• BIST 91.445
  • Altın 211,091
  • Dolar 5,4563
  • Euro 6,1401
  • Lefkoşa 14 °C
  • Mağusa 14 °C
  • Girne 15 °C
  • Güzelyurt 11 °C
  • İskele 14 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 5 °C

Biraz özeleştiri 

Ediz TUNCEL

Ülkenin en önemli sorunlarından biri, insan hayatını aleni ve ölümcül şekilde tehdit altına aldığı için belki de en önemlisi trafik sorunudur.
Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm hükümetler ve bakanlar bu konuda havanda su dövdüler ve trafik kaosunun giderek daha büyük ve içinden çıkılmaz bir kaosa dönüşmesine zemin hazırladılar.
Şimdiki hükümet de düne kadar ötekilerden farklı değildi.
Ancak dün bir gelişme oldu ve açıkcası ben de umutlandım.
Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan bir basın toplantısı düzenledi ve trafik kaosuyla bilimsel düzeyde mücadele yapmak için bir çalışma ekibi oluşturduklarını açıkladı.
Açıklamayı yaparken yanında trafik konusunda ülkenin tek uzmanı olan ve uluslar arası arenada da saygınlığı olan Trafik ve Ulaştırma Mühendisi Taner Aksu vardı…
Taner Hoca’yı yanına almak, Tolga Atakan için başlı başına bir artıdır.
Belli ki hükümete geldikten sonra trafik kaosuyla mücadele adına sağa sola dalarak, karanlıkta el yordamıyla yolunu bulmaktan vazgeçti, yanına işi bilen birini aldı ki o kişi de tek başına başlı başına bir ekibe bedeldir.
Polis Genel Müdürü Birinci Yardımcısı Barbaros Savaşçı da trafik konusunda engine deneyime ve birikime sahip bir kişiliktir ve bir seneye kadar emekliliği de gelecektir.
Bir sene, böylesine engine deneyime sahip birinden faydalanmak için kısa bir süre değildir, dahası, emekliliğinden sonra da bu kadar deneyim ve birikimle çekildiği köşede bırakılacak birisi değildir. 
Taner Aksu ve Barbaros Savaşçı ikilisinden faydalanmak ve önerilerini dikkate almak, bu ülkedeki trafik kaosunda mücadele için sağlam bir temel oluşturacaktır.
Bu bakımdan Tolga Atakan bu ölümcül kaosla mücadele adına doğru kişilerle doğru uygulamaları yaparsa, olumsuz eleştirilerimizin yanında olumlu eleştirilerimiz ve mümkün olan her boyuttaki desteğimiz de kesinlikle esirgenmeyecektir.
……………
En nihayet Türkiye Mali Suçları Araştırma Kurulu denen kurul ortaya çıktı da KKTC’deki kumarhanelerin kara para aklama ve para kaçırma operasyonlarına bir neşter vurdu, bu konuda yenen haltların bir buzdağı olduğunu gözümüze soktu…
MASAK’ın açıkladığı veriler aslında buzdağının görünen ucu bile değil, sadece buzdağının ucunun ucudur.
Beş milyar dolarlık para kaçakçılığı nedir ki!
Bu para bankalar aracılığıyla kaçırıldığı için belirlenebildi, bir de bankalar aracılığıyla değil de yasadışı yollardan kaçırılanlar var ki emin olun bu rakam takip edilebilecek yollardan kaçırılan paranın yüz katından bile fazladır…
Tanınmayan, uluslar arası arenada hiçbir hükmü bulunmayan, kendi hükümetlerinin başbakanlarının, bakanlarının bile siyasi rant elde etmek uğruna kumar mafyasıyla haşır neşir olabildiği, Meclis’inde rüşvet dolarların uçuştuğu ve bugüne kadar koltuk ve şahsi menfaat uğruna yemedik halt bırakmayan, devlet malı deniz yemeyen keriz mantığıyla memleketi ve halkı iliğine kadar sömüren, partizanlıkta tarih yazan, ülkedeki tüm maddi ve manevi değerleri kokuşturan siyasilerden hesap sorulmadığı bir memlekette bu kadar çok kumarhane niye kurulur ki!!!
İyi ki şu ne idüğü belirsiz  FETÖ darbesi oldu da eteklerdeki taşların dökülmesi için ortaya bir bahane çıktı, Türkiye kendi içindeki kirli çamaşırlarını temizlemeye başladı, temizlenirken de işin ucu bize de uzandı.
Bu arada, kısmi gerçeklik payı olsa da, daha çok çamur atma maksatlı olduğu artık gün gibi aşikar olan polisteki FETÖ soruşturması yılan hikayesine dönerken FETÖ tayfasıyla çıkar ve rant  ilişkisi olan “işadamcıkları” listesi nedense bir türlü gün yüzüne çıkmadı, sanki da “özel korumaya” alındılar.
Bu ülkede ve Türkiye’deki kirli ilişkiler yumağı o kadar karmaşıklaştı ki birine dokunsanız okkanın altında tek başına kalmamak için bülbül gibi şakımaya başlayacak, kendisiyle birlikte dipsiz kuyuya çekebildiği kadar çekecektir. 
Bu da “var” ama aslında “yok” olan bu küçük toprak parçasında her türlü rant çarkını çevirenlerin işine kesinlikle gelmez.
Malesef ki ve işte bu yüzden, kendi kendini kurtarabilecek noktadan gittikçe uzaklaşan bu ülkeyi ve halkı kurtaracak olan tek şey, bu ülkeye ve halkına uluslar arası tanınmışlık  ve ülkeye gerçek bir hukuk düzeni getirecek, memleketi hizaya çekecek bir anlaşmadır. 
İki adım ötemizdeki Rum tarafı dünyanın refah seviyesi en yüsek ülkeleri arasında yer alıyor, mafyavari iş adına burnunu uzatanın burnu koparılıyor, belediye başkanları en ufak bir ihmalden içeri tıkılıyor, en ufak bir yolsuzluğa usülsüzlüğe tenezzül eden müdürler, müsteşarlar içeri atılıyor, siyasiler, bakanlar ve hatta başkanları bile mahkeme salonlarında kuzu kuzu hesap veriyor, senede nüfusunun beş katı kadar turist çekiyor,  ama iki adım ötedeki KKTC’nin hemen her köşesi tam bir çirkef yuvası, tam bir batakhane, tam bir açık hava tımarhanesi, tam bir suç ve suçlu cenneti, binbir zahmetle ülkeye getirilen ve kendiliğinden gelen turist de gördüğü pislikten, envai tür rezillikten illallah çekerek kaçıyor…
……………………
Bu arada, Sn. Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’na bir hatırlatma: Noldu bizim yeni çevre yasası???
O kadar bekledi ki artık eskidi de diyebileceğimiz yeni çevre yasasını bir an önce Meclis’ten bir an önce geçirmeye ve otoritesini kullanarak çevre sorunlarına müdahil olacak polis gibi kurumlara da bir an önce yetki vermeye bakın,  Çevre Dairesi artık bitmiş durumdadır, çevre sorunlarına yetişecek durumda değildir, öyle ki, iş yapmaktan ziyade havanda su döven bu dairenin kendisi nerdeyse bir “çevre kirliliği”  konumundadır, bu konuda arkanızdan da önünüzden de bol bol verilip veriştirilmektedir, herhalde kulaklarınız da fena halde çınlamaktadır... 
Söylemedik demeyin.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları