadişu’da yaşıyor demek... Madde 24’e göre ise, düşünce suçu yokmuş... Doğru, istediğin kadar, hindi gibi düşünmekte serbestsin... Ama yazma, söyleme... Yoksa, cezan malum... Üçüncü bölümün 38. maddesine göre ise, kıyılarımız korunuyormuş... Kıyıların kimlerin koruması altına verildiği ortada... Madde 40’a göre çevre korunuyormuş... CMC madeninin zehirli atıkları, Dikmen çöplüğü falan da Tazmanya’da zaten... Haaa... Sağlık hakkımız da varmış... Devlet, bu hakkı korumakla yükümlüymüş... Ben yorum yapmıyorum... Siz, korunan sağlıkların bir listesini yapabilirsiniz isterseniz... Çalışma şartlarını düzenleyen maddelerimiz de var... Harika!... Adaletli ücret haklarımız var... Müthiş!... Açlıktan korunma hakkımız var... Gözler yaşartıcı, insancıl!... Öğrenim, eğitim hakkımız var... Dolara endeksli... Tüketicilerin korunması var... Süper!... Ve daha bu sütuna sığamayacak kadar çok hak... Yok, sakın şu anda  yürürlükte olan anayasayı savunduğumu falan sanmayın... Ama sorun şu... Değişecek de ne olacak? Bizler, her türlü yasayı, hakkı çiğnemeye o kadar alışmışız, Susmayı o kadar benimsemişiz ki... Değiştikten sonra o maddeler de kara kaplı kitapların içinde, Karınca duası satırlar olmaktan öteye geçmeyecekse, Kimse boşuna kafa patlatmasın... Çünkü öncelikle yasaların değil, Kafaların değişmesi gerekiyor...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları