• BIST 12899.35
  • Altın 6740
  • Dolar 48.8475
  • Euro 56.1129
  • Lefkoşa 16 °C
  • Mağusa 17 °C
  • Girne 20 °C
  • Güzelyurt 14 °C
  • İskele 17 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C

Hatice İntaç yazdı... "Hayatı Anlamlandırmak"

Hatice İntaç yazdı... "Hayatı Anlamlandırmak"
Hatice İntaç yazdı... "Hayatı Anlamlandırmak"

Bazılarımız kabullenmekte zorlansak da, içinde yaşadığımız gezegen de tıpkı bizim gibi yaşayan bir varlık... Nefes alıp veren, hisleri ve kalbi olan bir varlık.. Soluduğumuz hava, mevsimler, denizlerdeki gelgitler, gündönümleri ve ekinokslar, bitkilerin mevsimlere göre dağılışları düşünüldüğünde bunun doğru bir kavram olduğunu anlamak o kadar da zor değildir. Nitekim dünyadaki varlıkların en mükemmeli sayılan insan için,  kendi düzeninin gereğini yine yaptı. Bitmek bilmeyen yazdan ve onun bunaltıcı sıcağından sonra Ekim’le birlikte hava biraz serinledi. Ancak insanın, doğanın tüm cömertliğine rağmen yapabilecekleri de sınırlıdır. Bunun en önemli sebebiyse ölümlü oluşudur. İdealleri, yapmak istedikleri, hayalleri olan insanın ne yazık ki bunları gerçekleştirmesi ömrünün yetersizliği ile olduğu kadar kâinatın sırrına tam anlamıyla vakıf olamamasıyla da alâkalıdır.

                                                    ****

Hayat çoğu zaman beklenmeyen iyi veya kötü sürprizlerle birlikte gelir. İnsanın gücü ve yetenekleri bazen bunlara müdahale etmeye yetmez. Ona bir bakıma “kader” deyip geçeriz ama bir de kendi hatalarımızdan ve dikkatsizliğimizden dolayı yaşadığımız olaylar vardır. Öyle zamanlar olur ki bu hatalara düşmemek için kendimizi sorgulamaya başlarız. Bunu yaparken daha da ileri gider, kişiliğimizi çözmeye çalışır, içimizdeki “ben”i keşfe çıkar, yaşamı anlamının ne olduğunu düşünürüz. Gerçekten nedir şu başı belli ama sonu nereye kadar gideceği belli olmayan hayatın anlamı?

Tanrının takdiri ile mi yoksa tesadüfen mi (?) geldiğimiz bu gezegende nasıl yaşadığımızın farkında mıyız? Yaşam sınırlarımızı, amaçlarımızı biliyor muyuz? Hayatı düşünmeden, hissetmeden sanki bir maratondaymış gibi tüketirken neden kendimize bu kadar vurdumduymaz olabiliyoruz? Bilincimiz hep, gündelik hayatın, yapılması gerekenlerinin kuşatmasında. Her an bir şeylerin peşinden koşuyoruz. Güya hayatı anlamlandırmak için durmadan bir şeylerle meşgul oluyoruz. Örneğin televizyonda dizi veya film izliyoruz ve oradaki karakterler bile kendi potansiyelimizden daha çok ilgimizi çekiyor. Kimlik bilincimizi hep bir kenara itip bazen anlamsız konuların bile peşine düşüyoruz. Bu yüzden de her gün biraz daha fazla kendimize yabancılaşıyor; kendimizde kayboluyoruz.
                            

