• BIST 1.388
  • Altın 457,008
  • Dolar 8,1474
  • Euro 9,7008
  • Lefkoşa 15 °C
  • Mağusa 14 °C
  • Girne 16 °C
  • Güzelyurt 15 °C
  • İskele 14 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 8 °C

Açılma çağrıları artıyor

K.T. Kuaförler Birliği, K.T. Berberler Birliği ve K.T. Güzellik Uzmanları ve Tırnak Teknisyenleri Birliği Yönetim Kurulları ortak bir açıklama yayınladı
Açılma çağrıları artıyor

K.T. Kuaförler Birliği, K.T. Berberler Birliği ve K.T. Güzellik Uzmanları ve Tırnak Teknisyenleri Birliği Yönetim Kurulları ortak bir açıklama yayınladı:

ÖNLEMLERİ ALIN, SEKTÖRÜMÜZÜ AÇIN!

 

Pandemi koşullarında yaşanan kapanma ve kısıtlamalardan doğan gelir kaybının diğer sektörler gibi, hatta daha da fazla güzellik ve saç hizmetleri alanını etkilediğini belirtmek istiyoruz.

Yapılan araştırmalarda bu alanda alınan önlemlerle birlikte verilen hizmetlerin Covid-19 bulaşma ihtimalinin diğer sektörlere nazaran çok düşük seviyelerde olduğu hem ülkemizde hem de dünyada ortaya çıkmıştır. 14 Mart’tan bugüne kadar Covid-19 virüsüne yakalanan meslek grupları içerisinde güzellik ve saç işletmeleri sektörü en son sıralarda çıkmıştır. Bunun nedeni birebir temasın belirleyici olduğu bu işkollarında faaliyet gösterenlerin hem kendilerini hem de müşterilerini korumakla yükümlü olduğu bilincinin yüksekliğidir. Bu alandaki hiçbir işletme müşterilerinin güvenini kaybetme lüksüne sahip değildir. O nedenle hijyen, maske, mesafe ve korunma ve koruma noktasında azami önlemleri almak zorundadır. Bunları aldığı için de buralarda çalışan meslek sahipleri en düşük yakalanma oranına sahip olmuştur. 1135 işletme ve binlerce çalışan arasında Covid-19’a yakalanan kişi sayısı sadece 11’dir. Başbakanlığın açıkladığı mesleklere göre epidemiyoloji raporundan sektör ortalaması yaklaşık %0.003’tür. Bu rakamlar bize etkili önlemlerle bu sektörün toplum sağlığını koruyabileceğini göstermektedir. Üstelik bu sektör çalışanlarının bir yıllık uygulama deneyimi de vardır. Bahsedilen sektör aileleri ile birlikte on binlerce kişinin evine ekmek götürmesini sağlayan, yarattığı katma değer ve vergilerle devlet bütçesine katkıda bulunan, sosyal sigortalardaki prim yatırımı ile sosyal güvenliğe büyük katkı koyan bir sektördür. Durum bu olduğu halde ikinci kapanma sürecinin bitmesi noktasında sektörümüz diğer başka bazı sektörlerle birlikte kapalı kalmaya devam etmiştir. Sektör olarak halk sağlığını koruma bilincimizin ne kadar yüksek olduğu bir yıllık sürede sadece 11 vaka ile kendini ispat etmiştir. Sektör olarak özel ayrıcalıklar da talep etmedik. Toplumsal faydanın dışında talepleri de öne sürmedik, sürmeyeceğiz de… Ancak hizmetler sektörü içinde bulunan, güzellik ve saç hizmetleri alanı olarak geçen kuaför, berber, güzellik uzmanlığı, tırnak teknisyenliği, dövmecilik gibi zanaatkarlık alanlarının tüm topluma hizmet ettiği ve her bir bireyi ilgilendiren bir yönünün olduğunu da hatırlatmak gerekir. İstihdam ve yarattığı katma değere yukarıda değinmiştik. Bu kadar önem taşıyan bu sektörün kapalılığının devam etmesi, görmezden gelinmesi, ekonomik destek paketi içinde yeterince destek görmemesi, ne zaman açılacağını bilmemesi, bizlere oldukça zor günler yaşatmaktadır.

Bu sektöre yönelik ihmalkâr ve sosyal devlet tanımına uygun olmayan hükümet kararları ister istemez sektörleri kaçak çalışmaya teşvik etmektedir. Birçok sektörde olduğu gibi bu sektörde de insanlar dayanma sınırlarının ötesindedirler. Belirsizliğin ve öngörülebilir bir desteğin yokluğunda gerekli hijyen şartlarının sağlanamayacağı koşullarda bu sektör insanları kaçak çalışma yoluna girecektir ve girmeye de başlamıştır. Ortada devlet yoksa ve ödenmesi gereken yükümlülüklere yönelik anlamlı bir katkı da yoksa verilen mesaj açıktır; “herkes kendi başını çaresine baksın”. Böylece kendi işletmesinde devletin de koyduğu kurallara uygun hijyen şartları ile çalışabilen ve çalışanları ile müşterilerini şimdiye değin başarı ile korumuş olan insanlarımız, şimdi evlere gidip orada hizmetlerini vermeye başlamışlardır. Bu süreç gittikçe hızlanacaktır. İnsanların kişisel bakım ihtiyacı her zaman vardır ve bu bir şekilde karşılanacaktır. Bu noktada tüketicilerin de duyarlı olması ve sorumlu davranması gerektiği aşikardır. Kendi ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olan bu sektördeki çalışanlar kendi sağlıklarını ve ailelerinin sağlıklarını hiçe sayarak çalışmak zorunda kalmışlardır, bu durum kayıt dışılığın dışında pandemi riskini de oldukça artırmıştır. Bu durumu doğru okuyamayan yöneticilerin toptancı bakış açısıyla almaya çalıştıkları önlemlerin yeterince fayda sağlamadığı görülmektedir. Bu duruma ek olarak bazı işletmelerin kapalı olduğu süreçte güzellik ve saç hizmetleri alanında yapılan işlerin bir kısmının, kliniklerde güzellik ve saç hizmetleri sektörünün alanına giren işleri yapmaya çalışmaları da hem fırsatçılık hem de haksız rekabet konusudur. Bu işleri yapan doktor ve diyetisyenlerin birliklerini ve Sağlık Bakanlığı'nı göreve davet ediyoruz. Ülkemizde bu alanda hizmet veren toplamda 1135 işletme, sektör kapalılık süreci daha fazla uzatılmadan, Sağlık Bakanlığı'nın ön gördüğü tüm sağlık koşullarını yerine getirerek bir an önce açılmalıdır. Açılırken de sektöre ekonomik anlamda katkının devam etmesini, kapalı olan işletmelerin ve çalışanlarının sayısına bakılmaksızın tüm çalışanlarına eşitlikçi bir bakış açısı ile katkıların yapılmasını talep ediyoruz. Sağlık ve ekonomi anlamında yaşanan her sorun eninde sonunda hükümetlerin karaları ve uygulamalarının sonucudur. Dolayısı ile sorumlular onlardır. Sorumluluk alanı içerisinde yanlışlar yapıldığında sorunlar büyür, doğrular yapıldığında sorunlar azalır. Sağlık da ekonomi de hata kaldırmaz. Bu süreçte çok hatalar yapılmış ve çok zararlar yaşanmıştır, yanlışlar doğruların önüne geçmiştir ve bu süreçte canlarımızı da yitirmiş bulunmaktayız. Ekonomik önlemler noktasında acil taleplerimizi tekrar hatırlatmak gerekirse;

 

  1. Kiralanan işyerlerinde faaliyet gösteren işletmelere yönelik kira yükümlülüklerinin bir süre boyunca ötelenmesi ve bir yıl sonra anlamlı bir ödeme planı ile geri ödenmesi sağlanmalıdır.
  2. Devlete olan yükümlülüklerin yeniden dondurulması şarttır.
  3. Borçlanmaya teşvik edilen esnaf ve zanaatkârlar mevcut koşullarda borçları ödeyememektedir. Yeniden borçlanma teşviki ve hatta kira giderleri için borçlanma talebi trajik bir öneridir ve hiçbir ekonomik akla uymamaktadır.
  4. Devleti fiilen finanse eden özel sektörün kendinden kaynaklanmayan sebeplerden ve hükümet kararları ile içine düştüğü bu durumdan devletin katkısıyla çıkması gerekmektedir. Vergi veren vatandaşlar olarak vergilerimizin bize cüzi olsa da bir şekilde geri dönmesi, bize katkıda bulunması şarttır. Yük beraber paylaşılmalıdır. Kamu, özel ayrımını, kamu, özel düşmanlığına doğru hızla dönüştürüyorsunuz. Bu gidişle sosyal patlamaların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Herkesin sağlığı kadar bizlerin de sağlığının önemli olduğunu, yaşamak için de ekonomik anlamda kaynağa ihtiyaç olduğunun bilinmesini istiyoruz. Borçlanma kapasitesini yitiren esnafın çok iyi fark ettiği durum, bundan sonraki süreçte bankaların kredi vereceği kişilerin, borcu olmayan, sıkıntısı olmayan, çok az sayıda esnaf olduğu gerçeğidir. Devlet kendisini kendi kararları ile zora soktuğu için, bankalara söz geçiremez ve onları faiz desteği ile destekleyemez duruma düşmüştür.
  5. Bu şartlar altında günü kurtarmaya yönelik hamleler, işi daha da kötüye götürecektir. Dolayısı ile özel sektörü ciddiye almayan bir devleti, özel sektör de ciddiye almayacak ve kısa zamanda tüm toplumun kaybedeceği bir noktaya sürükleneceğimiz aşikârdır.

 

Hayatını seçime endeksleyerek yaşayanlarla, hayatını sürdürmek isteyenler karşı karşıya geldiğinde, hayatını sürdürmek isteyenlerin herkesten fazla olduğunu, bu çerçevede mücadelemizi sürdüreceğimizi ve mücadele çeşitliliğini artıracağımızı, haklarımızı alıncaya kadar bu mücadeleyi devam ettireceğimizi paylaşmak isteriz.

Diğer Haberler