Detay Kıbrıs Gazetesi Bugün
  • BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Lefkoşa 24 °C
  • Mağusa 24 °C
  • Girne 24 °C
  • Güzelyurt 21 °C
  • İskele 24 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C

"Kamera saati intihar görüntüsünü engelledi"

"Kamera saati intihar görüntüsünü engelledi"
Savcı cezaevindeki intiharı böyle açıkladı...

Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 32 gün tutuklu kalan, 10 Kasım 2015’te, kantinden aldığı çamaşır ipiyle kendini asan 14 yaşındakiEmirhan Nas’ı ölüme götüren süreç, 'FETÖ' soruşturması kapsamında açığa alan cmhuriyet savcısı Hüseyin Tunçertarafından karanlığa gömüldü. Cumhuriyet'ten Hilal Köse'nin haberine göre, Savcı Tunçer, takipsizlik kararında, “İntihar etmek suç değil. Ölenin intihara yönlendirildiğine dair herhangi bir delil elde edilemedi” dedi. Anne Semra Omak ise Anayasa Mahkemesi’ne iki ayrı başvuru yaptı. Oğlunu ölüme götüren sorumluların yargılanmasını istiyor. Emirhan’ın son anları, güvenlik kameraları tarafından dakika dakika kaydedildi. Savcı Tunçer’e göre, intihar anının görevlilerce görülmesi imkânsız. Çünkü, cezaevinde tüm güvenlik kamera görüntülerinin canlı izlendiği 4 adet LCD televizyon ekranı var. Ekran 16 eşit parçaya bölünüyor. 4 ekranda toplam 64 görüntü oluyor. Bölünen ekranlarda, saat ve güvenlik kamerasının adının yazıyor olması, intiharı kaydeden kameranın görüş açısının uzak bölümünde bazı alanların görüntülenmesini engelliyor.

 

"O saatte görevli yokmuş"

Cezaevi idaresinin tutanağına göre, Emirhan saat 19.55 sıralarında, bir sonraki vardiyaya görev teslimi için akşam sayımı hazırlığında intihar etti. Saat 17.00’den sonra kameraları takip etme sorumluluğu vardiya baş memurluğundaydı. O akşam, görevlendirilmiş herhangi bir personel yoktu. O anlarda vardiya baş memurluğu görevine geçici olarak bakan infaz koruma memuru ifadesinde, “Olay tarihinde baş memur izinliydi. Sayım hazırlığı yapıyorduk. B-1 koğuşuna gittiğimizde, ölenin boynunda iple bağlı kalorifer borusunun yanında oturur vaziyette olduğunu gördük. Hemen 112’yi aradık” dedi. Savcı Tunçer, 17.00’den sonra neden kameralara kimsenin bakmadığına dair tek bir araştırma yapmadı. Bu bile tek başına dava konusu olduğu halde.

 

"Suçu anneye attı"

Emirhan, cezaevinde kaldığı süre içinde, annesiyle bir kez açık görüş yapabildi. Annesine, cezaevinde kendisine kötü davranıldığını, kilolu, uzun boylu, kaba bir görevlinin her hafta sıra dayağına çektiğini, omuzlarına vurduğunu anlattı. Tuvalet temizlettirdiklerini, bulaşık yıkattıklarını söyledi. “Anne para verme, sigara kullandırmıyorlar. Daha önce verdiğin para duruyor” dedi. Anne Semra Omak, cezaevine bir kez daha gitti. Görüş günü değişti diye kapıdan geri çevrildi. Oğluna getirdiği pantolonu da almadılar. Oğlu hızla kilo kaybetmiş, kıyafetleri bollaşmıştı. Savcı Tunçer, annenin şikâyetini tek kalemde boşa çıkardı. Takipsizlik kararındaki o ifade şöyle: “İleri sürülen kötü muamele iddiaları soyut nitelikte kaldı. Ölenin annesinin, kötü muamele iddialarını öğrenir öğrenmez değil de, oğlu öldükten sonra yani delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi için gereken süreden sonra gündeme getirmesi nedeniyle somut herhangi bir delil elde edilemedi.”

Silahla intihar girişimi

Emirhan’ı hızla ölüme götüren ihmaller zinciri, cezaevine girer girmez başladı. Psiko-Sosyal Yardım Servisi ile ilk görüşmeyi iki gün sonra yaptı. O gün hazırlanan tanıma takip formuna göre Emirhan’ın sağlık durumu iyi. Sosyal güvencesi yok. “Şu anda tedavi görmesini gerektirecek psikolojik bir rahatsızlığı var mı” sorusunun karşısında ise şu ifade yazıyor: “Kaşüstü Hst. psk. ted. gör. İlaçları kendi bırakmış.”

Yani, Kaşüstü Hastanesi’nde psikolojik ya da psikiyatrik tedavi görüyor. “Geçmişte kendine zarar verme girişimi oldu mu?” Bu sorununu yanıtı ise korkunç: “Silah (silahla intihar girişimi.)

Cezaevi psikoloğunun görüşme notlarında, Emirhan’ın ailevi problemleri üzerinde çalışıldığı, psikolojik destek verildiği yazıyor. 23 Ekim’de yapılan son görüşmenin notlarında ise şu bilgiler var: “Stresle başa çıkma anlatıldı. Olumsuz duygularını ifade etmesi sağlandı.”

Savcının bu duruma dair tespiti birkaç cümleden ibaret: “Kurum psiko- sosyal servisince resen iki görüşme yapılmıştır. Aynı odada kalan arkadaşlarının beyanlarından anlaşılacağı üzere intihar fikrinden kimseye bahsetmemiştir. Ailevi sıkıntıları yüzünden psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu anlaşılmıştır.”

Saat çelişkisi...

Dosyadaki bilirkişi raporu, gardiyanların tutanağı ile çelişiyor. Savcı, bu çelişkiyi ise hiç mi hiç irdelemiyor. Gardiyanlar 19.55 dese de, bilirkişi raporunda, Emirhan mutfak denilen bölümde dolaşmaya başlıyor, iki duvar arasında düz bir çizgi halinde gidip geliyor. 19.59’da tezgâha yanaşıyor. 20.12’de tezgâhın yanındaki çekmeceli dolabın üstünden ipi alıyor. Sonra iki eli boğaz hizasında ipi kafasına göre ayarlamaya çalışıyor. İpi kafasından geçirip, ensesine kadar indirerek kontrol ediyor. Sonra ipi kafasından çıkarıp, kalorifer borusuna bağlıyor. 20.13’te, yüzü güvenlik kamerasına bakacak şekilde, ipi kafasından geçiriyor. Yarım adım geri gidip, öne doğru eğiliyor. Boynu öne geliyor. 13 saniye sonra sol ayağını bir adım öne atıyor. Sağ bacağını diz kısmından bükülü halde, 5 saniye sonra, arkaya yere doğru yavaş yavaş düşüyor. Bir dakika sonra, kalorifer peteğine yanaşmış, bacakları açık görülüyor. Bedeni son kez 20.17’de hareket ediyor. Emirhan’ı, 20.28’de koğuştakilerden biri fark ediyor. Boğazındaki ipi onlar kesiyor. Cezaevi görevlileri ise 20.30’da geliyor. Sağlıkçılar 20.46’da müdahale etmeye başlıyor. 20.49’da ambulans cezaevinden çıkıyor. Görüntülere göre, Emirhan’ın intiharı sırasında banyoda başka bir tutuklu var.

"Pişmanım" demişti

 

Emirhan, ilkokul 7. sınıf öğrencisiydi. Okula bir hafta gitmiş, kavgaya karıştığı için okuldan atılmış, açık ilköğretim sistemine yönlendirilmişti. Ancak, bu eğitime de devam etmiyordu. Bütün zamanını dışarıda geçiriyordu. Arkadaşlarıyla yolu sık sık adliyeye düşüyordu. Motosiklet ya da otomobil çalıp, biraz dolaştıktan sonra araçları bırakıyorlardı. Emirhan, bir keresinde, polise kendisi teslim olmuştu. Başka bir gün ise bir markete girmiş, bir tane muz yemiş, iki sigara paketi alıp çıkacakken yakalanmıştı. Yargıç karşısında, yaptığı her şeyi de bir bir anlatıyordu. Üç arkadaş, 1 Ekim 2015’te, gece yarısına doğru, Demirkırlar İş Merkezi’ndeki çay ocağına girip, 250 TL’ye yakın bozuk parayı alınca yine mahkemelik oldular. Emirhan, Trabzon 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde, olay anında orada olduğunu ama içinde para olan kutuları almadığını söyleyerek “pişmanım” dedi.

Mahkeme ise yargılama sonucu verilmesi muhtemel ceza nedeniyle oluşan kaçma şüphesi, delillerin henüz toplanmamış olması ve eylemin niteliği gibi gerekçelerle tutuklama kararı verdi. Emirhan için bu bir ilkti. 9 Ekim’de cezaevine girdi. Kayıtlara, aylık bin TL kazancı olan bir tabela işçisi olarak geçti.

Yargıç, koruma kararı verdi, tahliye etmedi

Trabzon Çocuk Mahkemesi yargıcı Metin Küçük, 5 Kasım’da, iddianameyi kabul etti, aynı zamanda Emirhan’ın tutukluluğunun devamına hükmetti. Gerekçe ise kaçma, tanıklara baskı yapma ve delil karartma ihtimalinin bulunmasıydı. Atılı suç, katalog suçlardandı. Diğer sanık çocuk ise tutuksuzdu. Emirhan, bu karardan 5 gün sonra intihar etti. Davanın ilk duruşması 3 Aralık’ta yapılacaktı. Yargıç Küçük, Emirhan hakkında, 20 Nisan 2015 tarihinde koruma kararı vermişti. Karara göre, Emirhan aile yanında takip edilecekti. Danışmanlık, eğitim ve sağlık tedbiri uygulanacak. Mahkeme kararını, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İl Halk Sağlığı Müdürlüğü uygulayacaktı. Küçük, korunmasını istediği çocuğun, tutukluluk halinin devamına karar vererek hukuk tarihine geçti.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Detay Kıbrıs | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 392 444 79 79 Faks : +90 392 227351