Silivri Cezaevi'nden T24'ten Cansu Çamlıbel'in sorularını yanıtlayan İmamoğlu, "Adaylığım kesin biçimde devam etmektedir" dedi.
İmamoğlu, kendisinin katılamadığı, özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçimin "Cumhurbaşkanının meşruiyetinin bittiği" bir seçim olacağını savundu.
İmamoğlu, kapsamlı röportajda hem kendi siyasi geleceğine hem de Türkiye'nin gidişatına yönelik değerlendirmelerde bulundu.
Kürt sorunundan ekonomik sorunlara, yargı bağımsızlığından seçim güvenliğine kadar geniş bir yelpazede açıklamalar yapan İmamoğlu, Türkiye'nin "eşit yurttaşlık temelinde büyük bir sıçrama yapabileceğini" söyledi.
İmamoğlu, Kürt sorunuyla ilgili olarak, "Her vatandaşımızın dilinden kültürüne, inancından geleneklerine kadar eşit yurttaşlığı hissedeceği bir süreç, Türkiye'ye en büyük sıçramayı yaşatacaktır" dedi.
Diploma davası: 'Hukuk tarihinin kara lekelerinden biri'
Ekrem İmamoğlu, tutuklandığı gün, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ilan edilmişti.
İmamoğlu'nun adaylığını etkileyebileceği iddia edilen diploma davası, son aylarda siyasi gündemin en tartışmalı başlıklarından biri.
İmamoğlu, bu davayı "hukuk tarihinin kara lekesi" olarak nitelendirerek devlet kurumlarına duyduğu güvenin kötüye kullanıldığını savundu.
19 yaşında bir genç olarak devletin ilanlarına, belgelerine ve onayına güvenerek yatay geçiş yaptığını belirten İmamoğlu, bugün aynı belgelerin tartışma konusu yapılmasını "kumpas" olarak değerlendirdi:
"Bir avuç muhteris, devletimizin yargısını ve kurumlarını istismar ederek 35 yıllık diplomamı almaya çalışıyor. Helal olan haram edilmek isteniyor."
İmamoğlu, davanın henüz sonuçlanmadığını ve bu nedenle adaylığının hukuken devam ettiğini vurguladı.
'Adaylığım milletin iradesiyle devam ediyor'
Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığının kişisel bir tercih değil, halkın iradesi olduğunu söyledi ve 23 Mart'ta yapılan ön seçimde kendisine verilen desteği hatırlattı:
"Ben kendi irademle değil, 15,5 milyon vatandaşımızın iradesiyle cumhurbaşkanı adayı oldum. Yetkiyi millet verir, millet alır."
CHP içinde Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş'ın da cumhurbaşkanı adaylığı için güçlü bir alternatif olarak konuşulmasını da değerlendiren İmamoğlu, partisinin çok sayıda nitelikli aday çıkarabilecek kapasitede olduğunu belirtti.
'İmamoğlu'nun yarışamadığı bir seçim meşruiyet sorunu doğurur'
İmamoğlu, kendisinin yarışamadığı bir seçimin demokratik meşruiyet açısından sorun yaratacağını savundu:
"Ekrem İmamoğlu'nun katılamadığı, özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçim, Cumhurbaşkanı'nın meşruiyetinin bittiği bir seçim olur. On milyonların, Ekrem İmamoğlu yerine adaylaştığı bir seçime dönüşür."
İktidara yönelik olarak "400 milletvekili hülyasına kapılırlarsa, çok beklerler" diyen İmamoğlu, CHP'nin olası bir anayasa referandumu sürecine hazır olduklarını söyledi.
'En çok mağdur edilen kesimler önceliğimiz olacak'
Ekrem İmamoğlu, iktidara gelmeleri halinde önceliklerinin ekonomik olarak zor durumda bırakılan kesimler olacağını vurguladı.
İmamoğlu; dar gelirliler, emekliler, kadınlar ve gençlerin mevcut yönetim tarafından en çok mağdur edilen gruplar olduğunu söyledi.
Türkiye'nin "dünyadaki yeni demokrasi dalgasının" öncülerinden biri olabileceğini söyleyen İmamoğlu, ülkede siyasi nedenlerle tutuklu bulunan binlerce kişi olduğunu hatırlattı, kendisinin de 10 aydır "gerçeklikten uzak bir iddianameyle" tutsak edildiğini savundu.
Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın da 10 yıldır cezaevinde tutulduğunu hatırlatan İmamoğlu, Türkiye'de geniş kesimlerin mağdur edildiğini ancak tüm bu tabloya rağmen umutsuz olmadığını söyledi.
İmamoğlu, dünyada otoriter dalgaların ardından mutlaka demokratikleşme dönemlerinin geldiğini belirterek, "Her ters demokrasi dalgası sonunda bir demokrasi dalgası da yaşanmış dünyada. Değişim uzak değil" dedi.
AB üyeliği: 'Çıpa niteliğinde bir hedef'
Ekrem İmamoğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin geleceğine dair soruları yanıtlarken, AB üyeliği hedefinin hala stratejik bir önem taşıdığını söyledi.
Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin fiilen donmuş olmasına rağmen hukuken sürecin devam ettiğini hatırlatan İmamoğlu, AB standartlarının Türkiye için bir modernleşme ve reform çerçevesi sunduğunu belirtti:
" 'AB bitti' demek kolay ama AB'nin ürettiği standartlara uyum ihtiyacı bitmiyor. Ekonomimiz fiilen Avrupa'ya bağlı. Bu nedenle AB yolculuğu, kalkınma politikalarımızı destekleyen ve demokrasi vizyonumuzla uyumlu bir süreçtir."
Türkiye'nin yeni Avrupa düzeninde masada olması gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisi, yeşil dönüşüm, dijital uyum ve savunma işbirliklerinin 2030'larda da önemini koruyacağının altını çizdi.
'İsrail'in Türkiye'yi doğrudan hedef almasının bedeli ağır olur'
Ortadoğu'daki gerilime ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İmamoğlu, İsrail'in Türkiye'yi doğrudan hedef almasının gerçekçi bir ihtimal olmadığını, böyle bir girişimin ağır sonuçları olacağını söyledi.
Asıl riskin Suriye sahasında ortaya çıkabileceğini belirten İmamoğlu, bölgede hava sahası, vekil unsurlar, istihbarat faaliyetleri ve hedefli operasyonlar üzerinden gerilimin tırmanabileceğini ifade etti.
Bir saldırının Türkiye sınırına yaklaşmasının yanlış hesaplama riskini artıracağını söyleyen İmamoğlu; deniz yetki alanları, enerji hatları ve siber güvenliğin de potansiyel çatışma başlıkları olduğunu belirtti.
Türkiye'nin dış politikasının hem güçlü bir savunma kapasitesi hem de etkin diplomasi üzerine kurulması gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, "Hazırlık caydırıcılığı artırır, diplomasi gerilimi kontrol eder" dedi ve ekledi:
"Türkiye hiçbir ülkeye benzemez. Güçlü bir devlet yapısı kuracağız."
'Kürt meselesi yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda demokrasi meselesidir'
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Terörsüz Türkiye" vurgusuyla yaptığı açıklamaların ardından konuşan İmamoğlu, Kürt meselesinin yalnızca güvenlik perspektifiyle ele alınamayacağını söyledi.
Türkiye toplumunun tarihsel bağlarına dikkat çeken İmamoğlu, "Milletimiz Türk, Kürt, Sünni, Alevi gönül bağlarıyla birbirine kenetlenmiş bir millettir. Bu toprakların kardeşliğini kimse bozamaz" dedi.
Bahçeli'nin çağrısını "doğru ama eksik ve geç kalmış" olarak nitelendiren İmamoğlu, sorunun tüm Türkiye'nin ortak meselesi olduğunu vurguladı:
"Kürt meselesi yalnız güvenlik değil, aynı zamanda demokrasi ve kader birliği meselesidir. Türkiye'nin demokratik bir ülke olmasının yolu, bu meselenin adil, kalıcı ve yasal zeminde çözülmesinden geçer."
'Süreci destekledik, desteklemeye devam ediyoruz'
İmamoğlu, yeni çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerinde ise sürecin yalnızca güvenlik eksenli değil, aynı zamanda demokratikleşme boyutuyla ele alınması gerektiğini vurguladı.
CHP'nin Meclis Başkanlığı'na sunduğu raporun da bu çerçevede hazırlandığını belirten İmamoğlu, "Herkesin dilinden kültürüne ve inançlarına kadar eşit yurttaşlığı hissedeceği bir süreç Türkiye'ye en büyük sıçramayı yaşatacaktır" ifadelerini kullandı.
"Demirtaş'ın dediği gibi, Diyarbakır'da bir Amedspor-Trabzonspor maçında buluşmalıyız" diyen İmamoğlu, sürece başından beri destek verdiklerini hatırlattı ve bu desteğin nedenini şöyle açıkladı:
"Bizim için terörün sona ermesi, Kürt meselesinin hukuk ve siyaset zemininde ele alınması ülkemizin ihtiyacıdır. Bu konuyu ikbal ve istikbal meselesi olarak görmedik."
Sürecin başarıya ulaşması halinde Türkiye'nin büyük bir kazanım elde edeceğini belirten İmamoğlu, çatışmaların sona ermesi ve Kürt sorununun demokratik zeminde konuşulmasının ülkenin geleceği açısından kritik olduğunu söyledi.
"Demokratikleşme olmadan kalıcı barış mümkün değil" diyen İmamoğlu, iktidarın süreci yönetememesi durumunda CHP'nin devreye gireceğini belirterek, "Bu iktidar halledemezse biz gelir, biz çözeriz" ifadelerini kullandı.
Çözüm süreci kapsamında kurulan komisyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, komisyonun çalışmalarını önemsediğini ancak kendi siyasi geleceğinin bu masada tartışılmasına izin vermeyeceğini vurguladı:
"Komisyonu geleceğimin pazarlık konusu edildiği bir yer olarak görmüyorum, görülmesine de izin vermem. Cezaevinde olmam şahsi bir mesele değil. Mesele Türkiye'nin bir büyük cezaevine dönmüş olmasıdır."
'Batı ile ilişki biçimi Erdoğan'ın elini güçlendiriyor'
İmamoğlu, Batı ile ilişki biçiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elini güçlendirdiğini ve "otoriterleşmenin maliyetini düşürdüğünü" söyledi.
"Bugün batı başkentlerinin bir kısmı otoriter liderlerle iş yapmayı kolay görüyor" diyen İmamoğlu, "meşruiyet, hukuk, demokratik kapasite, ekonomik dayanıklılık" sahibi ülkelerin ise kimseye borçlu olmayacağını söyledi ve ekledi:
"Bunlar yoksa en yüksek sesle bağımsızlık konuşsanız bile pazarlık gücünüz düşer."
'İddianamesine güvenen, duruşmaları canlı yayınlar'
Ekrem İmamoğlu'nun üniversite diplomasının iptali işlemine karşı İstanbul Bölge 5. İdare Mahkemesi'nde açılan davanın duruşması Cuma günü yapılacak.
İmamoğlu'nun "suç örgütü lideri" olmakla suçlandığı İBB davası ise 9 Mart'ta başlayacak.
T24'ten Cansu Çamlıbel'e verdiği mülakatta hakkındaki tüm suçlamaları bir kez daha reddeden İmamoğlu, "İddianamesine güvenen duruşmaları canlı yayınlar; hukuk varsa delil konuşur, yoksa tarih konuşur" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile "uzun yola hüküm giydiklerini" söyleyen İmamoğlu, aralarında makas açılmasının söz konusu olamayacağını belirterek, "Siyasi mühendisliklere hiç yenilmeyiz" diye konuştu.
İmamoğlu, "Sizin sokakla ilişki kurma ve siyaset yapma üslubunuz Tayyip Erdoğan'a benzetiliyor. Muhafazakâr bir aileden gelmeniz, ticaretten anlamanız gibi özelliklerinizi benzer bulan ciddi bir kitle var ve böyle düşünenler Erdoğan'ın tam da bu yüzden size tahammül edemediğine de inanıyor. Bu varsayıma inananlara ne söylemek istersiniz?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Kağıt üzerinde benzerlikler olabilir. Karadenizli olmamız, ticaretten gelmemiz...
"Ben birleştirici, kucaklayıcı, ılımlı söylemlerde bulunmayı tercih ediyorum. Kutuplaşmayı arttıran, kendisine oy vermeyen seçmeni ötekileştiren söylemleri kınıyor ve 86 milyon vatandaşımızı ayrıştıran bu yönetim biçimini asla doğru bulmuyorum...
"Saray hukuku yerine hukukun üstünlüğüne inanan, sosyal adaleti savunan, denge ve denetlemenin hakim olduğu, şeffaf ve liyakate dayalı bir yönetim modelini benimseyen, çoğulcu demokrasi değerlerine inanan biriyim. Tüm bu farklılıklar sayesinde sandıkta dört kez yendim, beşincide de yeneceğim."




















-001.gif)












































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.