                                                         *****

Dünyada hiç değişmeyen iki gerçek vardır. Doğum ve ölüm… Gerisi müphem... İnsanlar bu dünyada doğarlar yaşarlar ve ölürler. Fakat pek çoğu neden bu dünyaya geldiğini, hangi amaca hizmet ettiğini veya hangi ideolojinin oyuncağı olduğunu düşünmez bile.  Kendini sorgulama ihtiyacı duymadan yaşar sınırlı olan hayatını. Bu tip insanların yaşamları tekdüzelik ve her şeyi akışına bırakarak bir robot misali sürüp gider. Bir kez olsun bu gezegendeki varoluş nedenlerini sorgulamazlar. Çünkü bu sorunun cevabını vermek için kendileriyle yüzleşmekten korkarlar. Bu yüzdendir ki ya sürekli bir işle meşgul olurlar, ya da hep dışlarında gelişen olaylarla ilgilenirler. Aslında bu tür davranışların altında hep insanın kendi kendisiyle baş başa kalma korkusu ve hatalarıyla yüzleşme endişesi vardır. Oysa o hata ve olumsuzluklardan kurtulmanın ve artık doğru yaşamanın bir yolu vardır ki o da insanın kendisiyle yüzleşmesi ve geriye kalan yaşamında huzura ve mutluluğa ulaşmanın yollarını aramasıdır… Çünkü dünyada deneyimlenecek, yaşanacak, hayatı huzurlu kılacak o kadar çok şey varken sadece bir noktaya takılı kalmak, ömür dediğin şeyi boşa tüketmek demektir. İçimizdeki anlam veremediğimiz boşluğu ve tatminsizliği doldurmak ve hayatımızı anlamlı kılmak da, yaşadığımız süre içinde en çok neyle huzurlu ve mutlu olacağımızı keşfedip ona göre yaşamaktır.

Geçen gün tesadüfen bir kitapta okuduğum hikâye sanırım hayatın anlamı konusunu benden daha iyi anlatacaktır. Hikâye özetle şöyle..

“Eski zamanların birinde adamın biri hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı. Kendi düşünmüş durmuş ama cevap bulamamış. Etrafındaki insanlara sormuş, onlar da yanıt verememişler. Sonunda onu dağda yaşayan yaşlı bir bilgeye göndermişler. Zor bir yolculuktan sonra adam dağa, bilgenin yaşadığı eve ulaşmış ve ona hayatın anlamını sormuş. Bilge “sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerek” demiş. Bir kaşığa yağ doldurmuş “şimdi çık, bahçede bir tur at ve tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki yağ bir damla bile eksilmesin yoksa kaybedersin” demiş. Adam bahçeyi turlayıp dönmüş. Bilge bakmış gerçekten kaşıktan yağ hiç eksilmemiş. Bunun üzerine peki bahçe nasıldı diye sormuş. Adam “peki de ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki” demiş. Bu sefer yaşlı bilge “bu sefer kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi de inceleyip geleceksin” demiş. Adam tekrar bahçeye çıkmış, gördüğü güzelliklerden büyülenmiş çünkü orası muhteşem bir bahçeymiş. Geriye döndüğünde bilgeye gördüğü güzellikleri anlatmış. Bilge gülmüş “ama kaşıkta hiç yağ kalmamış” demiş ve eklemiş “Hayat senin bakış açında gizlidir ve ancak senin bakışınla anlam kazanır” demiş.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
  • “INNER TALKS” Sergisi ART ROOMS’da Açıldı
  • Berlin'de bir ilki başardı: Sol Partili Elif Eralp kimdir?
  • Sağlıklı Bir Beslenme Çantasında Neler Olmalı?
  • Sıcakta ruh sağlığını korumak için yapılması gerekenler
  • 16. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali 27 Ağustos'ta başlıyor
  • Babutsa Festivali Mustafa Ceceli konseriyle tamamlandı
  • Kaybolan kedi, 10 yıl sonra evine geri döndü
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
  • Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası: Pas geçme uçuş emniyetinin gereğidir
  • Kıbrıs, dijital euro için pilot uygulamaya dahil edildi
  • 2026 Dünya Kupası’nda ilk finalist İspanya
  • Balıkçılık sektörünün mevcut durumu Laguna’da masaya yatırıldı
  • KAYAD: Lapta'daki cinsel taciz iddiasında mağdur çocuk sayısı yediye yükseldi
  • Bitter çikolata sağlıklı mı? Faydaları ve riskleri neler ve ne kadar tüketilmeli?
1/20