• BIST 114.809
  • Altın 397,185
  • Dolar 6,8596
  • Euro 7,7623
  • Lefkoşa 39 °C
  • Mağusa 38 °C
  • Girne 31 °C
  • Güzelyurt 34 °C
  • İskele 38 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 32 °C

KİM KİME BAKIYOR ???

Ayşegül Garabli

Sanırım kızım 6 -7 yaşlarındaydı.

Bayramdı ve babaannesindeydik.

Oynayacak diye bayramlık paralarını bana verdi.

Sonrasında isteyip de “alamam” dediğim her şey için, “bayramlık paramla alalım” dedi.

Aradan 18 yıl geçti, hala daha “alamam” dediğim şeyler için şaka yollu da olsa aynı cümleyi kullanır.

18 yıl boyunca o bayramlık parası bitmedi ve ben ölünceye kadar da bitecek gibi  gözükmüyor !!

Korkarım evlenip gidecek ve evinin masraflarını da bana “o bayramlık parası” ile yaptıracak.

2 gündür sosyal medyada, bakanlar kurulunun  “KKTC’ye bu ay giriş yapacak olan vatandaş olmayan kişilerin, karantina masraflarını kendileri karşılayacak” kararına karşı koparılan yaygarayı görünce “o bayramlık parası” geldi aklıma.

“#kıbrısRezaleti”  başlığı altında neler, neler yazılmadı.

“Babalarımız, dedelerimiz 74 de bu bedeli ödedi” mi yazılmadı.

“Size biz bakıyoruz” , “Bizden gelen paralarla geçinip, bizden tekrar para mı istiyorsunuz utanmazlar “mı denmedi.

Neler, neler !!!

Kimler dedi?

KKTC’ ye okumaya gelen öğrenciler, Türkiye’ de işsiz kalıp KKTC’ye çalışmaya gelen işçiler ya da oturma izni ile KKTC’de kalan kişiler.

14 günlük karantina masrafına isyan ettiler ama hiç biri de neden KKTC’ye gelmek zorunda kaldığını sorgulamadı.

Hiç biri, kendi hükümetim kendi ülkemde beni eğitimsiz, işsiz bıraktığı için bu ülkeye gelmek zorunda kaldım demedi.

Kendi ülkesinde işsiz ve aç bırakılan işçi ,emekçi kardeşim kendisini aç bırakanların bizi beslediğini söyleyecek kadar tezat konuşabildi.

Oysa kendisini işsiz bırakan sistemi bu söylemleriyle beslediğini fark etmedi bile.

Çünkü “Ben neden ülkemin dışında ve hatta insana yakışmayan koşullarda başka bir ülkede çalışmak zorundayım” diye sorgulamak yerine, suçlu arama ve “KKTC’nin Türkiye hükümetleri tarafından beslendiği” algısı yerleştirilmişti kafasına.

Evet bu sadece bir algı.

Neden mi?

Çünkü yollarca TC ve KKTC arasında imzalanan protokol karşılığında yapılan maddi yardımların ve borç verilen paraların nerelere verileceği TC Hükümetleri tarafından belirlendi.

Bu paralar çoğunlukla savunma hizmetlerine, cami yapımına, din eğitimine ve bazı alt yapı hizmetlerine harcandı.

Karşılığında ise halkın malı olan tüm yerel kaynaklar ve ülkenin yönetimi Türkiye ‘ye devredildi.

Hava  alanından, suya kadar, hatta şimdi sırada elektrik, gelir getiren tüm kurumlar ve limanlar var, hepsi Türkiye yönetimine bırakıldı/ bırakılıyor.

Yani öyle yaratılan algı gibi, gelen para maaşların ödenmesine ya da, eğitim ve sağlığa harcanmadı.

Bu adada yaşayan ister Kıbrıslı olsun ister sonradan gelip yerleşen Türkiye kökenli insanlar olsun, tüm vatandaşların maaşları da, sağlık ve eğitim hizmetleri de üretimin bilinçli bir şekilde bitirilmesine rağmen KKTC’nin kendi kaynakları ile karşılandı.

Hem de 350 bin ya da 500 bin nüfus için yapılan bütçeyi 800 – 900 bin kişi paylaşıyor olmasına rağmen.

Yani demem o ki,

Ey işçi, emekçi ve öğrenci kardeşim,

Gelen para, yalnız savunma, cami ve din eğitimine harcanırken ve her gün aldığınız hizmetlere beş kuruş kalmıyorken biz 50- 60 bin civarı Kıbrıslı kardeşimle beraber vatandaş olmuş  350- 400 bin Türkiye kökenli insan, eğitimden sağlığa her tür hizmetimizi sizinle paylaşıyoruz.

Bu güne kadar tüm aşağılamalara ve hakaretlere rağmen hiç ses çıkarmadık.

Ancak bu gün 14 günlük masraf için bu aşağılayıcı sözleri kullanabiliyorsanız işte bu da nankörlüktür.

Alınan karar gayet yerinde bir karar ve olması gerekendir.

Ayrı bir devlet olmanın getirdiği bir kuraldır.

Oysa bu güne kadar yapılan neye benziyor biliyor musunuz?

 Tıpkı bir kişinin komşusundan bir ekmek parası istemesi ve ekmek parası veren komşunun çoluğuyla çocuğuyla para verdiği kişinin her gün sofrasına, yemeğine hatta evine ortak olması gibi bir şey.

Bunları söylemek ne Türkiye düşmanlığıdır ne de başka bir şey.

Adaletli bir vefa duygusudur.

Bakın ben doğma büyüme, atadan, dededen  Türkiye vatandaşıyım ve bir Kıbrıslı ile evlendiğimden dolayı KKTC vatandaşıyım ancak Türkiye’deki hiçbir sosyal haktan ücretsiz yararlanamıyorum.

Aldığım sağlık hizmetinin de, eğitim hizmetinin de ücretini ödüyorum.

Buna bir itirazım da yok.

Çünkü KKTC’de ikamet ediyorum ve yatırımlarımı bu devlete yapıyorum.

Sizden de bu masrafların istenmesine itirazınız olmamalı.

Ya kendiniz, ya vatandaşı olduğunuz hükümet ya da sizi buraya getirip çalıştıran, sizden para kazanan patronlar yapmalı.

Aksi taktirde sizin adınıza yapılacak bu masraflar bu ülke vatandaşlarının emeklerinden, haklarından ödenecektir.

Gerçi sorun yok, bu halk bu masrafları da öder.

Yeter ki gerçeklerin farkında olun ve kimin kime baktığını bilin.

Ve artık bu “Besleme” “Size biz bakıyoruz” ,” Sizi biz kurtardık” ve “ Bedel ödedik” zihniyetinden vaz geçin.

Çünkü bunlar bu iki halk arasında telafisi mümkün olmayan yaralar açıyor.

Çünkü bu laflar, ötekileştirci ve nefret söylemleridir.

Ve bu herkesi yaralıyor  ve her iki ülkeye de yapılan en büyük kötülüktür..

Vazgeçin YETER !!!!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları