• BIST 12433.5
  • Altın 7182.12
  • Dolar 43.8294
  • Euro 51.7046
  • Lefkoşa 15 °C
  • Mağusa 15 °C
  • Girne 15 °C
  • Güzelyurt 12 °C
  • İskele 15 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 4 °C

Güney'de Kıbrıs Türk Mallarında Reform Tartışması

1974 Sonrası Oluşan Sistem
Güney'de Kıbrıs Türk Mallarında Reform Tartışması

Rum Hükümeti kontrolündeki bölgelerde bulunan Kıbrıs Türklerine ait taşınmazların yönetimi, yıllardır süren alt kiralama, ihmal, eksik kira beyanı ve kayırmacılık iddiaları nedeniyle yeniden gündemde. Yetkililer, yarım asrı aşan uygulamalardaki suistimalleri gidermek amacıyla kapsamlı bir düzenleme süreci başlatıldığını açıkladı.

Resmi verilere göre söz konusu gayrimenkullerin toplam değeri bugün 7,5 milyar avroyu aşarken, 2026 yılı için öngörülen yıllık kira geliri yalnızca yaklaşık 6,56 milyon avro seviyesinde bulunuyor. Uzmanlar, bu rakamın mülklerin gerçek piyasa potansiyelinin oldukça altında kaldığına dikkat çekiyor.

Sembolik Kiralar ve Denetimsizlik

Uzun yıllar boyunca uygulanan sembolik kira bedelleri, yetersiz sözleşmeler ve bürokratik ataletin, taşınmazları suistimale açık hale getirdiği belirtiliyor. İçişleri Bakanı Constantinos Ioannou, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada sistemdeki çarpıcı örneklerden birini paylaşarak, piyasa değeri 4 milyon avro olan ve aylık kira değeri 6 bin avro civarında bulunan bir binanın yalnızca 30 avroya kiralandığını ifade etti.

1974 Sonrası Oluşan Sistem

1974 sonrası kuzeye göç eden Kıbrıs Türklerinin geride bıraktığı ve hükümet kontrolündeki toprakların yüzde 10’undan fazlasını oluşturan mülkler devlet korumasına alındı. Bu taşınmazların, siyasi koşulların oluşması halinde hak sahiplerine iade edilmesi şartıyla, yerinden edilmiş kişilere sembolik ücretlerle tahsis edilmesine karar verildi.

Yaklaşık 17 yıl sonra, 1991’de bu varlıkların yönetimi amacıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel bir idari mekanizma olan Kıbrıs Türk Malları Koruyuculuğu oluşturuldu.

Kayırmacılık İddiaları

Ancak yıllar içinde sistemin şeffaflıktan uzaklaştığı ve tahsislerin çoğu zaman parti bağlılığı veya kişisel ilişkiler doğrultusunda şekillendiği yönünde eleştiriler arttı. İddialara göre, yalnızca yerinden edilmiş kişiler değil, mülteci statüsünde olmayan bazı kişilerin de mevcut sistemden yararlandığı belirtildi.

Hükümetin başlattığı reform girişiminin, kira gelirlerini piyasa koşullarına yaklaştırmayı, denetimi artırmayı ve uzun süredir eleştirilen uygulamaları sona erdirmeyi hedeflediği ifade ediliyor. Ancak düzenlemelerin, yarım asırlık yapısal sorunları ne ölçüde çözebileceği ise kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Kıbrıs Türk Mallarında Yeni Dönem: Tatil Evi Uygulaması Sona Eriyor mu?

Hükümet kontrolündeki bölgelerde bulunan Kıbrıs Türklerine ait taşınmazların tahsisine ilişkin yıllardır tartışma yaratan uygulamalara yönelik reform süreci devam ederken, kamu ihaleleri yoluyla yapılan tahsislerin sistematik suistimallere yol açtığı ortaya kondu.

Uzun yıllar boyunca Kıbrıs Türk köylerindeki mülklerin konut ihtiyacına göre değil, ödeme gücüne göre dağıtıldığı; bu nedenle mülteciler için planlanan birçok evin mülteci olmayan kişiler tarafından tatil konutu olarak kullanılabildiği belirtildi.

Meclis Komitesinden Müdahale

AKEL Milletvekili Nikos Kettiros başkanlığındaki Meclis Mülteci Komitesi, Haziran 2025’te aldığı kararla bu uygulamaya son verilmesi yönünde adım attı. Yeni düzenlemeye göre Kıbrıs Türklerine ait konutlar artık ihale yoluyla tahsis edilmeyecek.

Kettiros, konuyla ilgili açıklamasında, “Bu mülkler bir daha asla tatil evi olarak verilmeyecek” ifadelerini kullanarak taşınmazların yalnızca mülteciler tarafından asıl ikametgah olarak kullanılması gerektiğini vurguladı.

Reform Geriye Dönük Olmayacak

Ancak reformların mevcut sözleşmeleri kapsamayacağı belirtildi. Tatil amaçlı kullanıma izin veren yürürlükteki kira sözleşmeleri geçerliliğini koruyacak ve yenilenebilecek. Yetkililer, sözleşmelerin iptal edilmesinin anayasal sorunlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.

Sorunun Kökeni: 1990’lı Yıllar

Tatil evi uygulamasının temeli, 1990’lı yıllarda hükümetin Kıbrıs Türk köylerindeki evleri hem mültecilere hem de mülteci olmayan kişilere kiralamaya başlamasına dayanıyor. O dönemde mültecilerden gelen talebin sınırlı olması, köylerin ekonomik açıdan cazip olmaması, altyapı eksikliği ve yüksek restorasyon maliyetleri nedeniyle devlet tadilat masraflarını üstlenmek istemedi.

Bu nedenle evler, onarım giderlerinin kiracılar tarafından karşılanması şartıyla kiraya verildi. Alternatif ise yapıların tamamen bakımsız kalmasıydı.

1995 Arşiv Belgesi Uygulamayı Ortaya Koydu

Paphos Belediyesi arşivlerinde bulunan Ocak 1995 tarihli bir belge, İçişleri Bakanlığı’nın bir Kıbrıs Türk köyündeki konutu mülteci olmayan bir kişiye tatil evi olarak tahsis ettiğini gösteriyor.

1991 tarihli Kıbrıs Türk Malları Yasası kapsamında yapılan sözleşmede:

  • Tüm onarım masraflarının kiracı tarafından karşılanması,

  • Geleneksel mimari kurallara uyulması,

  • Devletin sözleşmeyi kısa sürede ve tazminatsız feshedebilmesi,

  • Kıbrıslı Türk mal sahibinin geri dönmesi halinde tahliyenin kabul edilmesi

şartları yer aldı. Ticari kullanım ise açık şekilde yasaklandı.

Uygulamada ise ciddi ihlal olmadıkça mülklerin geri alınmasının nadir olduğu ifade ediliyor.

Mevcut Kullanıcıların Tepkisi

Girne Milletvekili ve Meclis Mülteci Komitesi üyesi Rita Theodorou Superman, reform sürecinin hassasiyetine dikkat çekerek, yıllardır kira ödeyen ve restorasyon için ciddi harcamalar yapan mevcut kullanıcıların tepkilerinin farkında olduklarını belirtti. Kira ve tadilat yükümlülüklerinin parlamentoda yeniden değerlendirileceğini söyledi.

Lefkara Örneği: Çöküş Tehlikesi

Bir zamanlar 105 terk edilmiş Kıbrıs Türk evinin bulunduğu karma köy Lefkara, sistemin yarattığı sorunların somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Köyde hâlâ çok sayıda yapı kullanılmaz durumda bulunuyor.

Belediye Başkanı Sofokles, 1963 toplumlararası çatışmalarından bu yana terk edilmiş bazı tescilli yapıların hızla yıkıma sürüklendiğini belirterek, “Devlet onları koruma sorumluluğunu üstlenmeli. Gün geçtikçe daha da kötüleşiyorlar” dedi.

Denetimlerde İhlaller Ortaya Çıktı

Yapılan incelemelere göre Lefkara’da yönetim altında bulunan 88 mülkün:

  • 59’u konut,

  • 11’i ticari yapı,

  • 18’i boş arazi olarak kayıtlı.

22 konutta ihlal tespit edilirken, bunların çoğunun ödenmeyen kiralar veya kiracının ölümünden sonra sözleşmelerin yenilenmemesiyle ilgili olduğu belirtildi. Üç yapı için iyileştirme bildirimi yayımlandı; mühendisler ise bazı boş binaların yıkılma riski taşıdığını rapor etti.

Uzmanlara göre yürürlüğe konulan reformlar, yarım asrı aşan yönetim sorunlarını çözmeyi hedeflese de, mevcut sözleşmeler ve mülkiyet hassasiyetleri nedeniyle sürecin uzun ve tartışmalı geçmesi bekleniyor.

Ticari Mülklerde Büyük Suistimal: Sembolik Kiralar, Binlerce Euroluk Alt Kiralamalar

Hükümet kontrolündeki bölgelerde bulunan Kıbrıs Türklerine ait taşınmazlara yönelik reform tartışmaları sürerken, en ciddi suistimallerin özellikle ticari mülklerde ortaya çıktığı belirtiliyor. Yetkililere göre ihlaller, turistik ve ticari değeri yüksek bölgelerde daha belirgin hale geldi.

Mackenzie ve Benzeri Bölgelerde Alt Kiralama Sistemi

Özellikle Mackenzie Beach gibi rağbet gören bölgelerde kiracılar devlete sembolik kira öderken, mülkleri üçüncü kişilere binlerce euro karşılığında alt kiraya vererek ciddi gelir elde etti. Resmi kayıtlara göre alt kiralama yasak olmasına rağmen uygulamada çeşitli boşluklar kullanıldı.

Sembolik Kiralar Dikkat Çekti

Uzun yıllar boyunca kira bedellerinin piyasa gerçeklerinden tamamen kopuk olduğu ortaya çıktı. Buna göre:

  • Limassol’da bazı ofisler aylık yalnızca 18 avroya,

  • Larnaka’da atölyeler ise 5 avroya kiraya verildi.

Uzmanlar, bu rakamların ticari bölgelerdeki gerçek piyasa değerleriyle kıyaslandığında “sembolik” seviyede kaldığını vurguluyor.

Kademeli Kira Artışı Başlatıldı

Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren reform paketi kapsamında kira bedellerinin yedi yıl içinde kademeli olarak artırılması kararlaştırıldı. Yeni düzenlemeyle:

  • Limassol’da bir ofisin kirası 18 €’dan 147 €’ya,

  • Bir beton tedarik işletmesinin kirası ise 7 €’dan 1.181 €’ya yükseltildi.

İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, reformların amacının işletmeleri zor durumda bırakmak değil, “on yıllardır süregelen çarpıklığı düzeltmek ve elde edilen gelirlerin mülteci programlarını desteklemesini sağlamak” olduğunu belirtti.

Denetimlerde Yüzlerce İhlal

Kapsamlı incelemelerde ciddi sayıda sözleşme ihlali tespit edildi:

  • 4.032 ticari kira sözleşmesinin 512’sinde ihlal,

  • 275 belediye sözleşmesinin 31’inde ihlal,

  • Köy meclisleri tarafından yapılan 589 sözleşmenin 47’sinde ihlal saptandı.

Uyarılar ve kısmi uyum süreçlerinin ardından toplam beş belediye sözleşmesi ile üç köy meclisi sözleşmesi feshedildi.

Yeni Denetim Mekanizması

Artık mülk tahsisleri özel bir komite tarafından denetleniyor ve üyelerin çıkar çatışması durumunda görevlerinden çekilmesi zorunlu tutuluyor. Yetkililer, geçmişte birçok tahsisin uygunluk kriterlerinden ziyade kişisel bağlantılar üzerinden yapıldığını kabul ediyor.

Alt kiralama resmi olarak yasaklanmış olsa da sistemde hâlâ boşluklar bulunduğu belirtiliyor. Mevcut uygulamada bazı mültecilerin, işletmeyi kendileri yürütmedikleri durumlarda dolaylı yollarla mülteci olmayan kişilerin faaliyet göstermesine izin verebildiği ifade ediliyor.

Uzmanlara göre reformlar önemli bir başlangıç olarak görülse de, yarım asırlık uygulamaların yarattığı yapısal sorunların tamamen ortadan kaldırılması için denetimlerin uzun vadede kararlılıkla sürdürülmesi gerekiyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler